Küçük Şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küçük Şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İnsanın Dört Mevsimi

Gönderen Dert Ortağı 27 Eylül 2010 0 Yorum edit post | |

http://img268.imageshack.us/img268/9956/drtmevsim.jpg
İnsanın Dört Mevsimi

Bilgeliğine şüphe duyulmayan bir adam çocukların hayat boyu sürecek bir ders vermek istiyordu. Oğullarının öncelikle insanlar ve hayatta hemen her konuda çabuk hüküm ve karar vermenin yanlışlığını öğretmek istiyordu.


Bir gün dört oğlunu yanına çağırdı. En büyük oğluna, ülke dışına kış mevsiminde çıkıp bir mango ağacını görüp incelemes...ini istedi. Daha küçük oğluna bahar mevsiminde yolculuğa çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi.

Üçüncü sırdaki büyük oğluna da yaz mevsiminde yola çıkıp göreceği mango ağacını iyice incelemesini istedi.
Oğullarının en küçüğüne ise sonbaharda yolculuğa çıkıp göreceği mango ağacını incelemesini söyledi.

Mevsimler geldi geçti ve bütün oğulları yolculuklarını tamamladılar. Bilge baba bütün çocuklarını yanına çağırdı ve:

- Haydi, şimdi de görüp incelediğiniz mango ağacının özelliklerini bana anlatın, dedi.
Kışın yolculuğa çıkan en büyük oğlu:
- Baba, ağaç sanki yanmış, kuru bir kütük gibiydi. Ondan daha küçük olan, bahar mevsiminde yolculuğa çıkan oğul söze başladı ve:
-Ağabeyim dediği yanlış, ağacın yemyeşil yaprakları her tarafını sarmıştı, dedi. Üçüncü sıradaki oğul ise ağabeylerine itiraz ederek,
- Sizin söylediğiniz gibi değildi, dedi, ağaç gül gibi güzel çiçeklerle donanmıştı. Sıra en küçüğüne gelmişti, o bütün ağabeylerine itiraz etti ve: - Siz hepiniz ne gördünüz bilmiyorsunuz, ağacın meyveleri vardı, ben tattım, tadı armudun tadına benziyordu, ağaçta armut ağacına benziyordu, dedi.

Şimdi konuşma sırası bilge babaya gelmişti. Bilge baba konuşmaya başladı ve şöyle dedi:

-Oğullarım, aslında hepiniz doğru söylüyorsunuz. Çünkü ağacı ayrı mevsimlerde gördünüz. İşte size hayat boyu aklınızda bulunması için öğüdümü vermek istiyorum:
İnsanların hal ve tutum ve davranışları hakkında hüküm verirken, o insanların her mevsimini, her yönünü bilip bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra karar verin!..

Bir Erkeğin En Güzel Yeri Neresidir?

Gönderen Dert Ortağı 07 Eylül 2010 0 Yorum edit post | |

Milyonlarca Kadın yanılıyor olamaz!
Bir Erkeğin Engüzel Yeri başının etidir!

http://img838.imageshack.us/img838/7789/basv.jpg

Olgunlaşmak...‏

Gönderen Dert Ortağı 06 Eylül 2010 0 Yorum edit post | |

http://img251.imageshack.us/img251/5415/olgunlasmaksesli.jpg
Artık eskisi gibi her haftasonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım.

İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi.
İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var.Ben demiştim sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor..

Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele. Boş geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama çokta yorulmaktan kendimi çokta hırpalamaktan yana değilim. Gerektiğinde hayır demeyi öğrendim ve bu kelime başta karşındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor.Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor.

Aileme, eşime ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor.Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçakgönüllülükle gülüyorum içimden sadece.Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım.

Önce kendine güzel görünmelisin, kokoz da deseler kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı .Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu.Sonra Sezen’in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun.

İşte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek.İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok işe yarıyor.

Bir gün hepinizin bu huzurlu olgunluğu bulmasını diliyorum.

Can Dündar

Maçoların Kokusu Bile Başkaymış!

Gönderen Dert Ortağı 28 Ağustos 2010 2 Yorum edit post | |

http://img405.imageshack.us/img405/5205/maco.jpgALMANYA’da yapılan bir araştırmada, maço erkeklerin diğer erkeklerden daha farklı bir koku salgıladıkları ortaya çıktı. Heinrich- Heine Üniversitesi’nde yapılan çalışmalarda, kadınların bu kokuyu ayırt ettikleri ve “sağlıklı çocuklar
doğurmak” içgüdüsüyle bu erkekleri daha çekici buldukları belirlendi.

Araştırmada bazı erkeklerin de maço erkek kokusunu alarak, kavga çıkarmamak için daha dikkatli davrandıkları ortaya çıktı. Kadınların niçin maço erkekleri daha çekici buldukları ise bilinmiyor. Ancak araştırmayı yürüten psikologlar, maço erkeklerdeki yüksek testosteron hormonu seviyesinin etkili olabileceğini düşünüyor.

GAZETE HABERTURK


Dert Ortağı'nın Notu:" Taş kesilin Uleyyn"  Tatar Ramazanı Görünce aklıma başka bir şey gelmiyor ki :) bu arada ben nasıl kokuyorum ki?

Reklam Sloganları Sözlüğü

Gönderen Dert Ortağı 21 Temmuz 2010 19 Yorum edit post | |

http://img16.imageshack.us/img16/2536/reklam1300x176.jpgA

Abbate: Bir gomlek ustun
Abc: Farki fiyati
ACE: Ace iceri, mikroplar disari
ACE: Lekelere dusman, camasira dost
Acibadem Sigorta: Saglikli sigorta
Adidas: Forever sport
Adidas: Impossible is nothing
Ajans Press: Medyadaki gozunuz
Ajax : Oyle hizli temizler ki sanki bu dunyadan degil
Akai: Akai, Daha iyi
Akbank: Guveninizin eseri
Akin Cay: Tadiyla farkli cay
Akmina Maden Suyu: Meyveler gaza geldi
Aksigorta: Iyi ki ?Aksigorta?liyim.
Al Baraka Turk: Faizsiz kazanc
Albeni: Bahanesi cok
Alfa Romeo: Guzellik yetmez
Algida Vienetta: Bir dilim asla yetmez
Algida: Sofraya en son o gelir akilda bir tek o kalir
Alo: Beyazotesi.
American Siding: Anlatilmaz kaplanir
Anadolu Finans: Dolu dolu bankacilik
Anadolu Finans: Bir farkiniz olsun
Anadolu Hayat: Gelecek de bir gun gelecek
Anadolu Hayat: Hayat uzmani
Anadolu Sigorta: Evdeki huzur, zenginlik budur
Ancyra: Made in Ankara.
Antalya Yilmaz Koleji: Zirveye uzanan cizgi
Aramis Life Parfum: Hayat. Mukemmel bir oyun.
Aras Cargo: Onem tasir
Arcelik: Hayata
Arcelik: Arcelik demek yenilik demek
Arcelik: Kucuk bir Arcelik'le sevgiye zaman kalir
Arcelik: Yasam kalitesi icin calisir
Aria: Iletisim sanattir
Aria: Isteyin yeter
Ariston: Paylasilan anlarda
Ariston: Siz isteyin
Arko Krem: En degerli giysiniz cildiniz
Arko: Erkek adama hikaye gerisi
Arko: Her eve lazim
Armoni: Yeni baslangiclar icin
Aroma: Aroma'dan baskasini arama
Arow:Tek benzeri oteki teki.
Artema: Ac kapa, ac kapa
Askaynak Kaynak Elektrotlari ve Telleri: Kalitenin kaynagi
Asya Finans: Faizsiz bankacilikta cagi asan hizmet
Asya Finans: Farkli beklentilere farkli cozumler
Askim Askim: Darisi diger asiklarin basina
Atilim Mobilya: Size dusen keyfini surmek
Atlas: Her zaman kesfetmek icin bak!
Atlas: Kiymetli yun hali
Audi A6: Kendi kurallarini yarat
Audi: Guc kontrol altinda
Audi: Teknoloji ile bir adim onde
Auer: Sicak esya uzmani
Avea: Simdi konusma zamani
Avis: 'Arayin, vasita isteyin' servisi
Avis: Otomobili Kiralayin
Axess: Hayatinizda Axess var
Axess: Kazancli yasam kartiniz
Ayakkabi Dunyasi: Ayakkabi Dunyasi'nda dunyanin ayakkabisi var
Aygaz: Hayatin degerini bilir
Aymar: Aklimi seveyim
Aymar: Fiyati, kalitesi var mi aymar gibisi?
Aytac: A kalite lezzet
Aytac: Ne yedigimiz onemlidir

B

Bab: Bilincli alisveris burada!
Bacardi : Are you tape 0
Bacardi: Spirit
Bailey?s: Kendinizi duygularinizin akisina birakin
Bal Kupu: Her pakette ayni lezzet
Balkaymak: Bal gibi biliyorsunuz
Bamos Ofis Mobilyalari: Iste kolaylik
Banacure Sac Bakim urunleri: Guzel ve akilli
Banvit: Lezzet gunesi
Baymak: Cok yakin bir Baymak bayii mutlaka vardir
Becel: Kalbinizle dost
Becks?s: Hayat cagiriyor. Anahtari sende.
Begendik: Alisverisin baskenti
Beko: Bir dunya markasi
Belissima: Hayat hep istediginiz yasta
Bellona: Guzel yasamak sanattir
Benetton: United colors of Benetton
BenQ Cep Telefonu: Eglence nerede BenQ orada!
Bepanthol Sun: Gunesinize saglik!
Beymen Club: Giyim bir yasam tarzidir
Bim: Toptan fiyatina perakende satis
Birlik Sigorta: Birlik'ten kuvvet dogar
Bizim Yag: Var mi Bizim gibi lezzetlisi?
Blendax: Bas donduren isiltili saclar
Blend Fashion Socks: Sicacik ayaklar YUMUSACIK hayatlar.
BMC: Bence BMC
BMW: Only flying is better
Bonus Card: Alsak alsak bedavaya ne alsak?
Bosch: Once guven
Bosch: Profesyoneller icin; mavi guc.
Boss Parfum: Boss in motion
Bp: Agzi olan konusuyor
Braun: Fark yaratan tasarim
Braun Silk-epil: Hayata her zaman hazir olun.
Breitling: Instruments for professionals
Bridgestone: Bridgestone, yolunu bilir
Buhan Dergileri: Egitimde bir markadir
Burger King: Ates seni cagiriooo
Burger King: Farki tadinda. Alevde izgara.
Bucuruk: Bugunun cocuklarina

C

Caldion: Once hisset sonra yasa!
Calgon: Makineniz uzun yasar Calgon'la
Calve Cabuk Corba: Sicacik bir mola
Calvin Klein Saat: Take your time
Cambaz: Yeme, icme, eglenme merkezi
Camel : One life, live it!
Can Bebe: Cisimi yapiyom, cisimi yapiyom, popom kuru kaliyor
Canon: You can on
Cappy: Gunesin meyveleriyle tazelen
Capri Sun: Once huplet, sonra gumlet
Carlsberg: Part of the game
Carlsberg: Probably the best beer in the world
Casper Computer: Turkiye'nin Prestiji
Castrol: Castrol'le motorlar daima 0 km
Chicco: Cocugun oldugu her yerde
CHP: Turkiye?nin kurucusu ve guvencesi
Cif: Zor kirleri Cif?le cifleyin
CinCin : Cin gibiler CinCin cigner.
Citibank: Your citi never sleeps
Citroen: Otomobilim
Citroen: Teknoloji aska geldi
Clean&Clear: Cildiniz kontrol altinda
CNBC-e: Yasamin renkleri
Cnn Turk: Ilk bilen siz olun
Coca Cola: Hayatin tadi
Coca Cola: Her zaman
Coca-Cola Light: Isigini yansit!
Coco Star: Bir isirikla bambaska bir dunya
Colgate Total: 12 saat tam koruma
Colgate: Dunyanin 1 numarali dis macunu
Colin's: Hepsinin ustunde
Commodore: Icinizdeki dahiyi uyandirin
Camlica: Ayilana gazoz, bayilana limon
Cilek Genc Odasi: Burada bizim sozumuz gececek
Cizgi Ofset: Yalniz dusuncelere baski yapmiyoruz
Cokomilk: Hic aklimdan cikmiyor ki
Cukurova Is Makineleri: Turkiye'nin is gucu

