İçimdeki telaşın farkına vardın.
Artık oyalanmamalıyım.
Şimdi durursam, bir daha gidemem.
Caymadan gitmeliyim, ertelememeliyim.
Gideceğimi hissetmişsin gibi daha sıkı sarılıyorsun bana.
Dün gece uyandığımda yüzümdeydi gözlerin, beni izliyordun.
Böylesine korkak, böylesine cesaretsiz, böyle çekilmez bir adamı nasıl seviyorsun,
anlayamıyorum.
Dokunmaya bile kıyamazken, nasıl böyle hoyrat davranabiliyorum sana!
Kendime bazen şaşıyorum!
Durumu daha da zorlaştırmadan gideceğim… Kasım bitmeden… Vazgeçmeden.
Bu gece yağmur yağarsa gideceğim.
Sokaklarda kaybolmuş bir çocuk gibi ağlaya ağlaya yürüyeceğim.
Saçlarımı yağmur, yüzümü yaşlarım ıslatacak, sen beni hiç öyle görmedin, görmeyeceksin.
Yağmur camlarımı kıracak, git diyor bu şehirden, sevdiğini söyleyemediğin kadını bırakıp
ardında düş yollara…
Gitmekten ve sevmekten vazgeçmeden git diyor…
Elveda kadınım, yüreğim dayanmıyor artık, sevgini taşıyamıyor bu geniş bedenim,
gidiyorum!
Bir kadını bunca çok severken sevgisinden korkup, kaçan bir adama yakışanı yapıyorum,
kaçıyorum!
İç savaşlarımdan çok yara aldım, kaybedecek bir “sen”im kaldı, onu da kaybetmeyi
kaldırmaz yüreğim.
Şimdi
sen sağ kal, farz et ki, ben zamansız toprak altına girmiş bir şehidim! Elveda Kadınım, elveda sevdiğim!...
Yanındayken nasıl sevdiysem seni uzağında da öyle seveceğim…
Dişlerimi sıkarak, nefesimi tutarak, için için yanarak seveceğim Kadınım seni…
Hiç bilmediğin gibi… Hiç bilemeyeceğin gibi!





Eğer gidersen…
tükenir kelimeler… kurur mürekkepler… titreyen bakışlarıma kan izi yuvalanır… kirpiğimin gölgesinden binlerce damla yuvarlanır… ve her hüzün gözlerimde bir bakış için harlanır…
eğer gidersen…
dudak payı misafirlikler yaşar yüreğim… hüzün baz bir gölge düşer ardıma… bürünür yüreğim yokluğunun gardına… hem de nefes aldığım her anımda adın hep büyük harflerle yazılıyken gönül duvarıma…
eğer gidersen…
dert dinlemez ağır başlı duvarlar… her anı beni başka bir uçuruma yuvarlar… yolda kurşunlara dizilir bütün havarlar…
eğer gidersen…
öksüz kalır sokaklar… sitemkar yaşlarla dolar kaldırımlar… ve yağmaz olur artık aşka aşık yağmurlar…
eğer gidersen…
güneşsiz zamanların korkusu sarar bedenimi… her gece aralanır sisli gözlerimde bir hayal perdesi… her adımda yoluma çıkar başka bir ayrılığın sureti…
eğer gidersen…
düşünceler bir yer bulamaz beynimin kıvrımlarında… yüzün düşer bu evdeki her aynaya… her kibrit sana yanar… her mum sana ağlar… her zil seni çalar…
eğer gidersen…
kabuslar kabusları kovalar… sınır tanımaz uykular… bir telaşa döner içimdeki korkular… ömrüm yamalı bir bahar yaşar…
eğer gidersen…
her acı başka bir leke bırakır yüreğime… her hazan başka bir hayal… her ateş başka bir har bırakır gözlerime… her sancı başka bir vebal…
eğer gidersen…
ne saçlarının sıcaklığı olur parmak uçlarımda… ne parmak izlerin kalır avuçlarımda… ne bakışlarının ahengi düşer gözlerime… ne bir af çıkar terkedilmiş yürek suçlarıma…
eğer gidersen…
büyür gözbebeklerimdeki sancı… her gece kabuslardan yatak açar bana yalnız bir hancı… ve devleşir içimde sensizliğe açılan her acı…
eğer gidersen
sahipsiz bir gölge gibi çekip gider aşk sol yanımdan… hiç yaşamamış hiç var olmamış gibi çekilir kanım damarlarımdan… yalnızlığın gölgesi düşer adımlarıma
binlerce can kopar canımdan …
Bu yazıya susarak yorum yapmak istemiştim bunu yazcktım ama Bu yorumun üzerine susmak her halde daha güzel yorum olsa gerek. Yazan'a da yorumu yapana da teşekkür etmeyi bir borç bilirim