Aşkın özel hukuk kuralları ile açıklanması mümkün değildir:
Aşk bütünüyle Ceza Hukukunun alanı içindedir. Kadın tarafın çektirdikleri ceza değil de nedir? Ve de isabetlidir: Kötüniyetli erkek bu cezaya müstehaktır. İyiniyetli erkeğin bu cezaya katlanması gerekmez; zaten gözaltına bile almazsınız..
Özel hukukta belgeler geçerlidir. Aşkta ise verilen sözler, unutulan sözler ve anımsatılan sözler geçerlidir. Ceza hukukundaki gibi aşkta da tanık gösterilir. Genellikle tanık dinlenmez ama gösterilir.
Kıskanç tarafın soruları, hazırlık aşamasındaki kolluk güçlerinin sorgulamasından daha bezdiricidir. Böyle bir sorgulama özel hukukta yapılmaz; yapılamaz.
Aşkta taraflar arasındaki yargılama sonucunda verilen hüküm cezadır: müebbeten memnuniyetten mahrumiyet veya geçici mahrumiyetler söz konusudur. Hatta mahrumiyetler ''sağa bakma'' ''sola da bakma'' ''onunla çay içmeye gidemezsin'' biçimine bürünebilir.
Özel hukukta karşı taraftan bir hak alınmaya çalışılır. Cezada ise almak değil, eza vermek söz konusudur. Aşk karşılık beklenmeden yaşanır; ancak karşı tarafa ne kadar acı verilirse o kadar manevi doyum sağlanır. Bu da aşkı ceza hukukunun konusu yapar.
Uzatmaya gerek yok: aşk ezadır, cezadır.
Gelecek yazımda aşkın nasıl olup da Sosyal Sigortalar Mevzuatına tabi olduğunu anlatacağım ....
Saygılarımla
Bir Dost
Kaynak:http://www.turkhukuksitesi.com/
0 Yorum