D

Danette: Sutun en tatli hali
Dankek: Kek dunyasinda tek
Danone Danette: Bana gore sut, onlara gore cikolata!
Danone: Bundan daha dogal ne olabilir ki?
Danone: Iyi bak kendine
Dardanel Ton: Ton, ton, ton Dardanel Ton
De Beers: Diamond is forever
Deco: Halida moda
DemirBank: DemirBank iyi gunler diler
Demirdokum: Dort mevsim dostunuz
Demirdokum: Insan icin her yerde
Demirdokum: Kesin Cozum
Demirdokum: Kombi Demirdokum'den sorulur
Deniz Kent: Istanbul'un icinde, sorunlarin disinda
Denizbank: Bankaciligin yeni rotasi
Derby Tras Bicagi: Kalite kallavi, fiyat cuzzi. Sapina kadar Derby
Devlet Istatistik Enstitusu: Ulkesine emek verenler sayiliyor
Disbank: Disbank reklamlarini gordunuz mu?
Diasa: Ne varsa piyasada, en ucuzu Diasa'da
Diesel: For succesful living
Digiturk Zap: Zap'layin dijitale ziplayin
Digiturk: Digi digi digi Turkler, mutlu mesut aileler
Digiturk: Dunyayi evinize getirir
Dimes: Yalnizca en iyiler bu kutuya girebilir
Dior Pure Poison: Icinizdeki bastan cikariciligi harekete gecirmek icin
Dizayn Group: Turkiye altyapisinda Dizayn istiyor
Dogus Cay: Cay budur.
Dogus Cay: En guzel cay, dogus cay
Doping: Gunes'ten genclere buyuk
Doritos Alaturca: Dunyada esi yok
Doritos Alaturca: Kiskananlar catlasin
Doritos: Hayat senin! Kurallari sen koy!
Dove: Siz de deneyin, farki hissedin
Dr. Oetker: Isin ozu kalitedir
Dunlopillo Yataklari: Ingiliz klasigi
Duracell: 10 kata kadar daha uzun omurlu
Durex: Because feeling is everything
Duru Limon Kolonyosi: Yepyeni bir gelenek
Duru Sampuan: Saclarinizin guzelligi gozlerinize yansir
Dunya Hali: Yeniliklerin olcusu ?Dunya? en iyiyi arayanlara
DYO : Boyada birinci

E

E.C.A: Yillarca beraber
Efes Light: Serinle ama yetinme!
Efes Pilsen: Bira bu kapagin altindadir
Ege Yildiz: Suya yon veren oncu kurulus
Egepen Deceununick: Evimin penceresi
Egepen Deceununick: Uluslararasi tek pen
Egos: Basiniza gelen en guzel sey
E-Kolay.net: Hayatin bir tik onunde
Electronic Arts: Challange everything
Elidor: Hep bakacaklar
Elidor: Sacima ozel bir Elidor'la bana ozel bir guzellik
Elka : Elli kapi hemen, bin kapi yarin
Ellese: Spor giyimde Italyan sikligi
Emsan Dalgic Pompalari: Su kadar gerekli
Epson: ImagEmotion
Eraslan Gunes Enerji Sistemleri: Sicak, simsicak
Ergaz: Genc Enerji
Ergo:Ergonomik yatak.
Ericsson:Sadece en iyiler Ericsson kullanir
Erpen: Boylesi varken
Eti Browni: Mutlu et kendini!
Eti Cici Bebe: Sevgi kadar yararli
Eti Form: Form ye. Formda kal.
Eti Remix: Acligi keser? Bi? yere kadar
Eti Soho: Soho'da bulusalim
Eti Turti: Eline saglik Eti?cigim, senin ki gibi olmus annecigim
Eti Wanted: Baskasini dinleme, kendin dene!
Eyup Sabri Tuncer Kolonyalari: Turkiye'nin Kolonyasi

F

F1 Racing: Formula 1 F1 Racing?te okunur
Fanta Light: Kalorisi de light
Fanta: Aramizda
Fanta: Eglenceyi paylas
Fanta: Gel buraya!
Felicita: Giyimdeki mutluluk
Felicita: Mutluluk demektir
Fem Dersaneleri: Farki fark edeceksiniz!
Femidom Kadin Prezervatifi: Amaci ayni temasi farkli
Findik Tanitim Grubu: Her gun bir avuc findik!
Fiat Albea: Sik, ferah bir dunya!
Fiat Stilo: Yeni Stil O
Fiat Tempra : Babam ole diyo
Fiat: Tutkunun eseri
Filli Boya: En guzel boya
Final Dersaneleri: Final'le kazanacaksiniz!
Finansal Forum: Her isin basi para.
First Duo : Daha fazlasini istemekle cok olmuyorsunuz
Fiskobirlik: Aganigi naganigi
Ford Fiesta: Hadi disari cik!
Ford Focus C-Max: Budnan sorna heer sye ksuurlu gornuceeek.
Ford Focus: Hayat sizin, kontrolu kimin?
Ford Fusion: Yuksekte olmaya alisin
Ford Mondeo: Liderlik ruhunda
Ford Ticari Araclari: Gorev tamam
Ford: Ford'da hep daha fazlasini bulacaksiniz
Ford: Tasarimi yasamdan, guveni teknolojiden
Fruko: On yuz bin milyon baloncuk yuttum
Fuji Film: Hayat kadar gercek

G

Garanti Bankasi: Baska bir arzunuz?
Garanti Minibank: Bana gore eglence, babama gore guvence
Gardern?s: Kendini tazele gune yeniden basla.
Gardern?s: Refresh yourself, re-start your day.
Gatorate: Dunyanin bir numarali spor icecegi
Gazete Pazar: Ozel bir gun, ozel bir gazete
Gazi Belediyesi: Daha yesil, daha cagdas, bir Gazi icin calisiyoruz
Genborsa : Akilli paranin gittigi yer
General Motors: Mark of excellence
Gillette: Erkek icin en iyisi
Glade: Glade evinizin havasini degistiriyor
Goodyear: Cunku tum lastikler ayni degildir
Goodyear: Yuvana ulastirir
Grant Mobel Home Center: Evinizin her seyi
Greyder: Yola gelmeyenlere!

H

Haci Sakir Yumusatici: Anne dokunusu kadar yumusak
Hacisakir Limon Kolonyasi: Yepyeni bir ferahlik
Hacisakir Sarayli: Saray guzelliginin sirri
Halk: Hem hesaplisi hem kalitelisi
Halley: Hayal tadinda gercek
Hasyun Halisi: Halinin harikasi
Hayat: Su Hayat'tir
Hazirkart: Ben ozgurum
Hazirkart: Ozgurluk elimizde
Hedef Dagitim: Hedefiniz, hedefimiz
Hes Kablo: Guven veren teknoloji
Hes Matik: Lekesi gider, anisi kalir.
Hisar: Hayat sizin?Secim sizin...
Hobby Sampuan: Tam Puan
Honda: Power of dreams
HP: Invent
HSBC Advantage: Hayalinizdeki her sey icin bir tek kart
HSBC: Dunyanin size ozel bankasi
HSBC: Dunyanin yerel bankasi
Hurriyet: Turkiye'nin Hurriyeti var
Hurriyet: Hurriyettir Hurriyettir
Hyundai: Her zaman yaninizda

I-I

Isuzu: Guc yurekten gelir
Isuzu: Yoldan yola, babadan ogula
ITT Schoub Lorenz: Benim televizyonum ITT Schaub Lorenz
Idas: Iyi uykular
Iddaa: Bahse giren kazanir
Ideal Emeklilik: Ideal Emeklilik?te isinizden emekli olursunuz, hayattan degil
Igdas: Gokyuzuyle arkadas
Ilkadim Belediyesi: Ilkadim'la gelecege
Impulse: Hic tanimadiginiz bir erkek size cicek verirse sasirmayin. Nedeni Impulse'tir.
Ipana: Bembeyaz disler, kendinden emin gulusler
Ipana: Saglikli gulusler
Ipek Mobilya: Degisim zamani
Ipek Sampuan: Sampuaniniza servet odemeyin
Ipragaz: Emin ellerdesiniz
Istanbul Buyuksehir Belediyesi: Buyuksehir calisiyor
Istanbul Life: Istanbul'da yasayanlarin degil, Istanbul'u yasayanlarin dergisi
Istanbul Porselen: Bu damgaya dikkat edin
Istikbal Mobilya: Istikbal'de yasanacak cok sey var
Istikbal: Rahatligin Adresi
Izocam: Yoneticiniz uyuyor mu?

J

J&B: Bulusma noktasi
J&B: What do you do for fun?
Jeep Wrangler: Safkan arazi araci
Jeep: There?s only one
Jill : Eskimis coraplarinizi atin, atamazsaniz paspas yapin
Jim Beam: Gercek secim. Gercek bourbon.
Johnnie Walker: Keep walking
Jumbo Catal Bicak: Dunyanin en iyilerinden
JVC: The perfect experience

K

Kalebodur : Seramik budur
Kanal 6: Gozunuz bizde olsun
Kanal D: De bana, De bana... Kanal D bana
Karevizyon: Nerede hareket, orada bereket
Kelebek Mobilya : Evini benimser
Kent Tofita: Bildigin meyve
Kent Topitop: Eglenceye ayarli sapli seker
Kent Toybox: Sihirli sakizli oyuncak kutusu
Kent: Bu Kent'te mutluluk var
Keybi: Cok super market
Keyif Ocakbasi: Biz sizinle keyif aliyoruz
Kilim Mobilya: Bi' kilim yeter sevgilim!
Kilim Triko: Bir sevgi dokusu
Knorr: Lezzetin adi
Koc Allianz: Rahat bir emeklilik icin guvenceniz buyuk olmali
Kodak: Anilari paylas. Hayati paylas.
Kodak: Share moments. Share life
Kodak: Gulumseyin Kodak'la
Komili: Tabiatin mucizesi
Kosla: Camasir suyundan cok daha ote
Koyunlu: Unlu, yunlu hali
Kristal Kola: Guvenle iciniz
Kuryenet: Iciniz de rahat
Kultur Dersaneleri: Her yil binlerce Kultur'lu genc universiteli oluyor !
Kutahya Porselen: Ateste acan cicekler

L

Lafarge: Dunyamizi kuran malzemeler
Lassa: Cunku yollar surprizlerle dolu
Lassa: Dunyaya bakin, Lassa'yi goreceksiniz
Layne Bowler: Yasam kaynagi su, gunisigina 1965'den beri Layne Bowler ile kavusuyor
Lays: Doya doya yenesi patates cipsi
LCW: LC Waikiki cocuklari hic buyumek istemiyor
Leecoper: Onden dugmeli
Levi's: The Original
Lipton Ice Tea Light: Canlan
Lipton: Iyi fikir
Lipton: Mutfakta biri mi var?
L'oréal Paris: Sac boyasinda bir numara
L'oreal: Cunku siz buna degersiniz
Luna: Yoksa siz hala annenizin margarinini mi kullaniyorsunuz?

M

Macintosh: Think different
Macips: Her maca gidiyor, her macta yeniyor
Magnum: Aklini basindan alir
Magnum: Magnum'sa eger herseye deger
Marc: Hos geldin
Marc: Temizliktir benim adim, her seyi siler gecer parlatirim
Marmara Gold: Tadi dolgun. Herkes onun pesinde
Marmarabirlik: Dunyanin en buyuk zeytin ureticisi
Matbaahaber: Sektorun dergisi
Mavi Jeans: Cok guzel oluyoruz
Mavi Jeans: Cok oluyoruz
Max Factor: Makyaj uzmanlarinin tercihi
Max Factor: The make-up of make-up artists.
Maximum Card: Dogru kullanildiginda cok puan kazandirir
Mc Donald's: Mc Donald's gibisi yok
Mc Donald's: Iste bunu seviyorum
Medya FM: Sadece radyo 93.9
Merbolin: Boyacinin aski
Mercedes Benz: Otomobilin gelecegi
Metro: Konugumuzsunuz
Meydan: Soz meydani, er meydani
Micra: Micraizm
Microsoft Office XP: Akilli calisma deneyimi
Microsoft Server 2003: Sirketinizin enerji kaynagi
Microsoft Windows XP: Evet, yapabilirsin
Microsoft: Hayatinizi kolaylastirir
Microsoft: Nereye ulasmak istiyorsaniz, oraya
Miele: Daima en iyisi
Migros: Alisverisin en keyiflisi
Miller: Cik disari
Miller: It's Miller time
Miller: Live responsibly
Milliyet: Basinda guven
Milupa: Annelerin yaninda
Mimsan: Atese bicim verdik
Mini Cooper: Is it love?
Mintax: Mintax?la canim Mintax?la
Mio: Temizlik gunesi
Mis Holding: Sizin eseriniz
Mitsubishi: Drive Alive

MK: gelecegimize HAYIR'iniz olsun. Her iste HAYIR vardir.
Mogaz: Tam dolu, tam guvenli, tam zamaninda
Molped: Delikanli kizlar, Molped kullanir
Motor Up: Motor Up'la tanisin, aracinizla barisin
Motorola: Hello Moto
Motorola: Intelligence everywhere
Mr. Muscle: Zor isleri ona birakin

N

National Televizyon: Aninda goruntu, beklemeden ses
Nazar Sekersiz Sakiz: Nazar etme n'olur, cigne senin de olur!
Negatif Dergisi: Adi Negatif ama, tadi pozitif
Nescafe: Kahvenin en iyisi
Nescafe: Kokusunda davet var
Nesquick: Sut icmenin en eglenceli yolu
Netcell Iletisim Hizmetleri: Turkiye bizimle konusuyor
Nike: Just do it.
Nissan: Beklentilerinizi degistirin
Nivea Beaute: Guzelliginizin farkina varin
Nivea Deodorant: Tum zamanlarin en iyisi
Nokia: Connecting people
Nora Video Kaset: Simdi kaydet, sonra seyret.
Noramin: Bizde Noramin var. Sizde ne var ?

O

Olips: Annenizin onayladigi seker
Omo: Camasirdir kirlenir, Omo'yla temizlenir
Omo: Kirlenmek guzeldir
Omo: Omo'yla hersey ilk gunku gibi
Ona: Acik sari Ona
Only: Ozel gunleriniz icin, ozel urunler
Onur Air: Uc Turkiye, uc
Opel: Taze fikirler, ustun otomobiller
Opet: Onun gucu, Turkiye !
Opet Fullforce: Deponda guc var!
Oral-B: Dis hekimlerinin bir numarali tercihi
Oral-B: Dis hekimlerinin kullandigi marka
Orkid: Daha kuru, daha temiz, daha guvenli
Osmanli Bankasi: Yok aslinda birbirimizden farkimiz; ama biz Osmanli Bankasi'yiz.
Outlook: Turkiye'nin tek ingilizce dergisi.
Oyak Bank: Her zaman, her yerde yaninizdayiz!

P

Pamukbank : Genc Pamukbank iyi bankadir
Panasonic: Ideas for life
Panda Dondurma: Donduggma vagg mi donduggma?
Pantene: Sagliktan gelen guzellik
Pekos / Patos : El Turco ? Si ! Pekos, Patos ? Si !
Penguen: Lezzet dunyasi
Pepsi: Daha fazlasini iste
Petrol Ofisi Pro Tech: Motorunuzun genclik iksiri
Petrol Ofisi: Sizinle ayni yoldayiz
Peugeot : Kiskanilmaya hazir olun?
Peugeot 407: Otomobille yeniden tanisin
Peugeot: Otomobil her zaman boyle keyif vermeli.
Pfizer: Daha iyi bir hayat icin
Philips: Birlikte, hep daha iyiye
Philips: Let's make things better.
Pinar Hindi: Pinar hindi doner alin, glu glu yeyin.
Pinar Peynir Mayasi: Peynir mayasiz olmaz. Mayasiz olgunlasmaz. Pinarla mayalanan peynire doyum olmaz.
Pinar: Gercek yasam gercek lezzet
Pinar: Yasam pinarim
Pimapen: Baska penle karistirmayin lutfen
Pinokyo Bisiklet: Katlanir, her boya ayarlanir.
Pirelli: Kontrolsuz guc, guc degildir
Pismis Kelle: Hunharca gulduren hain dergi
Piyale: Biz piyaleciyiz, onlar piyaleciler, siz piyaleci misiniz?
Piyale: Hayatin sasirtan tatlari
Polaris: Terlikler Polaris? Tebrikler Polaris
Polaris: Kisliklar Polaris... Alkislar Polaris
Polisan: Gunesin solduramadigi renkler
Polisan: Yapsa yapsa Polisan yapar
Porland: Porselen askina
Pril: Pril'le piril piril
Privacy: Ask bile bile tutsakliktir
Profilo Alisveris Merkezi: Hayatin ve alisverisin keyfi
Profilo: Dayanikli ev aletleri
Profilo: Kalite kontrol altinda
Propecia: Kaybetmekten hoslanmayanlar icin

R

Radyo Nostalji: Your music is back
Radyo Ozgur: Ozgurlugun sesi
Radyo Viva: Turkce Muzigin Keyfi
Radyo5: It's fresh.
Raksotek: Satin al, Seyret, Sakla.
Ravelli: Cizgi otesi
Rejoice: Ahenkle dans eden saclar
Rejoice: Yika ve Cik
Rejoice: Dokunulasi saclar yaratir
Renault: Otomobiller yaratir
Renault Clio Symbol: Memnuniyetin Symbol'u!
Renault Megane: Iste yeni Megane?in cekim gucu
Renault Scenic Rx4: Yanlis gormediniz; cunku Scenic Rx4?tesiniz
Rinso: Insanin hosuna gidiyor
Roc: Biz sozumuzu tutariz
Rocco Lolipop: Sok Seker
Rodi: Icinden cikamayacaksin

S

Saba: Saba, cok iyi televizyon
Sabah: Sabah olmadan sabah olmaz
Sakiz Dondurma A.S.: Lezzet tutkunlarina
Samdo Dondurma: Ozel bir tad
Samsung Digitall: Everyone?s invited
Sana Creme Bonjour: Peynirli bi' sey, acayip bi' sey!
Sana: Ozen gosteren annelerin secimi
Sana: Yasasin yemek yemek
Sanino: Genc isi
Saray Hali: Siz Saray?lara layiksiniz
Saray Tink: Tink ye, kendine gel
Schweppes: Insanlar iyi seylere layiktir
Scooter: Yasarken
Scotch Brite: Temizlik ne rahat
Sek sut: IcSEK, buyuSEK
Selpak: Her zaman farkli
Selpak: Selpak baska
Setenay: Misketten diskete toptan fiyatina perakende
Sezak 1001: Kac liradir dersiniz ?
Show Tv: Esas sov bu sov!
Siemens: Aksanlar farkli olsa da, dunya ayni dili konusuyor
Siemens: Be inspired.
Siemens: Ev teknolojisi
Skol: Dunya kucuk, Skol buyuk
Slazenger: Kiskirtir!
Snickers: Harekete devam
Snoreless: Horlamaya dogal cozum
Solo: Hem yumusak, hem hesapli.
Sony : Go create.
Sony Ericsson: Gencligin yeni yuzu.
Sony: Designed for life
Sony: Onu Sony yapan sizsiniz
Sprite: Imaj hicbir seydir, susuzluk her sey! Susuzlugunu dinle.
Star: Turkiye'nin ilk ozel televizyonu
Stv: Bir Yeryuzu Kanali
Sultan Saglik Grubu: Ilgi alanimiz caninizin sagligi
Suluova Belediyesi: Cagdas bir sehir doguyor
Sunny: Gunluk guleclik
Sunny: Bana derler Sunny, guldururum seni
Superfresh: Dile benden ne dilersen
Superonline: Internet esittir Superonline
Surf: Gol yemem. Sorf tabi ki yerim.
Sutas: Dogal lezzet
Sokomigo: Guc verir, enerji verir, zihni acar.

T

T. C. Kultur Bakanligi: I Dream Of Turkey
T. C. K: Icinizdeki trafik canavarini durdurun. O sizi durdurmadan.
T.C Ziraat Bankasi: Her yerde her zaman
T.C Ziraat Bankasi: Hizmetbank
Tac Perde: Evinizi butunleyen guzellik
Tadelle: Turkiye bu tadi seviyor
Takvim: Sizin gazetiniz
Tamek: Tamekse koy sepete
Tarimsan: Turk ciftcisinin hizmetinde
Taris: Ege'nin hakiki zeytinyagi
Tat: Gercek tatlar korumamiz altinda
Tat Ketcap: Dok dok ye
Tat Makarna: Makarnanizin adi, sofranizin tadi
Tatilya: Eglence cumhuriyeti
Tefal: Ne varsa sende var
Tefal: Sen her seyi dusunursun
Telefunken: Goruntu ve ses teknolojisinde uzman
Tema Vakfi: Turkiye col olmasin
Tempo: Cuma, Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Sali, Carsamba, TEMPO, TEMPO...
Tepe Betopan: Yapilarin yeni yuzu
Tikvesli: Agzinin tadini bilenlere, altin kaymakli Tikvesli
Tikvesli: Paylasmanin lezzeti
Timas Yayinlari: Iyi ki kitaplar var
Tokai: Cakar cakmaz cakan cakmak
Top Avenue Alisveris Merkezi: Mutlu alisveris icin dogru secim
Total: Dogru yerdesiniz
Toyota Corolla: Sizi cagiriyor
Toyota RAV4: Hayati hafife al
Toyota Yaris: Yaris?i olan anlar
Toyota: O varsa sorun yok
Toy's 'r' us: Hep ucuz, en ucuz
To Bank: Alternatif guc!
Tuborg Pilsener: Muzik her zaman her yerde
Tuborg: Make room for fun.
Tuborg: Yuzyildan beri degismeyen lezzet
Tukas: Tam kivaminda
Turhal Belediyesi: Cumhuriyetle degisen ve gelisen Turhal
Turk.net: Baglanacaksin, kopamayacaksin
Turkcell: Cunku iletisim cok seyi degistirir
Turkcell: Tam 10 yildir Turkcell calisiyor Turkiye Kazaniyor
Turkish Daily News: Ingilizcenizi ilerletmek mi istiyorsunuz, yoksa unutmamak mi? O halde
Turkish Daily News: Turkish Daily News okuyun
Tursil: Parlak beyazlik icin parlak fikir
Turk Hava Kuvvetleri Guclendirme Vakfi: Goklere sahip olmadikca vatana sahip olamayiz
Turk Telekom: Buyuyen Turkiye'nin habercisi
Turk Telekom: Fiyatlar yari yariya, sohbetler doya doya
Turk Telekom: Konus benimle
Turk Traktor Fabrikasi: Onderliginin bilincinde olan kurulus
Turkiye Bayan Voleybol Milli Takimi: Filenin sultanlari
Turkiye Emlak Kredi Bankasi: Evinizin bankasi herkesin bankasi
Turkiye Erkekler Basketbol Milli Takimi: 12 Dev Adam
Turkiye Is Bankasi: Paranizin, istikbalinizin emniyeti
Turkiye Is Bankasi: Turkiye'nin bankasi
Turkiye Is Bankasi: Turkiye'nin dunu, bugunu, yarini
Turkiye Vakiflar Bankasi: Bankamizi sectinizse tercihiniz dogrudur!
Tv 8: Hayat burada
Twigy: Bu terlik, tam benlik!

U

Uludag Gazoz: Efsane gazoz
Uno Pizzabaz: Kendi pizzani kendin yap, nasil istersen oyle yap
Uno: Ekmeginizi elletmeyin
Uno: Uno ile icim rahat
Ups: Es zamanli tasimacilik
Urfa Pak Isot: Lezzeti tadinda
Ulker Badem Kraker: Badem biter, Adem gider
Ulker Biskrem: Bi? Biskrem versem
Ulker Cikolata: Tadi nefis, fiyati tatli
Ulker Cikolatali Gofret : Cikolatali
Ulker Findikli Gofret : 9 kat tat
Ulker Hero Baby: Saglikli besin kaynagi
Ulker Kremini: Adini unutabilirsiniz, tadini asla!
Ulker Metro: Cunku hayat dinamiktir
Ulker Pasta: Kendi capinda pasta
Ulker Tac Kraker: Atistirin, acliginiz yatistirin
Ulker Teremyag: Tereyaginin lezzet ikizi

V

Vakifbank: 21. Yuzyil Bankaciligi
Vakifbank: Omur boyunca aylik gelir yalniz Vakifbank verir
Vakifbank: Bankalar insanlarla calisir
Vakko: Bir ask yetmez
Veet: Etkisini uzun sure hisset
Veezy: Kim tutar sizi
Vernel: Vernel'leyin yumusacik olsun
Vernel'leyin mis gibi koksun
Vestel: Hedef buyuk, kosmak gerek!
Vestel: Teknolojinin Turkcesi
Vestel: Vestel?e terfi edin, rahat edin
Vichy: Cildinizin saglik kaynagi
Vim Bulasik Kremi: Yakalayin yesil isigi, hesapli parlak bulasigi.
Vivident: Guvenle cigneyin, bembeyaz gulumseyin
Volkswagen Bettle: Think small
Volkswagen Polo: Bu biraz da guven meselesi degil mi?
Volkswagen Sharan: Her canlinin yavrusunu guvenle tasimak icin sectigi bir yol vardir.
Volkswagen: Insan gormek istedigini gorur
Volkswagen: Otomobil askina
Volvo V40: Hayat kurtarmak icin tasarlandi


VorldKart: Her zaman iyi teklifler sunar (mod tarafindan turkceye cevrilmistir.)

Y

Yagmur Mobilya: Yagmur?a tutulacaksiniz
Yapi Kredi Yatirim: Hayat bir yolculuksa, yeriniz onde olmali
Yapi Kredi: Burasi Yapi Kredi. Fark burada.
Yapi Kredi: Hizmette sinir yoktur.
Yapi Kredi: Tik tik tik eyi gunler.
Yatirim Finansman Menkul Degerler: Yatirim bizim isimiz
Yeni Asir: Ege'nin sesi.
Yeni Ford Mondeo: Liderlik ruhunda
Yeni Turbo Compact Grill: Kalbinizin dostu
Yenicag: Ulkesinden ve milletinden taraf!
Yildiz: Fala inanma, Yildizsiz kalma
Yms Mobilya: Yasanan mekanlarda sizlerle
Yurtbay Seramik: Dogadan sanata
Yurtici Kargo: Soz verdigim[iz] gibi.

Z

Zemzem Kola: Serin serin ic. Doya doya ic. Kana kana ic.
Zetina Dikis Makinasi: Her genc kizin ruyasi.

Romantizm Kokan 10 Otel Odası

Gönderen Dert Ortağı 18 Temmuz 2010 1 Yorum

Bu özet kullanılabilir değil. Yayını görüntülemek için lütfen burayı tıklayın.

Kadınları Anlamak İçin 10 İp Ucu

Gönderen Dert Ortağı 06 Temmuz 2010 0 Yorum edit post | |

http://img84.imageshack.us/img84/4471/sadasdoq.jpg

Kadın dünyasının çelişkili yapısı sizi de içinden çıkılmaz durumlara sokuyorsa, bu yazıyı okumanızda fayda var. Evet, onları belki bugüne kadar anlayamadık; ama bu, hiçbir zaman anlayamayacağımız anlamına gelmiyor. Tarihî gün geldi çattı; bu sayfalardaki 10 altın kuralı hatmettiğinizde, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Erkekler inanın, inanın erkekler; güzel günler göreceğiz, güneşli günler...

Onları her zaman anlayamazsın;

bunu, kabullen. DURUM: Daha ilk dakikadan sizi umutsuzluğa sevk etmek gibi olmasın ama kadınları %100 anlamak, her an ne istediklerini çözebilmek, ne yazık ki imkânsız. Sevgilinizi bir yere davet ettiğinizde, gelmek istemediğini söylüyorsa, bu, onun “gelmek istemediği” anlamına gelmez. Sevgiliniz, aslında sizin ne kadar ısrar edeceğinizi ölçüyor da olabilir. Kadınların tatmin olma mekanizmasını çözmek, Sigmund Freud’a bile nasip olmadı. Çünkü kadınların davranışlarıyla istekleri ya da hisleri, birbiriyle alakasız olabiliyor. Kadınların çoğunun romantik erkeklerden hoşlandıklarını söyleyip, günün sonunda; sert, kaba saba erkeklerin etkisinde kalmalarında, bu durumun etkisi var. Psikanalizin babası Sigmund Freud, “30 senedir kadın bilinci üzerine çalışıyorum, hâlâ ne istediklerini çözmüş değilim.” diyorsa, ortada ciddi bir sorun olduğu aşikârdır zaten.

HAMLE: Kadınlarla erkekler arasındaki en büyük problemlerin kaynağı, iletişimsizlik olarak görülüyor. Kadınlar, erkeklerin konuşmaktan hoşlanmadığını öne sürüyor. Oysa biz erkekler, çözüm üretmeye programlanmış varlıklar olduğumuz için, konuşma yetimizi de ancak gerekli durumlarda kullanıyoruz. Kadınları çözmek derdindeyseniz, başlangıç olarak, onlara bol bol soru sormanız gerekiyor. Evet, gerekli ya da gereksiz, soru sorun; bırakınız, konuşsunlar...

Kadınlar, bize göre daha fazla değişti.

DURUM: Her ne kadar erkek dünyası için metroseksüellik, überseksüellik gibi birçok kavram ortaya atılsa da, erkekler, “klasik erkek” düsturundan çok da fazla uzaklaşmadı. Ataerkil toplum yapısının genlerimize işlediği özellikleri, zaman içinde kaybetmedik ve hâlâ hepimiz, mini eteğe, sevgilimiz giydiği takdirde karşıyız. Sosyologlara göre; kadınları anlayamamamızın bir sebebi de, onların daha fazla değişim göstermiş olmasıdır. Anlayacağınız üzere, değişen toplum yapısı kadınlara özgürlük sağladıkça, onların yaşadığı değişim, bizimkine göre çok daha belirgin oldu.

HAMLE: Günümüzde, nesiller arasındaki farklılıkların, geçmiş zamanlara göre çok daha fazla olduğu bir gerçek. Dolayısıyla, klasik kadın figürünü aklınızdan silin; şimdinin kadını, geçmişe göre çok daha karmaşık özellikler barındırıyor.


Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 4
Sen ne istersen, o da onu istiyor.

DURUM: Kadın güzel olmalı, bakımlı olmalı değil mi? O hâlde, “Erkeğin bakımlı olmasına gerek yok.” safsatalarından uzak durmak gerekiyor. Nasıl ki biz, ilgi alanlarımıza; örneğin önemli bir derbi maçını izlemek için arkadaşlarımızla sabaha kadar içmemize saygı duyulmasını bekliyorsak, sevgililerimizin de büyük alışveriş merkezlerinde kendilerini kaybetmesine saygı göstermeliyiz. Devir, eşitlik devri.

HAMLE: Bir ilişkiden ne gibi beklentileriniz olduğunu net bir şekilde kendinize itiraf edebiliyorsanız, bu beklentileri karşı taraftan talep etme stratejinizi de daha kolay belirleyebilirsiniz.

Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 5
Kafalarında, ısmarlama bir erkek figürü var.

DURUM: “İzdivaç” programlarındaki gibi; “Evi olsun, otomobili olsun. Çok esmer, çok da sarı olmasın. Kaşlı, gözlü, kıllı olsun.” benzeri bir ısmarlamadan bahsetmiyoruz; ancak şurası gerçek ki, bütün kadınların kafasında bir erkek fi gürü var ve sizi, o fi gürle devamlı surette karşılaştırıyorlar. Bu durumdan çok memnun değilseniz, farklı yollar izlemelisiniz. Öncelikli olarak, kadınların görerek değil, duyarak memnun olduklarını bilmeniz şart! Onlara, sevginizi göstermeniz değil, söylemeniz gerekir. Dolayısıyla, sevgilinizle birlikte bulunduğunuz bir ortamda, istediğiniz gibi değil de sevgilinizin istediği gibi davranırsanız; kesinlikle, bu durumdan memnun olacaktır.

HAMLE: Karşınızdaki kadın, tartışma sırasında söylediğiniz lafl ardan ya da yaptıklarınızdan ötürü size çıkışıyorsa; siz de kendi kozunuzu kullanın. Yaptığınız fedakârlıkların, inceden lafını edin. Çünkü kadınlar, duyarak tatmin olur ve işitsel hafızaları da kuvvetlidir. Tabii, fedakârlıklarınızı ona hatırlatırken; bunları onun gözüne sokmadan, inceden, usulca yapın.

Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 6
Çelişki, isteklerinin doğasında var.

DURUM: Kadınlar, yıllar boyunca eşitlik istedi; erkekler de o eşitliği onlara verdi. Ancak kadınlar, bu eşitliğin yanında, kendilerini koruyup kollayacak adamların peşine düştü. Sosyologlara göre, “dominant maço karakter”, artık rağbet görmüyor; ancak, kadınların arzuladıkları erkek figüründe, bu karakterin izlerine mutlaka rastlanıyor.

HAMLE: İçinizden geldiği gibi davranın; kırılıp üzüleceği konusunda endişelenmeyin. Sadece, ifadelerinizi çok dikkatli seçin. Dördüncü durumda da söylediğimiz gibi, incitici herhangi bir sözü ömür boyunca unutamama kapasitesine sahip olmaları, kadınları tedirgin edici kılar


Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 7
Kadınlar güvenlik ister.

DURUM: Kadınların en ilkel güdülerinden olan güvenlik, tavırlarında ve tercihlerinde gözle görülür bir şekilde ortaya çıkabiliyor. 2008 yılında Fransa’da yapılan bir araştırma, zengin erkeklerin eşlerinin çok daha kolay bir şekilde orgazm olduğunu gösterdi. Bu, aslında zevk ve şehvetin kaynağını ortaya çıkaran önemli bir sonuç. Şartlar değişse de, modern dünyanın gereklilikleri doğal hayattan çok farklı olsa da; kadınlar, hâlâ mağarada bekleyen hemcinslerinin ava yolladıkları güçlü erkeklere benzer partnerler arıyor. Günümüzde, avın karşılığı, para ve güç oluyor. Yine de duruma fiziksel olarak baktığımızda; geniş omuzlu, sağlam göğüslü bir erkek, kadınların gönül telini titretiyor.

HAMLE: Onunla konuşun. Ona, onu nasıl koruyacağınızı anlatın; birileri tarafından zarar görmesine izin vermeyeceğinizden bahsedin. Bunları duymak, onu mutlu edecektir. Herhangi bir ortamda, ona vekâlet edin ve sorumluluk aldığınızı hissettirin; bir restoranda basit bir sipariş verme ritüeli sırasında da bunu gösterebilirsiniz, yolda yürürken elini tutarak da...

Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 8
Üç günlük sakal gibisi yok.

DURUM: Modern erkeğin, düzenli olmasının; gerek iş gerek sosyal hayatında, bir gereklilik olduğunu biliyoruz. Bu derli toplu hâl ve bakım düsturu içinde, üç günlük sakalla yaratılan hafi f yabani hava, kadınları çıldırtıyor. Bu çıldırma durumuna, stilistlerin ilginç bir yaklaşımı var. Zira onlar, modern toplumda doğayı referans alan imgelerin, karşı cinste heyecan uyandırdığını iddia ediyor. Sürekli bahsedilen, sert erkek imajının köşelerinden arınmış tavrını en net yansıtan unsur, üç günlük sakaldır (Ne fazla serkeş, ne fazla temiz.) belki de. Kadınların ilkel güdülerine görsel olarak dokunan ama fazlasıyla modernize olmuş bu görüntüyle, hem maço erkekleri hem metroseksüel erkekleri düşleyen kadınları etkileyebilirsiniz. Orta yol diye, buna denir.

HAMLE: Her gün tıraş olmayın; bu kadar basit!

Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 9
Çok kibar olmayın, nadiren de olsa kaba saba olun.

DURUM: Sekizinci başlığa geldik ve bu başlık, anlattıklarımızla çelişkili gibi durabilir. Ne yazık ki, kadınların doğası bu şekilde yaşamalarına imkân tanıyor. Bir mekânda sessizce oturan bir erkek; kimine göre pısırığın teki kimine göre “gözleriyle çok şey anlatan gizemli adam” olabiliyor. Dolayısıyla, genel geçer kurallardan bahsetmek zorundayız. Bütün kadınlar, elbette, kendilerine iyi davranan, kibar ve toplum içinde kendisini yücelten erkeklere bayılıyor. Ancak bir taraftan da, fl örtöz, çevredeki kadınların ilgisini çeken adamlar daha vazgeçilmez oluyor. Etrafınızda, kendisini aldatan, aşağılayan erkeklere bağlanmış kadınlar görebilirsiniz. Bu “tehlikeli” adama bağlanma durumunun temelinde, hem diğer kadınlarla mücadele edip arzulanan erkeği elde etmiş olmanın tatmini hem de bahsi geçen arıza adamı yola getirme tutkusu yatıyor. Kadınlar, mücadeleyi sever; onlara, istediklerini verin.

HAMLE: Diğer kadınlarla ilgilenin. Kırmızı çizgiyi geçmeden, ufak oyunlar oynayın. Zaten ilişkisi olan erkekler diğer kadınların ilgisini çekeceğinden, işiniz, yalnız bir adama göre daha kolay. Ancak, kadınlarla iletişimi mükemmel olan adam imajı çizerken, ilginizin merkezine sevgilinizi oturtmayı unutmayın.

Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 10
Tek olmak, kadınların en büyük hayali.

DURUM: 2009 yılında Almanya’da yapılan bir deney, kadınların ve erkeklerin cinsel ilişkiye bakış açısında ne gibi farklılıklar olduğunu göstermek açısından önem taşıyor. Deneye katılan kadınlara ve erkeklere; hiç tanımadıkları bir karşı cinsle kahve içmek, bir evde buluşmak ve cinsel ilişki yaşamak teklifl erine nasıl yaklaştıkları soruldu. Erkeklerin ve kadınların yarısı, kahve teklifi ne sıcak bakarken; bir evde vakit geçirme konusunda, erkeklerin %68’i, kadınların ise sadece %8’i onay verdi. İş cinsel ilişkiye gelince, kadınların neredeyse tamamına yakını, tanımadığı bir erkekle cinsel ilişkiye girmeyeceğini beyan ederken; erkeklerin %85’i, teklife sıcak baktıklarını açıkladı. Bu deney, kısa vadeli aksiyonlara bizim daha yatkın olduğumuzu gösteriyor. Tabii ki bu isteğin veya tercihin altında, doğal sebepler var. Aynı partnerle ilişkiye girdikçe, erkeğin salgıladığı dopamin hormonu azalma gösteriyor. Bu da, erkeğin aldığı zevkin düşmesine neden oluyor. Ancak kadınlar, belli bir partnerle daha çok kez ilişkiye girmekten zevk alıyor. Hâl böyle olunca, kadın tek olmak istiyor. Üstelik gelişen teknoloji, sosyal ağlar ve bireylerin takibini kolaylaştıran cihazlar, sadakat yoksunlarının yakayı ele vermesini kolaylaştırıyor; aman dikkat!

HAMLE: Eğer hayatınızın sonuna kadar birlikte olabileceğinizi düşündüğünüz bir kadın bulduysanız, ne mutlu size! Diğerleri için; durmak yok, savaşa devam.

Kadınları 
anlamanın 10 altın kuralı 11
Kadınlar, her daim yanlarında olan, onlarla ilgilenen erkek ister.

DURUM: Birkaç dakikalığına bu satırları okumayı bırakın ve “Kadınlar Kulübü” ismindeki forumu, Google’da aratın. Bir kadın forumu olan bu sitede, “Eşini PlayStation’la Paylaşanlar Kulübü” adlı topluluğu bulun. Bu efsane topluluk, “teknokıskanç” kadınlardan oluşuyor. İsmini vermeyen kimyager bir kadın, “Arkadaşlar, eşim yıllardır PlayStation oynar; ama üçüncü nesil PlayStation, ömrümü yedi.” şeklinde bir girizgâhla başlayan yakınmasında, eşinin sabahlara kadar oyun oynadığını söylüyor. Elbette bu, abartılı bir durum. Ancak kadınların, partnerlerinin ilgisinin başka yönlere kaymasına katlanamadıkları da bir gerçek. Film mi izlenecek? Beraber izlensin. Oyun mu oynanacak? Beraber oynansın. Kitap mı okunacak? Beraber okunsun. Kitap okumak kadar bireysel bir aktiviteyi bile paylaşmaya çalışacak kadar hastalıklı olan bu “yapışıklık” durumu, ilgiyle beslenen kadınların can damarlarından biri hâline gelmiş durumda. 
 
HAMLE: Hiçbir zaman, %100 bağlı olduğunuzu hissettirmeyin. Ehlileştirilmiş bir erkek, ehlileştiren kadının gözünde bir hiçtir. Unutmayın ki, bir kadının heyecan duymasına neden olan da, bu adam etme macerasıdır

Kızılderili Burçları ve Kişiliğiniz

Gönderen Dert Ortağı 28 Haziran 2010 0 Yorum edit post | |

http://img811.imageshack.us/img811/4333/dd5a494f003e506a7b80907.jpg

22 Aralık – 19 Ocak
YABANKAZI
“Bilge, dingin, yardımsever bir lider!”

Uğurlu taşı: Kuvars
Rengi: Beyaz
• Evrenin tüm enerjisini kullanabilme yeteneği
• Sakin, dingin bir kişilik
• Olayları kavrama yeteneği
• Dikkatli, titiz ebeveyn
• Hata yapmamak için çok çalışma
• Arkadaşlık ve dostluk seçiminde çok dikkatli
• Sindirim sisteminde hassasiyet
• Büyük gelişimlere açık
• Morali bozukken çekingen ve içe kapanık
• Lider olma kabiliyeti
• Alışkanlık ve geleneklerine bağlı
• Ev hayatında düzenli ve özenli
• Arkadaşlarını ve çevresini geliştirmeye eğilimli
• Güçlü intikam duygusuna sahip
• Çok sayıda değişik işi ve görevi yürütebilme yeteneği
• Kusursuzluk tutkusu
• İnsanlar ve doğa ile kolayca uyum sağlama
• Dayanıklılık , bazen katılaşma
• Aydınlık ama ulaşılması zor bir kişilik
• Kusursuz bir bilge

20 Ocak – 18 Şubat
SUSAMURU
Uğurlu taşı: Gümüş
Rengi: Gümüş
“Sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever!”

• Arkadaşları tarafından sevilen, sayılan bir kişilik
• Duygularını saklamaya meyilli,
• Karşı koyulması zor,
• İştahlı, yemek yemeyi seven
• İyi bir baba, iyi bir eş,
• Akıllı, Cesur
• Esnek ve yardımsever
• Sosyal yardımlaşma konularına eğilimli,
• Güvenilir bir dost,
• Dalgın ve hayalci,
• Uzak ülkelere gitmeye eğilimli,
• İyi bir dert ortağı,
• Hassas noktası; Sinir sistemi
• Affedici,
• Güçlü bir içgüdü ve altıncı his,
• Tehlikeli durumlarda yanlış kararlar almaya eğilimli,
• Kendilerini başkalarının yerine koyabilme kabiliyeti,
• Aşırı korkusuzluk sonucu tehlikeli işler yapabilme,
• Sürekli yeni planlar yapma,
• İlk adımları atarken kararsız,
• Özgürlüğüne düşkün,
• Herkesle dost!

19 Şubat – 20 Mart
PUMA
Uğurlu Taşı: Firuze
Rengi: Mavi – Yeşil
“Kıvrak ve güzel bir duygu yumağı!”

• Kendi alanlarına ve özeline düşkün,
• Duygusal ama duygularını göstermeyen,
• Zor güvenen ve ihtiyatlı,
• Ruhsal bir avcı,
• Evine düşkün,
• Yalnızlık duygusu güçlü,
• Sezgileri yüksek,
• Kıvrak zekalı,
• Doğru olanı yaptıkları konusunda güvenceye ihtiyaç duyan,
• Sevecen, neşeli bir ebeveyn,
• Hareketli,
• Duyarlı,
• Uysal,
• Akıl almaz bir düşgücü,
• Hassas nokta: Mide – Bağırsak,
• Köşeye sıkıştıklarında kavgacı ve atik,
• Güvendiklerine tüm yüreği ile sevgi gösterme,
• Anlaşılması zor, gizemli,
• Güçlü sezgiler,
• Duyguları baskı altında tutma eğilimi,
• Atik bir ruhsal koşucu,
• Başkalarının göremediğini gören,
• Romantik.

21 Mart – 19 Nisan
ALADOĞAN
Uğurlu Taşı: Opalin
Rengi: Sarı
“ Görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü!”

• Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji,
• Daldan dala atlayan,
• Hızlı gelişme, değişme kapasitesi,
• Düşünce ve duygularında çok açık,
• Açıksözlü ama bazen patavatsız,
• Yalana ve yalancılığa tahammülü olmayan,
• Korkusuz,
• İleri görüşlü,
• Kızgın olduklarında saldırgan ve çok tehlikeli,
• Bağımsız,
• Kolayca dikkati dağılan,
• Enerjilerini yönlendirmeye başaranlar için iyi bir yönetici,
• Sağlam bünyeli,
• Hassas Nokta; Baş bölgesi, sık baş ağrısı,
• Herkesle anlaşan,
• Doyumsuz bir güç ve enerji isteği,
• Yeryüzü işlerine aşırı eğilim,
• Dost ve adil bir ebeveyn,
• Çoşkulu,
• Heyecanlı,
• Arkadaş yanlısı, geniş bir çevre,
• İletişim gücü yüksek,
• Pırıltılı,
• Etkileyici,
• Hayır demesi zor!

20 Nisan – 20 Mayıs
KUNDUZ
Uğurlu taşı: Krisokol
Rengi: Mavi
“Herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri!”

• Dengeli, ağırbaşlı,
• Değişimi sevmeyen,
• Planlı,
• Eşyalarına düşkün,
• Bir işi yaptığı zaman hem güzel hem yararlı olmasına çalışan,
• Fiziksel olarak çok güçlü,
• Sürekli barışı arayan ve barış ortamlarını tercih eden,
• Toprağa, köke bağlı önem veren,
• El becerileri yüksek,
• Her türlü fiziksel ortama uyum sağlayan,
• Kendi rahatı ve huzuru için çevreyi düzenleyen,
• Tek boyutlu düşünceye kolayca kayabilen,
• Sessiz, sakin,
• Güven duymadıkları zaman geride kalıp dinleyen,
• Sinirlenince yıkıcı,
• Suyla ilgilenmekten hoşlanan,
• İşleri sürtüşmesiz, uyumlu hale getirmeyi başaran,
• Maddi alanda güvenceyi seven,
• Evliliği ciddiye alan ve eşine sadık olan,
• Tutarlı ve dengeli ilişkileri tercih eden,
• İç huzura önem veren,
• Kararlı ve dirençli ama bir o kadar da tehlikeli!

21 Mayıs – 20 Haziran
GEYİK
Uğurlu taşı: Akik
Rengi: Beyaz – Yeşil
“Çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı!”

• Hareketi seven,
• Aynı anda birkaç işi yapabilen,
• Durmadan bir düşünceden ötekisine geçen,
• Çok uyanık ve zeki,
• Koruma içgüdüsü fazlası ile gelişmiş,
• Güzel olan her şeyi seven,
• İlişkilerinde fiziksel görünüme önem veren,
• Sanatçı kişilikli,
• Yeni buluşlara meraklı,
• Yeni tatlar, yeni yerler görmeyi seven, maceracı,
• Gülmeyi seven bir kahkaha makinesi,
• Monogamist ilişkilere yatkın olmayan,
• Sevgi dolu bir ana-baba,
• En küçük işte bile güzellik yaratabilen,
• Hassas nokta: Damar tıkanıklıkları,
• Kalıcı ilişkileri olması gereken,
• Sevinmeyi ve sevinç duygusunu çok önemseyen,
• Yaratıcı,
• Konuşkan,
• Dünyanın tüm güzelliklerini görebilen,
• Duyarlı,
• Keyif almayı bilen,
• Maceracı!

21 Haziran – 22 Temmuz
AĞAÇKAKAN
Uğurlu Taşı: Kırmızı Akik
Rengi: Pembe
“Aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi!”

• Gizemli yetenekleri olan,
• Dengeli ortam ve dengeli durumları tercih eden,
• Olayların iç yüzünü kolayca kavrayan,
• Korunaklı yuvalar isteyen,
• Muhakkak sevdikleri bir eşe ihtiyaç duyan,
• Düzenli, iyi ilişkiler kuran,
• Çok hırslı,
• Anaç, evcimen,
• Sevmeyi ve sevilmeyi çok önemseyen,
• Yardımsever,
• Dinsel ve mistik eğilimleri olan,
• Uzak çevreye kadar herkesle ilişki içerisinde olan,
• Uyumlu,
• Güven duygusuna önem veren,
• Çabuk korkan,
• Milliyetçilik duyguları güçlü olan,
• Maddi güvence olmayınca mutsuz olan,
• Hassas Nokta; İç hastalıkları,
• Yaşamda her zaman ruhsal bir amaç arayan,
• Huzursuz olunca hastalanma eğilimine sahip,
• Sağlam ve güvenilir bir dost!

23 Temmuz – 22 Ağustos
MERSİNBALIĞI
Uğurlu Taşı: Gröna Demir
Rengi: Kırmızı
“Gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına!”

• Soylu, görkemli düşünmeyi seven,
• Dost ama alaycı,
• Gerçek duygularını saklayan,
• Hassas nokta; Soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, hazımsızlık,
• Çok cesur,
• Başkalarının kendilerine verdiği acıyı unutmayan,
• Başkalarına duygusal çözümler sağlamayı seven,
• Liderlik duyguları çok güçlü,
• Egemenlik kurmayı seven,
• Bazen kibirli,
• Çok zeki, uyanık ve hareketli,
• Çocuklarına karşı korumacı,
• Tükenmez bir güç kaynağı ve ruhsal derinlik,
• Çok sağlam bir korunma zırhı,
• Okumaya meraklı,
• Haksever, iyi niyetli bir yönetici,
• Hırçın davranışların altında yumuşak ve kırılgan bir yürek,
• Acılarını, dertlerini asla göstermeyen,
• Psikolojik ve fiziksel sıkıntıları kolayca çözümleyebilme yeteneği,
• Başka insanların üzerinde güçlü etkiler yaratan,
• Beklenmedik, hesapsız öfke patlamaları olan,
• İyi yürekli, duyarlı kişiler!

23 Ağustos – 22 Eylül
BOZAYI
Uğurlu Taşı: Ametist
Rengi: Erguvan
“Çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör!”

• Mantıklı,
• Adalet duygusu güçlü olan,
• Yalana karşı hassas ve hemen hisseden,
• Öfkesini soğukkanlı ve hesaplı bir şekilde gösteren,
• Konuşmayı seven,
• Aynı zamanda uzun süre suskun kalabilen,
• Korkutucu bir düşman,
• Somut aleme ve lükse meraklı,
• Akıllarına koydukları zor, kolay her şeyi yapabilen,
• Sorumluluk duygusu çok güçlü,
• Sinirli ama sevecen bir ana-baba,
• Temiz, titiz,
• Disiplinli ve düzenli,
• Uyumlu ama çekingen,
• Aldatılmaya tahammülü olmayan,
• Sorunları kolayca çözebilen,
• Zayıf olan herşeyi küçümseyen,
• Ruhsal gelişim konusunda desteğe ihtiyaç duyan,
• Yemeğe düşkün ama rejimi de seven,
• Hekimlik, yönetim ve savunma konularına meyilli,
• Hassas Nokta; Mide, bağırsak ve kalp,
• Tasarıları ve düşüncelerinin bozulmasına asla izin vermeyen,
• Dürüst ve etkin bir kişiklik!

23 Eylül – 23 Ekim
KARGA
Uğurlu Taşı: Jasper
Rengi: Kahverengi
“Özveri, nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi!”

• Yardımsever,
• Doğa ile ilişkide olmayı seven,
• Ani, beklenmedik manevralar yapabilen,
• İç dengeleri bozulmazsa uzun süre çalışabilen,
• Ruhsal alanda çok rahat olan,
• Hayattan zevk almayı bilen,
• Küçük şeylerden mutlu olan,
• Her şeyin iyi ve kötü yanını kolayca görebilen,
• Çelişkili,
• Her türlü düşünce ve akımı izleyip öğrenmek isteyen,
• Sevdiklerine karşı aşırı korumacı hatta yıkıcı,
• Kendilerini bulmak için zamana ihtiyaç duyan,
• Hayvanlara düşkün,
• Evine özenen, zevkli, dekorasyona meraklı,
• Güzel şeyleri seven,
• Estetiğe düşkün,
• Kendilerini bulmakta bazen zorluk çeken,
• Çok sevimli,
• Çok fedakar bir ebeveyn,
• Kucaklanmayı ve öpücüğü seven,
• Güven vermeyi ve güven kazanmayı seven ve kolayca öğrenen,
• Hayatı dolaysız ve yoğun yaşayan,
• Güzel ve yakışıklı insanlardır!

24 Ekim – 21 Kasım
YILAN
Uğurlu taşı: Bakır – Malahit
Rengi: Turuncu
“Ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar!”

• Ruhsal seslere karşı duyarlı
• Uğraştıkları işte başarılı,
• Kendi söylediklerini benimseten,
• İlişki kurdukları şeyleri dönüştürme yeteneği,
• Tükenmez bir enerji,
• İyileştirici güçlere sahip,
• Hassas Nokta: Karın ağrısı,
• Çevrelerine yardımcı olma yeteneği,
• Bazen dar kafalı,
• Karar verme aşamasında yardım almayı sevmeyen,
• Aydın bir kişiliğe sahip,
• Çatal dilli,
• Soğukkanlı,
• Çok gizemli,
• Ketum,
• Kusursuz ,
• Etrafa kolayca uyum sağlayan,
• Çocuklarına yetki vermeyi seven,
• Kendi özlerini değiştirebilme gücü,
• Saklı işler çevirmeyi seven,
• Çok çekici,
• Dokunma ve titreşimlere olağanüstü duyarlı,
• Farklı bir kişilik!

22 Kasım – 21 Aralık
WAPİTİ
Uğurlu Taşı: Obsidiyen
Rengi: Siyah
“Yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi!”

• Parlak, saydam yapılı bir kişilik,
• Sık sık ikilem yaşayan,
• Yaşamları boyunca bıçak sırtında yürüyen,
• Dış etkilerden gerçek özleri çıkarmayı çok iyi beceren,
• Yumuşak ama güçlü bir yapıya sahip,
• Çevrelerine karşı antiseptik bir etkiye sahip olan,
• Çok güçlü bir adalet duygusuna sahip,
• Güçlü içgüdüleri olan,
• Ruhsal düğümleri kolayca çözebilen,
• Yükseklere tırmanmayı başarabilen,
• Sağlam içgüdüleri olan,
• Yakın ilişki kurmaktan çekinen,
• Sıcak kalpli, sevgi dolu olabilen,
• Fikirlerinden asla caymayan, kendi bildiğini okuyan,
• Bazen aşırı cesur,
• Erkenden olgunlaşan,
• Çabuk öğrenen,
• Öfke nöbetleri geçirebilen,
• Kazandıkları bilgileri herkesle paylaşan,
• Gururlu,
• Saygı ve sevgi uyandıran, neşeli Wapiti’ler!

Çay mı Kahve mi?

Gönderen Dert Ortağı 01 Nisan 2010 0 Yorum edit post | |

http://img250.imageshack.us/img250/9545/nm0antmpzt4zp5.jpg

Çay şefkattir, dostluktur, güvendir. Kahve ise sevgidir, ilişkidir,
heyecandır... Çay ne kadar dışa dönük ise, kahve de gitgide o kadar
içe dönük bir keyif içeceğidir.

http://www.evcini.com/images/kahve3.jpg

Kahveyle çayı birbirinden en kesin ve keskin biçimde nasıl ayırırız?
Öpüşünce birbirimize geçirdiğimiz ağzımızdaki kahve tadıdır. Çaydan
geriye kalan ise sohbetimizin tadıdır.
Kahve kokudur... Önce koku. Kahveyi dilden damaktan önce burun
sever.Kimileri 'kokulu' çayı çaydan saymaz. Oysa kokusuz kahve
kahveden sayılmaz.

http://www.bugday.org/Img/Uploads/Kahve-1.jpg

Fakat gözün arzularını ve keyiflerini de yabana atmamalyiz.Fincanın
üzerinden kahveye; o kara kuyuya bakıp bası dönmeyen, yükseklik
korkusuna kapılmayan var midir?..
Hayatin ilk bakışta sıradan gibi gözüken ama güzel sürprizlere açık
çağrıları vardır. Kimi zaman insan sesine bürünür bu çağrılar:

http://i7.photobucket.com/albums/y254/Margosan/kahve.jpg 

Bunlardan biri 'Hadi, söyle bir çay içelim'ir. Öteki ise daha
ılıktır, daha derindendir: 'Gel, bir kahve iç! Sonra gidersin...'
Nasıl ince belli çay bardaklarını avuçlarımızla kavramak sadece
bedenimizi değil, üşümüş ruhlarımızı da ısıtırsa... Değil kahve
içmek; kahve içmeyi istemek bile bizi hem kendimizle hem de hayatla
bir an için bile olsa barıştırır.

http://www.evcini.com/images/kahve.jpg 

Haa, bir de 'ben çay içmem!', 'ben kahve sevmem..' diyenler var...
Onların aslında neyi sevmedikleri ve hayatin hangi tadlarini
ıskaladıklarını gördünüz herhalde

İnsanı Düzeltince Dünya Kendiliğinden Düzeldi

Gönderen Dert Ortağı 30 Mart 2010 0 Yorum edit post | |

http://i43.tinypic.com/sl2ptc.jpg
Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar sabahı kalkmış eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış.
Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış. Canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım , dinleneyim diye düşünmüş. Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş.
Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış ;

' bu haritayı birleştirebilirsen hemen gidelim parka' demiş .
Ardından da içinden derin bir oh çekmiş ; 'dünyanın coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de toplayamaz bunu iyi akıl ettim' diyerek sevinmiş .

Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. Baba haritayi düzelttim parka gidebiliriz demiş.
Adam önce inanmamış ve görmek istemiş. Görünce de şaşırarak nasıl yaptığını sormuş . Çocuk demiş ki; bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı........
'İNSANI DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ...'

Senai Demirci : Noktalama İşaretleri

Gönderen Dert Ortağı 17 Mart 2010 0 Yorum edit post | |

http://i42.tinypic.com/k0j6ed.jpgNoktalama İşaretleri

Uzun ince bir yolda yürüyorum. Sevdiğime giden yolda…Yürürken, ayağıma incecik bir şeyin battığını farkettim. Ah evet, bir virgüldü bu… Benden önce okuluna giden bir öğrencinin kitabından düşmüş olmalıydı. Ah, şu çocuklar, ilk okumaya başladıklarında virgülleri gereksiz görürler. Yeni yeni tanıdıkları kelimelerin arasında ayrık otu gibi duran bu tuhaf garip şeyleri pek sevmezler. Yazarken de en çok virgülleri unuturlar. Hemen cebime attım bulduğum ilk virgülü… Böylece sevdiğime daha çok şey söyleyebilecektim. Daha uzun cümlelerle ifade edebilecektim kendimi… Ona iltifat ederken bir çok güzel sıfatı arka arkaya sıralayabilirdim…

Aralarında virgüller olan güzel sıfatların hepsini ona söyleyebileceğimi düşününce, sevinçle bağırmak istedim. İçim içime sığmıyordu. “Ne güzel” diye bağıracaktım ki, boğazım düğümlendi. Duygularımı haykıramadım. Tam o sırada, elime sıcak bir şey dokundu. Evet, bir ünlem işaretiydi bu! Biraz önce yoldan bağıra çağıra geçen gençlerin ağzından düşmüş olmalıydı. Ah şu gençler… Olur olmadık yerde ünlem kullanırlar. Ağızlarında sakız gibi çiğnerler ünlemleri. Heyecanlarını ünlemlerin sivri uçlarına asarlar. Ben de kulağıma küpe yaptım bulduğum iki ünlemi. Artık haykırabilirdim aşkımı.. Hep tek düze konuşmak yerine, heyecanlarımı sevgi sözlerine yükleyebilirdim.

Yürümeye devam ettim. Kendimden emindim. Bütün sorularını cevaplamış, bütün şüphelerini gidermiş bir yetişkin olarak adımlıyordum tozlu yolu. Derken, saçlarıma bir şeylerin takıldığını farkettim. Elimle çekip aldım. Bunlar soru işaretleriydi. Biraz önce altından geçtiğim ağacın dallarından bulaşmış olmalıydılar saçlarıma. Avucumda karınca gibi kıpır kıpır dolaşıyorlardı. Hemen avucumdan atmak istedim. Yolun kenarında akan dereye doğru savurdum. Ama nafile.. Avucuma yapışmışlardı. Avucumdan fırlatabildiklerim de pıtırak gibi elbisemini orasına burasına yapışıverdi. Etrafıma baktım. Benden önce bir bilge yürümüş olmalıydı bu yoldan. Düşünceli ve sessiz bir bilge. Soru işaretlerini herkesin başının değebileceği bir ağaç dalına takmış olması bilgece bir işti. Oysa benim soracak bir şeyim yoktu sevdiğime.. Çaresiz, soru işaretlerini alıp saçlarıma taktım yeniden. Öyle ya, belki sevdiğim sormak isterdi. Sevgililerin soru sormasının nedeni, sorunun cevabını bilmemeleri değildir. Cevabı bir kez daha duymak içindir. O halde sevdiğime hediye edebilirdim soru işaretlerini. Defalarca, “Beni seviyor musun?” diye sorması için. Ben de her soru işaretinin olduğu yerde aşkımı bir defa daha ifade edebileceğim. Evet, evet, bundan eminim. Soru işaretlerinin hepsini ona hediye edeceğim.

Yürümeye devam ettim. Sürprizlere alışık olmalıydım. En azından şaşkınlıklarım için benim de birkaç soru işaretine ihtiyacım olacaktı. Az sonra, yüzüme küçük ve serin bir şeylerin dokunduğunu hissettim. Sanki gökten düşüyor gibiydiler. Gözlerimi kaldırdığımda bulutlar dikkatimi çekti. Hayır, yağmur yağmıyordu. Parmağımın ucuyla yokladım: ‘İki nokta üstüste’ işaretiydi bu! Bulutların arasına saklanmış olmaları son derece anlamlıydı. İnsanlar yıllardır bulutların önüne ‘iki nokta üstüste’ koyarak beklemişlerdi yağmuru, karı ve doluyu. Hep şöyle düşünmüşlerdi meselâ: “Bulut: yağmur yağacak.” Ya da şöyle düşünmüşlerdi: “Bulut: kar yağacak.” Yeryüzünde pek az insan ‘iki nokta üstüste’yi işine yarar görüyordu. Çünkü ‘iki nokta üstüste’yi kullanmak için ara sıra durup düşünmek gerekiyordu. Soru işaretinin yanına yerleştirdim özenle… Bak, bu işime yarayabilir diye düşündüm. Bazen sözlerimin sebebini, davranışlarımın gerekçesini açıklamam gerekebilirdi: ‘İki nokta üstüste’yi yanımdan ayırmamalıyım.

Az sonra yol kenarında bir ağacın dibinde unutulmuş bir ‘üç nokta’ gördüm… Benden önce buradan geçmiş biri düşürmüş ya da unutmuş olmalıydı. Noktalama işaretleri içinde yetişkinlerin en az ihtiyaç duyduğu ‘üç nokta’ydı. Çünkü ‘üç nokta’ susmak için gerekiyordu. Öyle sıradan susmalarda değil, düşünceli suskunluklarda lazım oluyordu… Bu yüzden bolca ‘üç nokta’ bulabilirsiniz yollarda, kaldırımlarda. Çünkü düşünceli suskunluklar ya bebeklerin işidir ya da gün görmüş yaşlıların… Aradakiler ancak konuşarak anlaşabileceklerini sanırlar. Oysa, bazen susmak ve ‘üç nokta’nın müsaade ettiği derin boşlukta göz göze bakışmak binlerce sözcüğün söylediğinden fazlasını söylerdi. Birden içim ısındı ‘üç nokta’ya… Dilimin altında erittim… “Sus… Sus ki, söz bakışı bulandırır” diye okumuştum bir keresinde.… “Sus…” dedim yüreğime…



Biraz ilerde bir çiçeğin üzerindeki tırnak işaretlerini görünce heyecanlandım. Susmak kadar konuşmak da güzel olabilir diye düşünmeye başladım. Çiçekler adına “vız vız” konuşan arılar ya da “cırcır” böcekleri bol bol tırnak işareti bırakırlardı oraya buraya. Bana lazım olur mu diye düşündüm… “Neden olmasın?” dedim. Benden önce söylenmiş nice güzel sözleri ben de tırnak içinde sevdiğime söyleyebilirdim. Toplayabildiğim kadar çok tırnak işareti topladım.



Yolun sonunda bir karınca yuvası dikkatimi çekti. Yüzlerce karınca siyah noktacıklar taşıyorlardı yuvalarına. Şaşırdım. Elime tırnak işaretini ve soru işaretini alıp “Neden ben de düşünemedim?” dedim. Söylediklerimin sonunda nokta olmazsa, kendimi tam olarak anlatamazdım ki:

“Seni seviyorum!”dedim heyecanla.

Yüzüme baktı.

Beni ilk defa görüyormuş gibi şaşkınlıkla cevap verdi:

“Beni seviyor musun?” dercesine baktı yüzüme.

Soru işaretlerimden biri eksildi.

Dilim tutuldu. Bu karşılığı beklemiyordum. Şaşırdım.

“?!”

Uzun bir süre bakıştık.

O kadar uzun bir süre suskun kaldı ki, elimdeki bütün ‘üç nokta’lar tükendi:

“…”

“…”

Her bir ‘üç nokta’ için iki tane tırnak işaretini tüketmek zorunda kaldık.

Böylece başkalarından ödünç alabileceğim güzel sözleri arasına saklayabileceğim bir şey kalmadı. Kırık dökük cümleler kurmaya çalıştım, elimde kalan virgülleri kullanarak:

“Sen, ben, sevmek, birbirimizi, ben, sensiz…” Böylece elimde kalan son ‘üç nokta’yı, tırnakları, virgülleri harcayıverdim.

Kelimeler ipi kopmuş uçurtmalar gibi kafamada oraya buraya savruluyordu.

Son noktayı hemen bu cümlenin sonuna koydum.

Gözlerim önümde mahçup yorgun ve umutsuz biçimde kalkaldım:

Sıcak ve geniş bir tebessümle bana döndü, avuçlarını açtı, gözlerini gözlerime dikti.

Hayretle gördüm ki, bütün noktalama işaretleri avucunda saklıydı. Söylenmiş ve söylenecek en güzel sözler dudaklarının arasında bekliyordu. Yaşanmış en tatlı suskunluklar gözlerinin içinde konuşuyordu.

İlk kez konuşmaya başladı.

“Uzun bir yoldan geldiğini biliyorum…” dedi. Halden anlayan bir hali vardı.

“Görüyorum ki, aşk için en çok ihtiyacın olan şeyi unutmuşsun” dedi.

Şefkatle kucakladı beni. (Bütün benliğimi sardı) Elindeki noktalmaa işaretlerinin hepsini göğe savurdu. Fısıltıyla konuştu: “Söyleyeceklerinin hepsini zaten biliyorum. Noktalama işaretlerinin hepsi de bende var… Sende olması gereken tek şey kocaman bir parantezdir. Kendini o parantez içinde, bana teslim olmuş olarak getirmelisin.”

Kollarının arasında kendimi kaybetmişim.

Neden sonra ayıldığımda, elimde hiçbir noktalama işaretinin kalmadığını öğrendim.

Artık aşk için onlara ihtiyacım olmadığını biliyorum.

(Şimdi yana yakıla parantez arıyorum.)

Senai DEMİRCİ

Kaz göndersem yolar misin?

Gönderen Dert Ortağı 12 Mart 2010 0 Yorum edit post | |

http://i43.tinypic.com/2zoyvlh.jpg
Kaz gondersem yolar misin?


Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil-i kiyafet gezmeye karar vermis. Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli
bir adam gormusler. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis:


'Selamunaleykum ey pir'i fani...'


'Aleykumselam ey serdar'i cihan...'


Padisah sormus:
'Altilarda ne yaptin?'


'Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor...'


Padisah gene sormus:
'Geceleri kalkmadin mi?'


'Kalktik... Lakin, ellere yaradi...'


Padisah gulmus:
'Bir kaz gondersem yolar misin?'


'Hem de ciyaklatmadan...'


Padisahla bas vezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah bas vezire donmus:


'Ne konustugumuzu anladin mi?'


'Hayir padisahim...'


Padisah sinirlenmis:


'Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelleni alirim.'


Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor.


'Ne konustunuz siz padisahla?'


Adam, basveziri soyle bir suzmus:
'Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.'


Bas vezir, yuz altin vermis.


'Sen padisahi, serdar-i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.'


'Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.'


Vezir kafasini kasimis.
'Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?...'


Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.


'Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim. (32 ise agizdaki disten kinaye, bogaz)'
Vezir bir soru daha sormus...
'Geceleri kalkmadin mi ne demek?'


Adam bir yuz altin daha almis.
'Cocuklarin yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim....'
Vezir gene kafasini sallamis.
'Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek...'


Adam gulmus.
'Onu da sen bul...'

Sevmek mi? Sevilmek mi?

Gönderen Dert Ortağı 11 Mart 2010 0 Yorum edit post | |

http://i40.tinypic.com/wl3fcm.jpg
Arkadaşımı beklerken boş masa bulamamış bir amca, benim masama oturdu. Sohbet etmeyi çok sevdiği anlaşılıyordu. O konuşuyor ben yorum yapıyordum. Emekli öğretmenmiş. Anılarını anlattı... 
Sonra gözümün içine bakarak: 
- kizim sevmek mi istersin sevilmek mi? dedi. 
Ne cevap vereceğimi bilemedim. 
- İkisini istesem çok şey mi istemiş olurum? 
- İkisi sunulmadı. Sana sadece birini seçme hakkı veriliyor. 
Düşünüyorum düşünüyorum cevapsızım. Sevilmek, evet çok güzel. Sen sevmedikten sonra o seni sevse ne olur? 
Ya sevmek? Eğer karşındakinin seni sevmediğini anlarsan, o da acı verir. 
Ben karşımdakinin beni sevmediğini öğrendiğimdeki acıyı tatmak pahasına da olsa sevmeyi seçtim. 
- Evet, cevabım SEVMEK. Bu sorunun cevabını siz de verecek misiniz? 
- Tabi kii kizim . Bundan 35 yıl önce çok yakışıklıydım, bakma şimdi yaşlandım. Hep sevildim. Sonunda beni seven, ilerde seveceğimi düşündüğüm biri ile evlendim. Ömrümün yarıdan fazlasını bir gün severim ümidiyle geçirdim. Eşim beni çok sevdi. Bir gün bile saygıda kusur etmedi. Onu sevmediğimi hissetmesin diye çok uğraştım. Geçen gün karımı toprağa verdik. Ölmeden önceki son konuşmamızda bana "Sana çok teşekkür ederim, beni bu hayatta mutlu ettin, anne olmamı sağladın, beni bilerek hiç üzmedin. Senin beni sevmeni sağlayamadım ama seni çok sevdim" dedi. 
Meğer anlamış onu sevmediğimi, aslında sevemediğimi.
- Peki hiç aşık olmadınız mı? 
- Oldum elbette 
- Peki niye onunla evlenmediniz? 
- Çünkü o başkasını seviyordu. Ona söyleyemedim. Onun için hep gönül eğlendirdim. Olmadı, ondan başkasını sevemedim. 
- Ne mutlu size ki sizi çok seven biri ile evlenmişsiniz. 
- Evet kizim, haklısın ama ben SEVİLMEK şıkkını seçtiğim için olmadı.
İstemeden ona da hakketiği mutluluğu yaşatamadım. Sevilmeye doydum ama sevmeye  hala açım... 
Peki ya sizler bu soruya nasil cevap verirdiniz 
sevmek mi istersin, sevilmekmi ..?

İntikam Acı Bir Limonata

Gönderen Dert Ortağı 04 Mart 2010 0 Yorum edit post | |

http://i406.photobucket.com/albums/pp147/erdals10/bal-kes/terkedilmivirane.jpg


Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakalı kırmızı, spor bir araba durdu. Arabadan inen şişman adam, büroya doğru yürüdü. Sıcaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çıkmıştı. 50 yaşında görünüyordu. Yüzü heyecandan kızarmış, fakat kısık gözlerindeki kararlı, donuk bakış değişmemişti. İçeriye girince başıyla Aaron’a selam verdi.
- ”Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek,
- ”evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..?”

Şişman adam,
- ”Dill” diyerek kendisini tanıttı. ”Zamanım çok az, hemen konuya girsek iyi olacak.” dedi.
- ”Benim için de iyi olur Bay Dill. İlgilendiğiniz belli bir yer var mı?”
- ”Doğrusunu isterseniz, evet. Kasabanın kenarındaki eski bina.”
- ”Sütunlu ev mi?”
- ”Ta kendisi. Yanılmıyorsam üzerinde SATILIK tabelası var.” Aaron kuru bir sesle,
- ”Evet, bizim satış listemizdedir.” Kalınca bir defterin yapraklarını karıştırdı. Sonra daktilo ile yazılmış bir sayfayı işaret etti:
”160 yıllık bina. 8 odası, 2 banyosu, otomatik gaz fırını, geniş terasları, çevresinde ağaçları var. Çarşıya, okula yakın. 750.000 dolar.”diye okudu ve ekledi:
- ”Hala ilgileniyor musunuz?”
Adam oturduğu yerde rahatsız olmuş gibi kıpırdandı. “Neden olmasın. Olumsuz bir yanı mı var?”
Aaron, “Aslına bakarsanız,” dedi. “Bu evi defterime yalnızca yaşlı Sade Grim’in hatırı için kaydettim.Ev asla onun istediği kadar etmez. Uzun zamandır onarım görmemiş çok eski bir binadır. Kirişlerden kimi bir kaç yıl içinde çökecek durumda. Bodrumu ise yılın yarısında su ile doludur.”
- ”Öyleyse sahibesi neden bu kadar çok istiyor.”
Aaron omuz silkti. “Herhalde kendisi için manevi değeri olacak. Çok eskiden beri ailesine aitmiş.” Şişman adam gözlerini yerde gezdirdi. “Bu çok kötü.” dedi. Başını kaldırıp Aaron’a baktı ve çekingen bir biçimde gülümsedi. “Hoşuma gitmişti. O, nasıl söylesem bilemiyorum, tam aradığım evdi.”
Aaron güldü. “100.000 dolara belki iyi bir alışveriş olurdu ama, 750.000 dolara…Sanırım Sade’in düşüncesini de anlıyorum. Hiç bir zaman fazla parası olmadı. Kendisine kentte çalışan oğlu bakıyordu. Sonra adam 5 yıl önce öldü. Onun için ev satmanın akıllıca bir iş olacağını biliyor. Fakat gönlü bir türlü evden ayrılmaya razı olamıyor. Bu yüzden eve kimsenin almaya yanaşamayacağı bir fiyat koyuyor. Böylece kendini avutuyor.”
Üzgün bir ifade ile başını salladı.”Dünya ne kadar garip değil mi?”
Dill soğuk bir sesle “Evet.” dedi. Sonra ayağa kalktı. “Kendisini bulup fiyatı biraz düşürmesini isteyeceğim.” Otomobilini Bn.Grim’in evinin önündeki yıkık dökük çürümüş tahta parmaklıkların önüne park etti. Evin çevresini tümüyle yabani otlar kaplamıştı. Kapıya çıkan kadın kısa boylu, beyaz saçlı idi. Yüzündeki hatlar, küçük inatçı görünüşlü çenesine kadar iniyordu. Havanın sıcak olmasına karşın sırtında kalın, yün bir örme hırka vardı.
- ”Bay Dill olmalısınız.”dedi, “Aaron Hacker buraya gelmekte olduğunuzu telefonda söyledi. İçeri girmez misiniz?”
- Dill, “Dışarısı korkunç derecede sıcak.” diye söylendi.
- ”Öyleyse içeri girin. Buzluğa biraz limonata koymuştum. İçeriz.”
İçerisi loş ve serindi. Pancurlar kapatılmıştı. Eski tarz geniş koltuklarla döşenmiş büyük bir salona girdiler. Yaşlı kadın ellerini sıkı kenetleyerek sallanan bir sandalyeye oturdu. Şişman adam öksürdü…
- “Bn. Grim, az önce emlakçınız ile konuştum.”
Kadın,”Tümünden haberim var.” diye sözünü kesti.
- “Aaron fikrimi değiştirebileceğiniz düşüncesi ile sizi buraya yollamakla akılsızlık etmiş. Doğrusunu isterseniz amacımın bu olduğuna da pek emin değilim.”
- ”Bayan Grim, sizinle biraz konuşabileceğimi sanmıştım.” Bn. Grim sallanan sandalyesini gıcırdatarak arkasına yaslandı.
- ”Konuşmak için para alınmaz, ne istiyorsanız söyleyin.”
- ”Evet, haklısınız.” Adam beyaz bir mendille yüzünün terini sildi.
- ”İzin verirseniz anlatayım. Bir iş adamıyım. Bekarım.Uzun yıllar çalıştım ve iyi bir servet yaptım. Artık dinlenmeyi hak ettim. Yaşamımın sonlarını geçirebileceğim sakin bir yer arıyorum. Burayı sevdim. Bir kaç yıl önce Albany’ye giderken buradan geçmiştim. O zaman bir gün buraya yerleşebileceğimi düşünmüştüm. Bugün kasabadan tekrar geçerken, burayı gördüm. Tam istediğim yerdi.”
- ”Burayı ben de severim, Bay Dill. Böyle oldukça yüksek bir fiyat isteyişimin nedeni de bu zaten.”
Dill gözlerini kaldırıp yaşlı kadına baktı.
- “Oldukça yüksek bir fiyat değil mi? Kabul etmelisiniz ki Bn.Grim, bu günlerde böyle bir ev en fazla…”
”Yeter.” diye bağırdı kadın.
- “Bay Dill bu konuda sizinle kesinlikle tartışmak istemiyorum. Eğer istediğim parayı vermeyecekseniz, üzerinde durmayalım.”
- ”Fakat, Bn. Grim.”
- ”İyi günler Bay Dill.”
Adamın da aynı şeyleri yapmasını belirten bir tavırla ayağa kalktı. Fakat adam kalkmadı.
- “Bir dakika bayan, delilik olduğunu biliyorum ama, istediğiniz parayı ödeyeceğim.”
Yaşlı kadın uzun süre adama baktı.
- “Emin misiniz, Bay Dill?”
- ”Kesinlikle, yeterince param var. Eğer evi satmanızın tek yolu buysa, parayı alacaksınız.”
Grim hafifçe gülümsedi.
- ”Sanırım limonata iyice soğumuştur. Size getireyim. Siz içerken ben de evi anlatırım.”
Kadın elinde tepsi ile geriye döndüğünde Dill yine mendille alnındaki terleri siliyordu.Limonatayı zevkle yudumlamaya başladı.
Yaşlı kadın sallanan sandalyesine yaslanırken

- “Bu ev.” Diye söze başladı. ”1902’den beri aileme aittir. Kasabadaki en sağlam ev olmadığını da biliyorum. Oğlum Michael doğduktan sonra bodrumum su bastı. O günden bu yana da bir türlü kurutamadık. Aaron bazı yerlerin çürüdüğünü de söylüyor. Yine de bu eski evi severim. Bilmem anlatabiliyor muyum?”
- Dill, “Evet.” dedi.
- ”Michael 9 yaşında iken babası öldü. Ondan sonra sıkıntılar başladı. Michael belki de benden çok babasını özlüyordu. Çok vahşi ve haşin bir çocuk olmuştu. Liseyi bitirince kasabayı terkedip kente gitti. Çok hırslı bir insandı. Kentte ne yaptığını bilmiyorum. Fakat başarıya ulaşmış olmalıydı. Bana düzenli para gönderirdi.” Gözleri nemlenmişti.
”Kendisini 9 yıl görmedim. Dokuz yıl sonra geldiğinde başı dertte idi. Zayıf ve yaşlanmış bir durumda bir gece yarısı çıka geldi. Yanında ufak, siyah bir valizden başka bir şey yoktu. Valizi elinden almak istediğim zaman bana vurdu. Bana, annesine vurdu. Ertesi gün bir kaç saat için evi terketmemi söyledi. Ne yapmak istediğini açıklamadı. Döndüğümde valiz ortadan yok olmuştu.”

Şişman adam gözlerini limonata bardağına dikmiş öylece dinliyordu.
”O gece evimize bir adam geldi. İçeriye nasıl girdiğini bilmiyorum. Michael’ın odasından sesler duydum. Oğlumun içinde bulunduğu tehlikenin ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Kapının arkasından dinlemeye çalıştım. Fakat yalnızca bağrışmalar tehditler ve…” Bir an durakladı. Omuzları sarsılıyordu…
”…ve bir silah sesi duydum.” diye devam etti. “İçeriye girdiğim zaman yatak odasının penceresi açıktı ve yabancı gitmişti. Michael’ımda yerde yatıyordu. Ölmüştü. Tüm bunlar bundan 5 yıl önce oldu. Ondan sonra polis bana olanları anlattı. Michael ve tanımadığım o adam birçok suç işlemişler. Bir sürü yerlerden bir kaç milyon dolar çalmışlar. Michael parayı alıp kaçmış. Parayı bu evde, hala bilemediğim bir yerde saklamıştı. Sonra diğer adam hissesini almak için oğlumu arayıp bulmuştu. Paranın yok olduğunu görünce de oğlumu öldürmüştü.”
Başını kaldırıp adama baktı.
”İşte o zaman evimi 750.000 dolara satışa çıkardım. Bir gün oğlumun katilinin döneceğini biliyordum. O bir gün gelip fiyat ne olursa olsun evi almak isteyecekti. Bütün yapacağım, yaşlı bir kadının köhne evine bu kadar çok para vermeye razı olacak adamı buluncaya kadar beklemekti.”
Sandalyesini ağır ağır sallıyordu. Dill bardağı yere bıraktı, diliyle dudaklarını yaladı.”Uf!” dedi. Bu limonata çok acı…” Bakışları canlılığını kaybetti, hafif titreme ile başı, omuzunun üzerine cansız düştü.

Yeni Düşenler

Abonelik:

E-Posta Adresini Gir: