Güncel Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yiğit Bulut'tan Utanç Duyuyoruz

Gönderen Dert Ortağı 28 Eylül 2010 0 Yorum edit post | |

http://img827.imageshack.us/img827/2540/115071.jpgBen bir blog sahibi olarak bu yazıya imzamı çoktan attım bile

Yiğit Bulut'un Başbakan Erdoğan'a yaptığı "SANSÜR KURULU" önerisi İnternet Medyası'nı ayağa kaldırdı.
Habertürk ekranlarında "SANSÜRSÜZ" programını yapan Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut, Başbakan Erdoğan'ın medya ile kahvaltı toplantısında dile getirdiği görüşleri ile şoke etti.
Gazete ve internet sitelerine 'SANSÜR' kurulu isteyen Yiğit Bulut, medya camiasından büyük tepki aldı.
Türkiye'nin en çok izlenen haber sitelerini bünyesinde barındıran İnternet Medyası Derneği, dün olağanüstü toplanarak Yiğit Bulut'a tepki koydu...
Derneğin toplantısından çıkan duyuruda, kişisel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi için çaba gösteren internet camiasına sansür isteyen "zihniyetten" utanç duyulduğu belirtildi.
Duyuruda bu zihniyetin, Habertürk gibi internette doğmuş bir markanın üst düzey yönetici tarafından dile getirilmiş olmasının büyük bir talihsizlik olduğu vurgulandı...
İŞTE İNTERNET MEDYASI'NIN TEPKİSİ;
KAMUOYUNA DUYURU
Son günlerde internet gazeteciliğine yönelik ağır ve haksız ithamlarla karşı karşıyayız.
Biz haberciler, internetin ve kişisel özgürlüklerin genişletilmesi için çalışırken, özgürlükleri kısıtlayacak bir sansür kurulunun Başbakan'a önerilmesi büyük bir talihsizliktir.
Başbakan'ın "bu öneriyi ciddiye almadığını" belirtmesi demokrasi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi hakkı açısından ümit vericidir.

AÇIKLAMAYA İMZA KOYMAK
İSTEYEN SİTELER BURAYA
TIKLAYABİLİR
Yüzlerce gazeteciyi istihdam eden, vergi ödeyen, milyonlarca insanın ziyaret ettiği siteleri yok sayan bu yasakçı görüşün, internette doğan Habertürk'ün bir yöneticisi tarafından dile getirilmesinden ayrıca utanç duyuyoruz...

İsrail Yanlısı Haber Türk'ü Protesto Edelim

Gönderen Dert Ortağı 03 Haziran 2010 0 Yorum edit post | |

2 Haziran Çarşamba günü yayınlanan Habertürk Gazetesinde "DAKİKA DAKİKA BASKIN ANI" isimli köşede gemideki kardeşlerimize "EYLEMCİ ÇETESİ" denildi ve İsrail askerleri övüldü. Gemidekilerin saldırgan, anarşist gibi algılanmasına sebep olan gazete İsrail'li komandonun tüm özelliklerini sayarak havalı bir görüntü oluşturdu. Özellikle sayfadaki 5. karedeki ifadelere dikkat edeldiğinde, İnsani Yardım Gönüllüleri, "Eylemci Çetesi" olarak nitenlendirildiği görülüyor.

Bundan birkça gün önce de Habertürk Gazetesi Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın Hamas ile PKK'yı kıyaslaması tepkilere yok açmış ve Altaylı açıklama yapmak zorunda kalmıştı.



Tüm bunların üstüne bugün, halkın böyle gergin olduğu bir zamanda, tahrikci bir üslupla baskın anının anlatılması dikkatlerden kaçmadı. Verilen karelere eklenen anekdotlarda, gemideki gönüllülerin "eylemci çete" olduğu ve bu sözde eylemci çetenin askerlere saldırdığı ve onları yaraladığı belirtiliyor.

Bu karelerin tam ortasına havalı bir israil komandosunun resminin konulması, ve o askeri övecek birçok şeyin yazılması sayfanın farklı birtakım amaçlara hizmet ettiği iddiasını güçlendiriyor.

Sanal alemde gemilere ve gönüllülere ellerinden geldiğince destek olmaya çalışan gençlerin ise duruma tepkisi gecikmedi.



"İsrail Yanlısı Habertürk'ü Kınıyoruz!" (http://www.facebook.com/haberturkukiniyoruz) isimli kurdukları facebook grubundan tepkilerini dile getiren gençler, sessiz kalmayacaklarını üstüne basarak vurguluyorlar.

Habertürk'ten tatmin edici bir açıklama veya büyük bir özür bekleniyor.


Bu Haber Tamamen TIMETURK adlı haber sitesinden alınmıştır 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Tarihi

Gönderen Dert Ortağı 07 Mart 2010 0 Yorum edit post | |

 100 yıllık mücadelenin tarihi
Kadınların erkeklere eşit haklara sahip olmak, sosyal hayatta yer almak için verdikleri mücadelenin ilk ateşi bundan 150 yıl önce New York'ta yakıldı.

Onların hak arayışını destekleyen hemcinslerinin katkılarıyla bu mücadele 100 yıl önce resmi bir boyut kazandı.

Kadınların hak arayışı, ABD'nin New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının, 8 Mart 1857'de düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grev yapmasıyla başladı.

Danimarka'nın Kopenhag şehrinde 1910 yılında düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısında Clara Zetkin, 8 Mart 1857'de New York'ta başlayan kadın haklarının kazanılması mücadelesinin, her yıl "kadın günü" olarak kutlanmasını önerdi ve bu öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Kopenhag kararından sonra ilk kez 19 Mart 1911'de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre'de yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktivitelerle "kadın günü"nü kutladılar, oy verme ve seçme-seçilme haklarının yanı sıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.

Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü, 1975'i "Dünya Kadınlar Yılı"nı ilan etti ve 16 Aralık 1977'de 8 Mart'ın, tüm kadınlar için "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlar, tam 100 yıldır her 8 Mart'ta bu mücadeleye katkısı olanları anmak ve eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı çıkmak için bir araya geliyorlar.

Değişen dünyada ve yeni toplumsal koşullarda yeni haklar elde etmek için çaba harcıyorlar. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği yolundaki mücadelesinde dünyadaki önemli köşe taşları şöyle:

1935: 12. Milletlerarası Kadın Konferansı, Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde, Beylerbeyi Sarayı'nda düzenlendi.

1945: Kadın-erkek eşitliğinin ilkelerini belirleyen ilk uluslararası BM belgesi kabul edildi.

1946: Kadınların politik, ekonomik ve sosyal haklarını iyileştirmek amacı ile BM Kadının Statüsü Komisyonu kuruldu.

1949: "İnsan Ticareti ve Paralı Seks veya Benzer İşletmeciliğin Engellenmesi Sözleşmesi" BM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

1951: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından "Benzer İşlerde Çalışan Kadın ve Erkeğe Eşit Ücret Ödenmesi Sözleşmesi" kabul edildi.

1952: "Kadının Siyasal Hakları Sözleşmesi" BM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

1957: "Kadının Milliyeti Sözleşmesi" kabul edilerek, kadına, eşinden bağımsız olarak kendi isteğiyle milliyetine karar verme hakkı tanındı. -1960: Meslek ve iş konusundaki eşitsizliklerle ilgili ILO sözleşmesi kabul edildi.

1962: "Evlilikte Onay, Evlilikte Minimum Yaş ve Evliliğin Kayda Geçmesi Sözleşmesi" BM tarafından kabul edildi.

1967: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Deklarasyonu BM tarafından kabul edildi.

1972: BM Genel Kurulu, 1975 yılını, Uluslararası Kadın Yılı (UAKY) olarak deklare etti ve bu yılı kadın konularına odaklanmaya ayırdı.

1974: BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi, 1975-UAKY'de Mexico City'de "Dünya Kadın Konferansı" yapılması kararını aldı.
1975-1985: Uluslararası Kadın On Yılı olarak pek çok ülke kadın konularına odaklandı.

1979: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) BM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

1979: Avrupa Konseyi, kadın erkek eşitliğinden sorumlu ilk Komitesini kurdu.

1981: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi yürürlüğe girdi.

1988: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kadın Erkek Eşitliği Deklarasyonu'nu yayımlayarak, kadın erkek eşitliğinin insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve cinsiyet temelli ayrımcılığın insan hakları ve temel özgürlüklerin kazanılmasının önünde bir engel olduğunu vurguladı ve kadın erkek eşitliği meselesi, ekonomik ve sosyal konular kapsamından çıkarılarak insan hakları konularına dahil edildi.

1988: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bünyesinde "Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komitesi" kuruldu.

2002: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kadınların şiddete karşı korunması konulu 5 numaralı tavsiye kararını kabul etti. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki en önemli girişimlerden biri olan bu Tavsiye kararı, şiddetin önlenmesi ve kurbanların korunması için küresel bir strateji oluşturan ilk uluslararası dokümandır ve cinsiyet temelli tüm şiddet biçimlerine yönelik bir strateji getirdi.

2006: Avrupa Konseyi üyeleri, Konsey'in diğer organları ve STK'ların katılımıyla 2006 yılında başlatılan ve 2008 yılına dek sürecek olan "Aile İçi Şiddet Dahil Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kampanyası" başlatıldı. Kampanya, duyarlılık yaratmayı, hükümetlerin siyasi irade göstermesini ve gerekli kaynakları ayırmalarını, uygulamaları takip ederek veri toplamasını hedefliyordu.

2006: AB bünyesinde, "Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü" kuruldu.

2006: 28-29 Ocak 2006 tarihleri arasında İstanbul'da "Medeniyetler İttifakında Kadın" başlıklı uluslararası kongre gerçekleştirildi.

2007: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi "Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komitesi" Başkanlığına Türk Milletvekili Gülsün Bilgehan seçildi.

TÜRK KADINININ MÜCADELESİ





Türk kadını da bu süre içinde, eğitimden sağlığa, siyasetten sendikal haklara kadar birçok alanda kazanımlar elde etti. Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle tek eşlilik zorunlu hale getirildi, kadınlar boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldular.

Yüz yıllık hak mücadelesinde, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi analık sigortası, yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi, kadınların eşlerinin soyadıyla kendi soyadlarını da kullanmaları, iş ve meslek seçiminde eşlerinden izin almak zorunda olmamaları, iş sözleşmelerinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle farklı işlem yapılamayacağının hükme bağlanması da önemli düzenlemeler arasında yer aldı.

Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği yolundaki mücadelesinde Türkiye'deki önemli köşe taşları şöyle:

1845: Padişah fermanıyla kız ve erkek çocuklar için ilköğretim zorunlu hale getirildi. -1858: Kız ortaokulu (Rüştiye) açıldı.

1864: Kız teknik eğitim okulu açıldı.

1869: Kız sanayi mektebi açıldı.

1870: Kız Öğretmen Okulu (Dar-ül Muallimat) açıldı.

1876: İlk anayasa ile kız ve erkek çocuklar için ilköğretim zorunlu hale getirildi.

1897: Kadınlar ücretli işçi olarak çalışmaya başladı.

1911: Zina suçunun cezası kadın ve erkek için eşitlendi.

1913: Kadınlar devlet memuru olarak çalışmaya başladı.

1913: Kız lisesi (Sultani) açıldı. -1914: Kadınlar tüccarlık ve esnaflığa başladı.

1915: Kadınlar için ilk üniversite (İnas Darülfünunu) açıldı.

1915: Kadın işçiler için sosyal haklar açısından ilk düzenleme yapıldı.

1917: Osmanlı Medeni Kanunu'nun uygulanması için çıkarılan Aile Hukuku Kararnamesi ile evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması, evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması, zorla evlendirmenin geçersiz sayılması hususları düzenlendi.

1922: Yedi kız öğrenci, tıp fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı.

1923: Kadınların siyasal haklarını savunmak üzere "Kadınlar Halk Fırkası" adıyla bir siyasi parti kuruldu.

1924: Eğitim ve Öğretim birliğini sağlayan (Tevhid-i Tedrisat) kanunu çıkarıldı.

1926: Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ile tek eşlilik zorunlu hale getirildi, kadınlar boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldular.

1930: Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenlemeler Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile yapıldı. -1930: Kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.

1933: Kadınlar muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.

1934: Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.

1934: Kadınlar milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.

1935: Kadınların seçme ve seçilme hakkını ilk kez kullandığı seçimler yapıldı. Cumhuriyet döneminde yüzde 4,6 ile 2007 yılına kadar parlamentoda ulaşılan en yüksek kadın üye oranına ulaşıldı.

1945: Olgunlaşma enstitüleri açıldı.

1945: Analık sigortası (doğum yardımı) 4772 Sayılı Yasa ile düzenlendi.

1949: Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi 5417 Sayılı Yasa ile sağlandı.

1965: Nüfus Planlaması hakkında 557 sayılı Yasa çıkarıldı. Bu yasa ile; geriye dönüşümlü aile planlaması yöntemleri serbest bırakıldı ve ancak tıbbi zaruret halinde kürtaj hakkı tanındı.

1983: Aile Planlaması hakkında 2827 Sayılı Yasa kabul edilerek, 10 haftaya kadar olan gebeliklerde kürtaj hakkı tanındı. Sertifikalandırılmış genel pratisyenlere gebeliği sonlandırma yetkisi verildi. Kadın ve erkekte cerrahi aile planlaması yöntemleri serbest bırakıldı.

1971: İlk kadın bakan Türkan Akyol parlamento dışından atandı.

1985: Türkiye, "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"ni (CEDAW) imzaladı. 1986'da TBMM tarafından onaylandı.

1986: Parlamento üyesi İmren Aykut hükümette yer aldı.

1989: Üniversitelerde kadın sorunları ve araştırmaları merkezleri açıldı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde kadın çalışmaları alanında yüksek lisans programı başladı.

1990: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kuruldu. -1990: Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan yasa maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

1990: Tecavüz mağdurunun hayat kadını olması halinde cezanın indirilmesini öngören kanun hükmü, TBMM tarafından yürürlükten kaldırıldı.

1993: Girişimciliğe özendirmek amacıyla kadına özel düşük faizli kredi uygulaması başlatıldı.

1994: İlk kadın başbakan Tansu Çiller göreve geldi.

1997: Kadınlar, kocalarının soyadı ile birlikte kendi soyadlarını da kullanma hakkını elde ettiler.

1998: Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması düzenleyen 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girdi. 1998: Adalet Bakanlığı, bekaret kontrolünün, ancak takibi şikayete bağlı suçlarda, mağdurun rızası alınarak, ırza geçme gibi re'sen takip edilen suçlarda ancak hakim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı izni ile yapılabileceğini düzenleyen bir Genelge yayımladı.

2000: Özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlanması ve kız çocuklarının meslek sahibi, ufku açık "bireyler" haline gelmelerini amaçlayan "Kardelenler-Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları" isimli Proje başlatıldı.

2000: Toplumsal cinsiyet yaklaşımını ana plan ve programlara yerleştirmek için resmi, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarına yönelik olarak kullanılması planlanan ve modüler bir eğitim materyali olan Toplumsal Cinsiyet Eğitim paketi hazırlandı ve pilot uygulamaları yapıldı.

2002: Yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, eşlerin iş ve meslek seçiminde birbirlerinden izin almak zorunda olmadıkları hükme bağlandı.

2003: "Haydi Kızlar Okula Kampanyası", kız çocuklarının okullulaşma oranının en az olduğu 10 ilde başlatıldı.

2003: İşçi işveren ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılamayacağı, iş sözleşmesinin yapılmasında, uygulanmasında ve sona erdirilmesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapılamayacağı, cinsiyet nedeniyle eşit değerde iş için daha düşük ücret verilemeyeceği, cinsiyet, medeni hal ve aile yükümlülükleri, hamilelik ve doğumun iş aktinin feshi için geçerli sebep oluşturamayacağı gibi hükümleri içeren yeni İş Kanunu yürürlüğe girdi.

2003: Türk Vatandaşlığı Kanununda kadın-erkek eşitliği bakış açısı ile değişiklik yapıldı.

2004: "Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik" yürürlüğe girdi. -2004: "Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik" yürürlüğe girdi.

2004: Personel alımlarında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasına ilişkin "Personel Temininde Eşitlik İlkesine Uygun Hareket Edilmesi" konulu Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girdi.

2004: Doğum izinlerinin artırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girdi.

2004: Cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda çağdaş düzenlemeler içeren Yeni Türk Ceza Kanunu kabul edildi.

2005: 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni TCK ile, işyerinde cinsel taciz kavramı düzenlendi ve sadece üst yönetici değil çalışanlar arasında da cinsel taciz suçuna yaptırım getirildi.

2006: "Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler" konulu Başbakanlık Genelgesi yayımlandı.

2007: 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan Genel Seçimler ile Parlamentoya giren kadın milletvekili sayısı yüzde 100 artarak kadın vekil oranı yüzde 9'a ulaştı.

E-5 Te Tır Üst Geçide Çarptı

Gönderen Dert Ortağı 27 Ocak 2010 0 Yorum edit post | |

http://img718.imageshack.us/img718/7435/w11196.jpgBeylikdüzü E-5 Karayolunda damperi kalkık unutulan kamyonun neden olduğu kaza, bütün dehşetiyle MOBESE kameralarına yansıdı.

Görüntülerde damperin çarptığı üst geçit, üzerindeki vatandaşlarla birlikte büyük bir gürültüyle yola düştü.

Alınan bilgiye göre, Beylikdüzü E-5 karayolu üzerinde bulunan üst geçide, Büyükçekmece istikametinden gelen yüksek damperli bir kamyon çarptı. Kamyonun çarpmasıyla birlikte üst geçidin ortası çöktü. Bu sırada geçitte olduğu öğrenilen bir kişi, enkazla birlikte otoyola düşerek yaralandı. Yaralı vatandaş, çevreden yetişenler tarafından hastaneye kaldırıldı.

Olayın ardından E-5 karayolu Topkapı istikametinde trafiğe kapatıldı



İşe alımda ki En Zor 15 Soru ve Cevabı

Gönderen Dert Ortağı 24 Ocak 2010 0 Yorum edit post | |

http://img690.imageshack.us/img690/2278/vizyon.gif“Sen bir CV’den daha fazlasın!” yaklaşımıyla Türkiye sitesini açan dünyanın ilk ve en büyük online kariyer ağı Monster, adayları yalnızca kendilerine uygun  işlere ulaştıracak seçkin markaların iş ilanlarıyla buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda kariyer hayatlarında ve kişisel gelişimlerinde onlara rehberlik ediyor.
 Monster Türkiye, adayların kariyer hedeflerine uygun özgeçmiş geliştirme uygulamaları ve kariyer ipuçları ile iş arayanlara kariyerlerini en etkin şekilde yönetme yardımı veriyor. Adayların doğru kariyer seçimleri yapmalarını sağlamak ve bu arayış süreçlerinde kendilerine destek olmak, potansiyellerinin daha çok farkına varabilmelerini sağlamak için www.monster.com.tr üzerinden birçok destekleyici makaleler, testler ve öneriler yayınlıyor.
İşte Monster’dan iş görüşmelerinde karşılaşılabilecek 15 zor soruya uygun cevap önerileri:

1-NİÇİN BU ALANDA ÇALIŞMAK İSTİYORSUNUZ?

YANLIŞ CEVAP:
''Alışveriş yapmayı çok severim, çocukken bile saatlerce katalogları incelerdim.''

Sizi işe alacak yetkili için neyi sevip sevmediğiniz hiç önemli değildir. Belli bir alandaki geçmişinizi ve varsa başarı öykülerinizi anlatmaya odaklanın.
DOĞRU CEVAP:
''Alışveriş yapmayı her zaman sevdim ama bir mağazada çalıştığımdan beri benim ilgimi çeken asıl kısım işin pazarlama kısmı oldu. Çalıştığım yerde ürettiğimiz kıyafetler çok kaliteliydi ama düzenli bir satışımız yoktu. Bu yüzden bir işletmeciyle pazarlama stratejileri üzerine çalıştım ve satışlarımız ilk yılda %25 arttı. Bu endüstri dalında başarılı olmak çok harika bir histi ve kendimi ürünlerin tanıtımı ve pazarlanmasına adadım.''

2- BİZE KENDİNİZDEN BAHSEDİN

YANLIŞ CEVAP:
''Michigan Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden geçen yıl mezun oldum ama biyolojinin benim ilgi alanım olmadığının farkına vardım. Böylece başka bir alanda ilk işimi buldum ve satış departmanında işe başladım. Daha sonra bir hukuk firmasının mali işleriyle ilgilendim. Son olarak da  birkaç aylık bir tatil arasından sonra tekrar pazarlama dalında çalışmak istedim ve işte daha rekabete açık bir pozisyon için buradayım.''
Kendiniz hakkında  kronolojik bir sıralama vermektense, güçlü yanlarınız üzerinde durun ve başvurduğunuz pozisyona uygun olarak örneklerle, bu alandaki başarılarınızı kanıtlayın.
DOĞRU CEVAP:
''Çok  güçlü iletişim kurabilen biriyimdir. Satış departmanında iki yıl çalışmak kendime olan güvenimi arttırdı ve müşterinin güvenini kazanmanın önemini kavrattı. Ayrıca bu işte gerçekten başarılı olabileceğimi anladım. Son işimde firma için müşterilerinin devamlılığını sağlama ve yeni müşteriler bulabilmek adına bir mektup stratejisi belirledim. Bunun sonucunda firmanın karı 2 yılda %10 artış gösterdi. Ek olarak, firmaların daha iyi pazarlama olanakları bulmak adına internet ortamından nasıl yararlanabileceğine   dair yeni fikirler üzerinde çalışıyorum ve bu fikirleri seve seve sizin için hayat geçirebilirim.''



3- ESKİ PATRONUNUZ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

YANLIŞ CEVAP:
''Gerçekten yeteneksiz biriydi ve onunla çalışmak bir kabus gibiydi ki bu yüzden işten ayrıldım.''
Unutmayın ki eğer işe alınırsanız  bunları anlattığınız kişi bir gün patronunuz olabilir. İşe alacakları birinden isteyebilecekleri son şey büyük ihtimalle ağzının bozuk olmasıdır. Eski patronunuzdan kötü bahsetmektense, pozitif yaklaşın ve ondan ne öğrendiğinize odaklanın.(gerçekte ne kadar kötü biri olsa bile)
DOĞRU CEVAP:
''Eski patronum işlerin zamanında bitirilmesi konusunda çok hassastı ve bu konuya her şeyden çok önem verirdi. Onun bu tutumu beni daha çok çalışmaya itti ve işlerin zamanında bitirilmesinin önemini kavramamı sağladı.''


 4- NİÇİN ŞİMDİKİ İŞİNİZDEN AYRILMAK İSTİYORSUNUZ?

YANLIŞ CEVAP:
''Patronuma ve yaptığım işe katlanamıyorum.''
Yaptığınız işle ve patronunuzla ilgili kötü konuşmamanız gerektiğini tekrar hatırlayın ve olumlu yönler üzerinde durun.
DOĞRU CEVAP:
''Şu anki rolümden çok şey öğrendim, ama şimdi sınırlarımı genişletmek ve yeni yetenekler kazanmak için,  potansiyeli olduğunu düşündüğüm yeni bir iş arıyorum.'


5- 5 YIL İÇİNDE KENDİNİZİ NEREDE GÖRÜYORSUNUZ?



YANLIŞ CEVAP:
''Miami'de bir plajda rahatlarken'' veya ''sizin firmanızda çalışırken.''
Bu soru için gerçekten doğru bir cevap yoktur ama karşınızdaki kişi sizden amaçlarınızı, kariyeriniz doğrultusundaki planlarınızı ve kendinizi onun şirketine adayıp adamayacağınızı duymak ister. Yani hayallerinizi anlatmaktan veya esprili olmaya çalışmaktansa, onlara eylemlerinizdeki kararlılığınızı  ve sorumluluklarınızın bilincine sahip olduğunuzu gösterin.
DOĞRU CEVAP:
''Beş yıl içinde bu iş dalında daha donanımlı hale gelmeyi istiyorum. Ayrıca insanlarla birlikte çalışmayı çok seviyorum ve firmada iletişim becerilerimi ve iş hakkındaki bilgilerimi daha verimli kullanabileceğim bir yönetici pozisyonunda çalışmayı hedefliyorum.''


6- EN BÜYÜK ZAYIFLIĞINIZ NEDİR?

YANLIŞ CEVAP:
''Çok çalışmayı sevmem'' veya ''Sarışın olmak.''
Bu soru pozitif bir etki bırakmak için çok büyük bir fırsattır. Ama soruya bir klişeyle veya gereksiz bir şakayla cevap vermek yerine üstesinden geldiğiniz bir zayıflığınızı örnek gösterebilirsiniz.
DOĞRU CEVAP:
''Topluluk karşısında konuşma yaparken kendimi hiç rahat hissedemezdim ve bu sizin de bildiğiniz gibi iş alanında benim için büyük bir engeldi. Bunun büyük bir sorun olduğunu fark ettikten sonra eski patronuma bu konuda bir kurs almak istediğimi belirttim ve bir kursa kaydoldum. Bunun sonucunda bu engelin üstesinden geldim. O zamandan beri çok önemli yöneticiler karşısında birçok sunum yaptım ve gayet başarılı oldum. Bu işi yapmayı hala sevmiyorum ama kimse başarısız olduğumu söyleyemez.


7-MAAŞ KONUSUNDA BEKLENTİLERİNİZ NEDİR?

YANLIŞ CEVAP:
''Bundan önceki işimde 35 bin dolar civarında kazanıyordum, yani artık 40 dolar civarı bir beklentim var.''
Kesin rakamlar vermekten kaçınmalısınız. Maaş konusunda pazarlık etmeye çalışırsanız işi kaybedersiniz. Beklentinizin para değil iş olduğunu defalarca tekrarlayın. Eğer bir miktar belirtmek zorundaysanız çalıştığınız konum ve yaşadığınız şehre bağlı geniş tabanlı bir miktar belirtin.
DOĞRU CEVAP:
''Kazanacağım paradan çok çalışacağım konumla ilgileniyorum. Beş yıllık tecrübelerim dahilinde çalışacağım konuma uygun bir maaş beklentisi içerisindeyim. Ayrıca bu şehirde yaşamanın yüksek maliyeti göz önünde bulundurularak belirlenen adil bir maaş benim için uygun olacaktır.''


8-NİÇİN SİZİ İŞE ALMALIYIZ?

YANLIŞ CEVAP:
''Çünkü bu iş için en uygun aday benim.''
Güzel bir cevap sizin özelliklerinizi ve sizi neyin özel yaptığını vurgular.
DOĞRU CEVAP:
''On yıl boyunca yönetici asistanlığı yaptım ve patronum sıkça ben olmadan işlerinin çok zor olacağını vurgulardı. Ayrıca bilgisayar eğitimi almaya da zaman ayırdım ve Excel konusundan çok ilerleme kaydettim ki bu da çok daha hızlı çalışabileceğim anlamına geliyor. Patronumun benden beklediklerinden çok daha fazlasını yapmaya gayret ederim ve çoğu kişi için iyi olan benim için asla yeteri kadar iyi değildir.''


9-EN BÜYÜK BAŞARISIZLIĞIN NEYDİ? VE BUNDAN NE ÖĞRENDİN?

YANLIŞ CEVAP:
''Hukuk fakültesini bitiremedim ve o günden beri sadece zor olduğu için bir şeyden vazgeçmenin ne kadar büyük bir hata olduğunu biliyorum.'' 
Aslına bakarsanız sizi gerçekten başarısız gösterebilecek bir pişmanlığınızı vurgulamak zorunda değilsiniz. Bunun yerine daha önemsiz  bir başarısızlığınız üzerinde durun ve ondan çıkardığınız dersi belirtin.
DOĞRU CEVAP:
'' Üniversitedeyken ders programımı tamamlamak için sanat dersi aldım. Ama o dersi pek ciddiye almadım, mühendislik derslerimle kıyaslayınca parkta bomboş yürümek kadar kolay görünüyordu. Dönem ortasında düşen notlarımdan anladım ki eğer bu dersi geçemezsem bursumu bile kaybedebilirim. Dönemin geri kalanında  bu ders için çok çalıştım ve yeterli bir not almayı başardım. Sonra anladım ki yaptığım şey ne olursa olsun, en iyisini tüm gücümle yapmalıyım aksi halde emek harcadığım onca şey boşa gider.''


10-ÇALIŞMADAN GEÇİRDİĞİN ZAMANI NASIL AÇIKLAYABİLİRSİN?

YANLIŞ CEVAP:
'' Çalışmaktan çok yorulmuştum, bu yüzden bir molaya ihtiyacım vardı'' veya ''İş bulamadım.''
İşsiz geçirilen dönemleri açıklamak daima zordur. Tembel biri veya işe alınmaması gereken biri izlenimi vermek istemiyorsanız işsizliğinizi sizin seçtiğiniz bir ve mantıklı bir sebepten kaynaklandığı göstermenin bir yolunu bulmalısınız.
DOĞRU CEVAP:
''İşim benim için çok önemlidir. Önüme çıkan ilk teklifi beni mutsuz  etme  ihtimali olmasına rağmen kabul etmektense, doğru iş için, doğru kararı verebilmek adına, doğru zamanı  bekledim.''


11. HANGİ ŞARTLARDA İŞİNİZ SİZİ MUTLU EDER?

YANLIŞ CEVAP:
"İşimi iyi yaptığım zamanlar aldığım övgüler beni çok mutlu eder.”
Belirsiz cevaplar vermektense, iyi olduğunuz, zevk aldığınız ve bu işle bağlantısı olan durumlardan bahsedin. Bu soru ilgi alanınızı belirtmek, bu işe ne kadar uygun olduğunuzu göstermek ve istekli olduğunuzu kanıtlamak için bir fırsat olabilir.
DOĞRU CEVAP:
Ben insanlarla beraber olduğum, müşterilerle ilgilendiğim ve onlara sağlanabilecek en iyi olanakları sağlayıp onları memnun edebildiğim sürece mutluyumdur. Bu benim için çalışmanın en iyi yanıdır ve bu nedenle daha iyi bir konumda müşterilerle daha iyi bir iletişim kurabileceğim için sizinle çalışmak istiyorum.


12-İŞİNİZİN EN AZ SEVDİĞİNİZ YANI NEDİR?

YANLIŞ CEVAP:
"İstikrarsız, başarısızlık getirebilecek işleri sevmem.”
Eski işinizin ekonomik, siyasal ve kültürel durumuyla ilgili  yorumlar yapmaktan kaçının. Bu tip yorumlar ne kadar doğru olursa olsun üzerinizde negatif bir izlenim bırakacaktır. Ayrıca yeni işinizde sahip olabileceğiniz konumun işlevleriyle ilgili hoşlanmadığınız bir durum varsa bu tip yorumlar da yapmayın.
DOĞRU CEVAP:
“Eski işime dair nefret ettiğim bir durum söz konusu olmasa da, işimin hoşlanmadığım bazı yönleri vardı. Eski konumumda haftada en az iki kere seyahat etmem gerekiyordu. Seyahat etmeyi her ne kadar çok sevsem de, ayda iki seyahat bazen çok yorucu olabiliyordu. Bu sebepten dolayı kendime iş harici pek fazla vakit ayıramıyordum. Yine aynı konumda çalışacak olsam da, daha az seyahat etmeyi tercih ederim.”


13. İŞ ARKADAŞLARINIZLA YAŞADIĞINIZ BİR PROBLEMDEN BAHSEDİN

YANLIŞ CEVAP:
"Çevremdekilerle hep iyi geçinirim dolayısıyla hiçbir iş arkadaşımla problem yaşamadım.”
Firmalar bu tip kaçak cevaplardan hoşlanmazlar. Ayrıca büyük ihtimalle yalan söylediğinizi düşünürler. Gerçek olabilecek bir örnek verin ve onu kendi lehinize çevirin
DOĞRU CEVAP:
“Bir kaç tane hemşire arkadaşımla  vardiya sırasının kimde olduğu ve çocuk hastaların aileleriyle konuşmanın kimin görevi olduğuna dair bir anlaşmazlık yaşamıştım. Kişiliklerimiz uyuşmuyordu. Tartışmadan üç ay sonra, arkadaşlarımdan birine beraber öğle yemeği yemeyi teklif ettim. Yemek boyunca aramızdaki farklılıklardan ve niçin anlaşamadığımızdan bahsettik Bu konuşma aramızdaki sorunların çoğunu çözdü. Daha farklı iletişim kurmaya ve beraber iyi çalışabilmeye başladık. Bence konuşmak  sorunlarınızı çözmenizin en etkili yoludur.


14. NELER SİZİ MOTİVE EDER?

YANLIŞ CEVAP:
“İşimi iyi yaptığım zamanlar ödüllendirilmek.”
Bu yanlış bir cevap değildir ancak önemli bir fırsatı kaçırmanıza sebep olur. Bu soru iyi özellikleriniz üstünde durmanız, karakteriniz hakkında daha ayrıntılı bilgiler vermek için önemli bir fırsattır. Bu yüzden genel ve içi boş cevaplar vermektense, örneklerle kendinizi açıklamayı denemelisiniz.
DOĞRU CEVAP:
“Son işimde daima zor geçen  teslim tarihlerindeki rekabet beni çok motive ederdi.  Ürünlerin teslimini tam zamanında yapma konusunda %100 başarılı olmak zorundaydım. Bu işin çok hızlı yapılması gerektiğini ve zor olacağını bilmeme rağmen, yaşanan rekabetten çok hoşlanırdım.''


15-ARKADAŞLARINIZ SİZİ NASIL TARİF EDER?

YANLIŞ CEVAP:
"Gerçekten çok iyi bir dinleyiciyimdir.”
İyi bir dinleyici olmak çok önemli bir özellik olmasına rağmen, işvereniniz büyük bir ihtimalle bunu umursamayacaktır. Seni büyük bir ihtimalle omzunda ağlamak için işe almıyorlardır. Cevapların başvurduğun pozisyonda başarılı olabileceğini destekler nitelikte ve kendine özgü olmalıdır. Eğer isterseniz örnek verebilirsiniz.
DOĞRU CEVAP:
“Arkadaşlarım beni büyük bir ihtimalle çok hırslı olarak tanımlayacaktır. İstediğimi elde edene kadar asla geri adım atmam. Program geliştirici olarak çalıştığım dönemde teknoloji konferansı için konuşmacılara götürdüğüm tekliflerden tek tek ret cevabı aldım. Ancak gerçekten büyük oynamak istiyordum ve “hayır”ı bir cevap olarak asla kabul etmedim. Hepsine ve yeni kişilere tekrar tekrar teklif götürdükten sonra konferansın katılımı planladığımın iki katına çıktı. Birçok kişi bir kez hayır dedikten sonra cevabını değiştirmez ama bunu kabullenmek benim doğamda yok. Bir şeyin mümkün olduğunu bildiğim sürece başarana kadar denemeye devam ederim.''



Firefox 3.6 Çıktı!

Gönderen Dert Ortağı 0 Yorum edit post | |

Mozilla'nın merakla beklenen internet tarayıcısı Firefox 3.6, resmi olarak yayınlandı. Yeni sürümün oldukça hızlı olduğunu belirten Mozilla, bakın başka ne yenilikler yapmış...
Mozilla, meraklı bekleyenlerini daha fazla bekletmedi ve Firefox'un yeni sürümü olan 3.6'yı yayınladı. İlk günden büyük ilgi gören yazılımın yeni sürümü, böylece Firefox 3.6 RC sürüm kullananları da RC sürümden kurtarmış oldu.

Dünyanın en popüler ikinci tarayıcısının yeni sürümünün, daha hızlı olduğu konusunda herkes hemfikir. Yapılacak olan testler ile bu hız artışı kesinleştirilecek.
İşte bazı yenilikler:
- Personas: Tek tıklamayla tarayıcının görüntüsünü değiştirebilme
- Plug-in Hatırlatıcı: Tarihi geçmiş plug-in'leri (yazılım eklentileri) haber vererek, olası açıklara karşı erken koruma
- Tam Ekran Video: Gömülü Ogg videoları veya benzer videoları HTML 5 kullanarak izliyorsanız, tam ekran izleyebilme
- Web Open Font Format - daha küçük boyutlarda font formatı kullanımı (bu sayede sayfa daha hızlı açılacak)
- Hız: Friefox 3.6, 3.5.x serisinden %20 daha hızlı hale getirildi
Firefox 3.6'yı indirmek için buraya tıklayın

İstanbul Kültür Başkenti ve Büyü Başlıyor

Gönderen Dert Ortağı 15 Ocak 2010 0 Yorum edit post | |

http://www.istanbul2010.org/stellent/fragments/ist2010assets/images/baslik4.jpg"Avrupa Kültür Başkenti" İstanbul'da yarın düzenlenecek törenle etkinliklere start verilecek. Taksim'de "ateş" ve Kadıköy'de "balon" gösterilerinin yanı sıra, Taksim'de Tarkan, Kadıköy'de Mor ve Ötesi, Beylikdüzü'nde Nil Karaibrahimgil, Sultanahmet'te Mercan Dede, Pendik'te Kıraç ve Bağcılar'da Zara konser verecek.



Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenecek törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra 20 ülkeden bakan düzeyinde katılım olacak.

Açılış etkinliği için 8,5 milyon lira bütçe ayrıldı.

"İstanbul'un büyüsü..."

Töreni, açılış konuşmalarının ardından Yekta Kara'nın bu gece için özel olarak tasarladığı ve yönettiği "İstanbul Büyüsü" adlı özel performansla devam edecek.

Sanatın farklı dallarından 303 sanatçının sahnede yer alacağı 65 dakikalık gösteri, müzik, dans, şiir, İstanbul'a özgü ses ve görüntülerle İstanbul'un sahip olduğu çok katmanlı derin kültürel mirası, şehrin enerjisini ve ilham kaynaklarını gözler önüne serecek.



Gösterinin ardından, etkinliğe katılacak protokol mensupları, Haliç Kongre Merkezi'nin önündeki iskelede enerjisini İstanbul'dan alan bir "Kent Etkinliği" olarak tasarlanan özel ışık ve havai fişek gösterisi için butona basarak start verecek. Bir kilometrelik alanda Haliç'i bir festival alanına çevirecek görsel şölen, Haliç Camialtı Tersanesi'nde kurulan yaklaşık 3 bin metrekarelik bir alanda yapılacak.

80 metreye 15 metre ebatlarında hazırlanan özel 2010 logosu, bu özel gösterinin Haliç'te aydınlığa kavuşacak ilk sembolünü oluşturacak. Şölen, aynı zamanda Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında kurulan özel ekranlardan izlenebilecek.

Aynı zamanda televizyon kanallarından yayınlanacak görüntüler sayesinde Haliç'teki unutulmaz şölen tüm Türk halkına evlerinde de ulaşacak.

Ateş ve balon gösterisi


Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında DJ performansı, dans ve müzik gösterileri, gecenin ilk saatlerinde İstanbullularla buluşacak. Gecenin sürprizlerinden birisini de Taksim ve Kadıköy'deki özel gösteriler oluşturacak.

Bugüne kadar Dubai, İngiltere, Fransa, İspanya ve Brezilya gibi birçok farklı ülkede düzenlenen dev organizasyonlarda gerçekleştirdikleri gösterilerle dünya çapında ün kazanan Fransız Group F tarafından Taksim'de, "Ateş Tiyatrosu", Kadıköy'de ise "Balon Tiyatrosu" sahnelenecek.

Gökyüzünün sahne olarak kullanılacağı her iki gösteri de diğer meydanlardaki ekranlardan izlenebilecek. Taksim'de Tarkan, Kadıköy'de Mor ve Ötesi, Beylikdüzü'nde Nil Karaibrahimgil, Sultanahmet'te Mercan Dede, Pendik'te Kıraç ve Bağcılar'da da Zara konser verecek.

Etkinliklerde, farklı sanat disiplinlerine mensup toplam 500 sanatçı sahne alacak, 900 kişilik teknik ekip çalışacak. 1550 kişilik bir organizasyon ekibinin yürüttüğü etkinliklerin sorunsuz bir şekilde yapılabilmesi için toplamda 3 bin 500 kişilik emniyet ve güvenlik ekibi görev alacak.

Etkinliklerde, 100 kişilik yönetim, 750 kişilik koordinasyon ve 300 kişilik canlı yayın ekibi çalışacak. Aralarında Sakıp Sabancı Müzesi, Aşiyan Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı Müzesi'nin de bulunduğu İstanbul'un önde gelen kültür sanat merkezleri ve müzeleri 16 Ocakta saat 24.00'e kadar kapılarını açık tutacak.

450 kişilik dev gösteri


"İstanbul Büyüsü" adlı sahne gösterisinin sanat yönetmeni Yekta Kara, gösteride 303 sanatçının sahne alacağını, sahne gerisinde de 150 kişilik bir ekibin bulunduğunu belirterek, "Yaklaşık 450 kişi, aylardır dinmeyen bir coşkuyla çalışıyor. Amacımız İstanbul'u en güzel şekilde tanıtmak" diye konuştu.

Gösterinin temelini, İstanbul'un sahip olduğu derin kültürel miras ve şehrin en önemli özelliği olan, farklılıkların bir arada yaşaması kültürünün oluşturduğunu anlatan Kara, "Bu sebeple, gösteriyi hazırlarken, farklı sanat disiplinlerini bir arada değerlendirmeye özen gösterdim. Şiir, dans, müzik, İstanbul ses ve görüntülerinden oluşan 5 farklı unsurun yer aldığı gösteride, aralarında Sultan Abdülaziz, Mozart, Ahmet Adnan Saygun, Minur Nurettin Selçuk, Orhan Veli Kanık gibi farklı isimler tarafından İstanbul hakkında üretilmiş 24 eser farklı sanatçılar tarafından yorumlanacak. Aynur, Bekir Ünlüataer, Cüneyt Türel, Dilek Türkan, Fatih Erkoç, Kevork Tavityan, Kubat, MFÖ, Sertab Erener, Yetkin Dikinciler ve Zuhal Olcay farklı performanslar sergileyecek. Ayrıca programda, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Yarkın Perküsyon Grubu, Devlet Opera Korosu sanatçıları, Çocuk Korosu, Devlet Balesi Dansçıları ve Pulathane Halk Oyunları Grubu da yer alacak" dedi.

Ateş, balon ve ışık şovlarını hayata geçirecek Group F'in sorumlu koreografı Christoph Berthonneau ise İstanbul'a 200 kişilik bir ekiple geldiğini belirterek, gösterisinde, enerji ve ateşi temsil eden gaz, hava ve suyu kullanacağını söyledi. Berthonneau, gösterilerini çok sayıda insanın izlemesini temenni ettiğini ifade etti

TBMM de Masonik Simgeler mi Var?

Gönderen Dert Ortağı 08 Ocak 2010 1 Yorum

Dan Brown’ın, Washington’daki Kongre Binası’nda bulunan masonik sembolleri konu aldığı ‘Kayıp Sembol’ kitabı satış rekoruna giderken, Gazeteci Mustafa Yılmaz “Dul Kadının Oğulları” adlı kitabında, TBMM’de çok sayıda masonik işaretler bulunduğunu iddia etti

Gazeteci Mustafa Yılmaz, “Dul Kadının Oğulları-Tapınağın Türk Şövalyeleri” kitabında TBMM’yi yapan Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister ile dönemin Meclis Başkanı Abdülhalik Renda’nın mason olduğunu ve “Meclis binasına çok sayıda masonik sembol yerleştirildiğini öne sürdü.



Gazete Habertürk'te yer alan habere göre Masonların, ilk mason üstadı olarak bilinen Hiram Usta’ya saygının bir gereği olarak yaptıkları her esere mutlaka masonik semboller yerleştirdiğini iddia eden Yılmaz, bunun gerekçesini, “Büyük Üstad Hiram’ın adını sonsuza kadar yaşatma yemini” ve “Masonik hakimiyetin güç göstergesi” olarak açıkladı.

Milli Gazete’de yazarlığın yanı sıra SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un danışmanlığını da yapan Yılmaz, TBMM’deki masonik işaretleri parlamento muhabiri olarak görev yaptığı dönemde fark ettiğini belirterek, “Dikkatimi çeken bu işaretlerin izini sürdüm. 10 yıllık bir çalışmanın sonunda böyle bir kitap ortaya çıktı” dedi

TÜM SEMBOLLER VAR

Kitaptaki iddiaya göre TBMM’nin zeminindeki mermerden yapılmış şekillerde “üçgen”, “üçgen içinde göz”, “piramit”, “Kutsal Kadeh” gibi sembollerden çok sayıda bulunuyor. Üçgen içinde üç nokta; en önemli masonik sembollerden sayılıyor. “M” harfi de yine en önemli masonik işaretlerden. TBMM’de kulis girişinde yer alan esrarengiz işaretler arasında yer alan “M” harfi masonların “kutsal kadın” kabul ettiği Magdalenalı Maria’yı simgeliyor. Zeminde yine masonların kutsal kabul ettiği kadeh ve Davut’un “D” harfi de “M”nin hemen yanında yer alıyor.

TBMM İNŞAATININ ÖYKÜSÜ

TBMM binası için açılan yarışmaya 14 proje katıldı. 28 Ocak 1938’de jüri birinciliğe değer üç proje seçti. Atatürk’ün de beğendiği Clemens Holzmeister’in projesinde karar kılındı. Binanın temeli 26 Ekim 1939’da dönemin Meclis Başkanı Abdülhalik Renda tarafından atıldı. Renda 1946’ya kadar görev yaparken inşaata 2. Dünya Savaşı sırasındaki parasal sıkıntılar nedeniyle aralıklarla devam edilebildi. Renda’dan sonra 1948’e kadar Kazım Karabekir ile Ali Fuat Cebesoy, 1950’ye kadar Şükrü Saracoğlu, 1960’a kadar da Refik Koraltan başkanlık yaptı. 1957’den sonra inşaatı hızlandırılan yeni Meclis Binası, 27 Mayıs ihtilalinden sonra hizmete açıldı.

İŞTE TBMM'DEKİ GARİP SEMBOLLERDEN BAZILARI
http://img69.imageshack.us/img69/8289/0501201016151051749483m.jpg

Kitaptaki iddiaya göre üçgen içinde nokta; en önemli masonik sembollerden..

http://img69.imageshack.us/img69/4155/0501201016160351755563k.jpg
Dul Kadının Oğulları isimli kitaba göre bu M sembolü'de yine en önemli masonik işaretlerden. TBMM'deki esrarengiz işaretler arasında yer alan bu sembol yazara göre Magdelenalı Maria'yı simgeliyor. Masonlarca kutsal kadın.

http://img222.imageshack.us/img222/7200/0501201016162851772523.jpg
TBMM'deki bir başka ilginç sembol. Dul Kadının Oğulları isimli kitaba göre bu da yine masonik sembollerden..

Brown’ın aradığı kayıp semboller

Dan Brown’ın fırtınalar koparan son kitabı Kayıp Sembol’de ABD’nin başkenti Washington’daki Kongre Binası’ndaki masonik semboller işleniyor. Kitapta, Kongre binasının mimari yapısının masonik olduğu fikri işlenirken, “kutsal kadeh”, “üçgen üstünde göz” ve “M” harfi dikkat çeken semboller arasında yer alıyor. Kitapta, ayrıca “Hz. İsa’nın Son Akşam Yemeği” tablosunda Magdalenalı Maria’nın M harfi ile sembolize edildiği vurgulanıyor. Halen sırları tam olarak çözülemeyen bu resmi yapan ünlü ressam Leonardo Da Vinci’nin de bir mason olduğu belirtiliyor.

http://img707.imageshack.us/img707/7420/0501201015504920552693.jpg

KAYIP SEMBOL’DEN SONRA KAYIP KAFATASI

Kitaptaki ilginç iddialardan biri de, Mimar Sinan’ın kafatası ile ilgili.

1935 YILINDA KAYBOLDU BİR DAHA BULUNAMADI

Kitaptaki iddiaya göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük mimarı Mimar Sinan’ın kafatası kayıp. Bu gerçek 1940 yılında mezarda yapılan inceleme sonucu ortaya çıktı. 1940 yılında uzman bir heyet tarafından açılan mezarda şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşıldı. Çünkü Mezarda Mimar Sinan’ın bütün kemikleri bulunmasına rağmen kafatası yoktu. Bunun üzerine başlatılan araştırmada mezarın daha önce 1935 yılında bir kez daha açıldığı belirlendi.

Mezarın açılış gerekçesi, Mimar Sinan’ın Türk olduğunu ispat etmekti. Ancak incelemeden sonra Sinan’ın kafatası yerine konulmadı. Bir çok araştırmacı kayıp kafatasının peşine düştü ancak bir türlü bulunamadı. Kafatasının 1935 yılında “Antropoloji müzesinde” sergilenmek üzere alındığı iddia edildi. Ancak burada da tuhaf bir durum vardı. Çünkü kitaptaki iddiaya göre Türkiye’de hiçbir zaman antropoloji müzesi olmadı.

SİNAN’IN KAFATASI MASON LOCASINDA (MI)

Bu noktada kitap ilk kez gündeme gelen şaşırtıcı bir iddiayı ortaya attı. Mustafa Yılmaz’ın “Dul Kadının Oğulları” isimli kitabına göre sinan’ın kafatası masonlar tarafından alındı. Ve Mason Locası’nda bulunan ve mason adaylarının kabul töreninin yapıldığı “Tefekkür Odası” denilen bölüme konuldu. Masonlukta kafatası inancı bulunuyor. Bir kişi mason olurken, Karanlık ve duvarları siyah örtü ile kaplı bir odaya kapatılıyor. Tefekkür odası denen bu odada sadece bir masa ve kafatası bulunuyor.

Kitabın ayrıntılarına ulaşmak için tıklayınız

Gerçek "Yağmur Adam" Öldü

Gönderen Dert Ortağı 04 Ocak 2010 0 Yorum edit post | |

http://www.timeturk.com/images/news/221220092140322924078_2.jpgHafızasıyla şaşırtan dahi Peek, cumartesi günü Salt Lake City'de kalp durması sonucu 58 yaşında hayata veda etti.

Peek'in babası Fran Peek, 16 ayda Shakespeare'in tüm eserlerini, İncil ve Tevrat'ın tamamını okuyan oğlunun haftalardır solunum yollarından rahatsız olduğunu belirtti. Utah Üniversitesi'nden nöropsikiyatr Daniel Christensen de "O, benzersizdi. Hafızası ve bilgisi inanılmazdı" ifadesini kullandı.

Alışılmadık ezber yeteneğine sahip Peek, senarist Barry Morrow ile 1984'de bir toplantıda karşılaşmış ve Morrow'a ilham kaynağı olmuştu. 1988'deki "Yağmur Adam" filmi "en iyi erkek oyuncu" da dahil olmak üzere 4 Oscar ödülü kazanmıştı.

Beyin kökünde bulunan beyinciği tam gelişmemiş, iki beyin lobunu birbirine bağlayan köprücükler olmadan doğan Peek, 4 yaşına kadar konuşamamış, doktorlar Peek'in zeka geriliği olduğunu düşünerek, ailesine oğullarının özel eğitim almasını önermişti. Ancak Peek daha sonra yetenekleriyle herkesi şaşırtmaya başlamıştı. IQ testlerinde vasat sayılacak 87 puana ulaşabilen, tek başına giyinemeyen Peek'in hafızasında 9 bin kitap bulunduğu sanılıyor.

Peek, herhangi bir tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini söyleyebiliyordu. ABD'deki bazı kentlerin haritalarını hafızasına kaydeden Peek, dünya tarihindeki büyük olayları, tarihlerini hatırlıyordu. Filmleri, konuları ve oyuncularıyla hatırlayan Peek, telefon kodlarını ve posta kodlarını da ezbere biliyordu.

İnsan beyninin sırlarına ermeye çalışan Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA'nın da dikkatini çeken Peek, yakınlarına göre münzevi hayat sürüyor, gittiği kütüphanelerde sürekli kitap okuyordu.

AA

Dünyadan garip gelenekler

Gönderen Dert Ortağı 08 Aralık 2009 0 Yorum edit post | |




  Dünyadan garip gelenekler



Tazmanya'da kadın ölen kocasının kesilip kurutulan cinsel organını boynuna asmak zorunda.





Tayland Kraliyet Ailesi çok eski zamanlardan gelen ve sadece bu ailenin kullandığı özel bir dil kullanıyor. Yani konuştuklarını çevrelerindeki hiç kimse anlayamıyor.







Yılbaşı Botsvana'da da önemli bir gelenek. İnanışa göre yılbaşı gecesi evli çiftlerin seks yapması zenginlik ve bereketi arttırıyor.





Guam'da bakirelerin evlenmesi yasak. Bunun için kızlar bekaretlerini para karşılığı bu işi yapan kişilere bozduruyor.(Mesleğin güzelliğine bak)





Çek Cumhuriyeti'nde bira banyosu çok moda! Çekler bira banyosunun sağlığa çok iyi geldiğini düşünüyorlar. Sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı etkisi olduğuna inanıyorlar.





Moritanya'da obezite bir gelenek olmuş. Evlenme çağına gelen kızların en az 60, en fazla da 100 kilo olması gerekiyor.Eğer yemek yemezlerse de kızlar cezalandırılıyor.





Gine'de evli kadını baştan çıkaran adamın el ve ayak parmaklarından biri kesiliyor. Kesilen parça ilişkiye giren kadına yediriliyor.





Kuzey Kore'de kadınlarda 25, erkeklerde ise 27 yaşın altında evlenmek kanunen yasak. Evlenmeden önce bireylerin askerlik ve devlete karşı diğer yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekiyor.





Guyana'da banyoda seks yaparken yakalanan çiftler önce boyanıyor sonra da bir eşeğin arkasına bağlanarak şehirde gezdiriliyor.





'Poligami' çok eşlilik, Güney Afiraka'da bir gelenek. Bir erkek ne kadar çok eş alabilirse o kadar makbul.





Colombia'da gelinin annesi gerdeğe giren çiftin yatağının kenarına oturarak ilk ilişkiye şahitlik ediyor. (Anne kaza kurbanı olmassa neyim)





Hindistan'da evlere gündeliğe gelen kadınlar evdeki bekar gencin seksüel ihtiyacını karşılamak zorunda.(İnsanın hergün temizletesi gelir yahu)





İzlanda'nın başkenti Reykjavik'te köpek beslemek kanunlarla yasaklanmış.





Laos'ta da kadınların ayakları en erotik bölge kabul ediliyor. Bu nedenle kadınların ayaklarını göstermeleri yasak.





Tayvan'da gelinin bekaretini, damadın akraba ya da arkadaşı alıyor. Gerekçesi:'Damat böyle sıkıcı bir işle zaman kaybetmesin!..'





Liverpool'da dükkan dekoratörleri çocuklar vitrini seyrederken kadın vitrin mankenini soyamaz ya da giydiremez.



 

Eğer kendinize uğraşacak farklı bir spor dalı arıyorsanız, İngiltere'ye gidin. Çünkü peynir yuvarlama yarışı yapıyorlar. Ciddi bir spor dalı haline gelen bu yarışmalar İngiltere'nin bazı bölgelerinde yapılıyor.

Google 'ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Logosu

Gönderen Dert Ortağı 29 Ekim 2009 2 Yorum edit post | |

Ben bir şeye benzetemedim sanırım Atatürk o atta ki!

http://www.google.com.tr/logos/turkey09.gif
 eminim tartışılacaktır neyse yorum sizin 

TSK'nın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

Gönderen Dert Ortağı 28 Ekim 2009 0 Yorum edit post | |

Genelkurmay 29 Ekim Cumuriyet Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajda "Ulusal birliğe kastedenlerin karşısındayız..." dendi.
TSK'nın 29 Ekim mesajı şöyle:
Varolduğu günden beri bağımsızlığına kasteden düşmanları karşısında tek yürek ve tek bilek olmuş yüce ulusumuzun Ebedi Başkomutanımız Atatürk önderliğinde giriştiği bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkmasının ardından kurulan Cumhuriyetimizin bugün 86’ncı yıl dönümünü kutlamanın gururunu ve coşkusunu yaşıyoruz.

Atatürk, halk egemenliğine dayalı bir devlet şekli olan Cumhuriyetin, Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli olduğuna inanmıştır. Bu inançla kurduğu Cumhuriyet, laik, demokratik, sosyal devlet ve hukuk devleti temelleri üzerinde bugünlere ulaşmıştır. Ulusu oluşturan tüm unsurları son derece çağdaş ve ileri bir çizgide birleştiren Atatürk, ulusal amaçların gerçekleştirilmesi yolunda gayretlerin en uyumlu ve en verimli şekilde bütünleştirilmesini sağlamıştır.

Ulusumuzun çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmasında itici güç olmasının yanında Cumhuriyet, ulus-devlet, üniter-devlet ve laik-devlet nitelikleriyle ulusal birlik içinde huzurun ve mutluluğun da güvencesidir. Bu nedenle, cumhuriyetin anlamını kavrayanlar onu yaşatmak için çalışmayı, en kutsal görev sayarlar.

Ulusal birlik ve beraberliğin sağlanmasının en büyük güvencesi olan Cumhuriyet, vatandaşlık esasına dayalı Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışıyla ulus-devlet yapısını sonsuza dek yaşatırken üniter-devlet yapısıyla da Türk milletinin ve yurdunun bölünmez bütünlüğünün teminatı olmaya devam edecektir.

Değerlerini tarihten, gücünü milletinden alan Türk Silahlı Kuvvetleri, Edirne’den Hakkari’ye kadar vatanın her köşesinden gelen vatan evlatlarının oluşturduğu güçlü bir kadroya sahiptir. Ulusumuzun tüm katmanlarının aynı ortamda buluştuğu ve ortak değerleri paylaştığı yer olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk milletinin özüdür.

Ordu-millet özelliğiyle Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri, gelişen harp silah ve araçlarıyla donanmış nitelikli personeli Atatürkçü Düşünce Sistemi ışığında çalışmalarına devam etmektedir.

Bağrından çıktığı yüce ulusunun güveninden aldığı destekle yükselen Türk Silahlı Kuvvetleri, tarihten gelen sorumluluğu ve “Güçlü ordu, Güçlü Türkiye” bilinciyle sergilediği sağduyulu duruşuyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğüne ve ulusal birliğine kast eden tüm çabalar karşısında, daima çelikten bir duvar gibi yükselecektir.

Büyük zorluk ve fedakârlıklara katlanarak kurulan Cumhuriyeti bizlere emanet eden Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün, şehitlerimizin, ebediyete intikal etmiş komutanlarımızın ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde bugün bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Cumhuriyeti ve onun kazanımlarını koruma uğrunda büyük bir özveri ve kararlılıkla sürdürülen mücadeleler esnasında şehitlik mertebesine ulaşan askerlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi de şükran ve minnetle anıyoruz.

Cumhuriyetin erdemine ve temel değerlerine yürekten bağlı olan ve Atatürkçü Düşünce Sistemi çerçevesinde hareket eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli mensuplarının ve onların kıymetli ailelerinin Cumhuriyet Bayramını en içten dileklerimle kutlarım.


Yüksek çözünürlük için resmi tıklayınız.



Bu Gece Saatler Geri Alınacak Unutmayın!

Gönderen Dert Ortağı 24 Ekim 2009 0 Yorum edit post | |

http://img26.imageshack.us/img26/6607/saati.jpgYaz saati uygulamasına 29 Mart 2009 tarihinde geçilirken, saatler 03.00'te bir saat ileri alınmıştı.

Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla yapılan uygulamaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı da 7 Mart tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştı. Yaz saati uygulamasıyla, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji talebinin azaltılması hedefleniyor.

D-Smart ve Maç Rezaleti

Gönderen Dert Ortağı 0 Yorum edit post | |

UEFA Avrupa Ligi maçlarının yayın hakkını elinde bulunduran D Smart'ın şifresiz yayınlaması gereken Steaua Bükreş - Fenerbahçe maçı Doğan Grubu'nun karasal yayını da bulunan TNT kanalından şifresiz olarak verildi. Aslında 30. dakikaya kadar öyle oldu. Fenerbahçe'nin deplasmanda olmasına rağmen müthiş bir oyun ortaya koyduğu maçı TNT'de izleyenler maçın 3/1'lik kısmından sonra spiker tacizi, yayın kesme, logonun arasından futbol topunu arama rezaletine şahit oldu.

D Smart aynı anda TNT'de şifresiz olarak yayınlanan (UEFA Kurallarına göre, mecburen) maçı, rakip yayın platform Digiturk'ün de kanal listesinde olan TNT üzerinden vermesini bahane ederek güzelim maçı sabote etti durdu. Maçı anlatan spiker maçı bıraktı iki de bir, “Bu maçın başka bir dijital platformda da yasal olmayan bir şekilde yayınlandığını haklarını da mahkemede arayacaklarını” dedi durdu. Ama bir kere değil on kere değil. 60 dakikalık bir nakarat eşliğinde izledik maçı. Kazım ceza sahasında şutu çekecek TNT ‘deki spiker D Smart'ın hakkını arama peşinde. Rezalet sadece bununla kalmadı. Bir de TNT ekranın ortasına kocaman bir D Smart logosu basıldı. Neden acaba? Bu maçı aynı zamanda Digitürk'deki TNT'de izleyen vatandaşlar korkup hemen o kanalı kapatıp, ivedi bir şekilde D Smart'a abone olsunlar diye galiba.



Hem alttan hem de reklam panolarının üstünden yani ekranın hem altından hem de ortasından, “Bu maçın her türlü uydu ve dijital yayın hakları D Smart'a aittir. Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarını izlemek için D Smart'a abone olun” yazısı geçerken Digitürk de kendi platformunda, “İzlemekte olduğunuz TNT kanalı, DIGITÜRK'de yasal mevzuata uygun şekilde hak sahipleri ile yapılmış sözleşmeye dayanarak yer almaktadır” diye cevap verdi. Olan ise bu saçma sapan olayla uzaktan yakından ilgisi alakası olmayan, evinde maç keyfi yapmak isteyen vatandaşa oldu.

Rezaletin bir de ikinci perdesi var.

D Smart TNT'deki maçın Digitürk platformundan yayınlanmasına kızarken bağlı olduğu medya grubunun gazetesi Hürriyet'te yayınlanan reklamda TNT'deki maçın Digitürk'de izlenebileceği iki kere anons edilmişti. Dünkü Hürriyet'te yer alan reklamda gazete okuruna, TNT'deki maç keyfini isteyenin, normal antenden, D Smart 21. Kanaldan, kablolu yayından ya da Digiturk 54. Kanaldan izleyebileceği söyleniyordu. Şimdi soralım; TNT kimin? Doğan Grubu'nun. Peki D Smart kimin? Aynı ismin. Ya ilanın yayınlandığı Hürriyet! O da Doğan Grubu'nun.


Windows 7 Bugün Piyasada!

Gönderen Dert Ortağı 22 Ekim 2009 0 Yorum edit post | |

http://img12.imageshack.us/img12/153/2110200913344161621892.jpgMicrosoft, kullanıcıların yeni işletim sistemini öncülü Vista'dan daha çok tercih etmelerini beklerken, Windows 7 yeni çoklu medya uygulamaları ve internette veri depolama özellikleriyle dikkat çekiyor.

Vista'nın piyasaya çıkmasından 3 yıl sonra çıkarılan ve beta versiyonları Blackcomb ve Vienna olarak bilinen Windows 7, altı ayrı versiyonuyla satışa sunulacak.

PC kullanıcılarının daha çok Home Premium ve Professional versiyonlarını tercih etmeleri beklenirken, diğer versiyonların gelişmekte olan ülkelerdeki kullanıcılar ile şirket ve kurumsal çalışanları hedeflediği belirtiliyor.

Tüm ve en basit versiyonların yazılımı 32 ve 64 bit kullanıma uygun olacak.

Aile paketini satın alanlar üç PC'ye kadar bu yazılımı yükleyebilecek.

Yazılımın Home Premium paketinin İngiltere'deki satış fiyatı 79,99 Sterlin (yaklaşık 200 TL), 1 Ocak 2010'dan itibaren de 99,99 Sterlin (yaklaşık 250 TL) olacak.

Daha hızlı ve netbook gibi ucuz taşınabilir cihazlarda da çalışacak şekilde tasarlanan yeni işletim sistemi, dokunmatik ara yüzü, el yazısı tanıma özelliği ve çok çekirdekli işlemcilerle çalışabilmeyi destekleyecek.

Görev çubuğunda da bazı değişiklikler yapılan yeni işletim sistemindeki bazı yeni özelliklerin Apple'ın Mac bilgisayarlarındaki işletim sistemindekilere benzemesi dikkat çekiyor.

Kredi kartı borçluları dikkat!

Gönderen Dert Ortağı 31 Ağustos 2009 2 Yorum edit post | |

http://img255.imageshack.us/img255/6240/3108200910371605229802.jpg7 Temmuzda yürürlüğe giren ''Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'' kapsamında kredi kartı borcunu taksitlendirmek için yaklaşık 81 bin tüketicinin başvurduğu ve 3 milyar 100 milyon liralık toplam borcun sadece 251 milyon lirasının yani yüzde 8'inin yapılandırıldığı bildirildi.

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanunda yapılan değişikliğin kredi kartı borcu nedeniyle haklarında icra takibi başlatılmış 875 bin kişiyi kapsadığını ve toplam borcun, 3 milyar 100 milyon lira olduğunu söyledi.

Bu kanunun, ''parası olmadığı için kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişiler''e yönelik çıkarıldığını ileri süren Kaya, şunları kaydetti:

''Yine parası olmayan tüketici, borcunu yapılandırmak için para bulamadı. Bankalar, yapılan başvuruları ilk başlarda kabul etmedi. Sistem yoğunluğunu gerekçe gösterilip, tüketiciler ilk 2-3 hafta geri çevrildi. Ardından bazıları, tüketicileri, borçlarıyla ilgilenen avukatlarına yönlendirdi. Avukat parasını aradan çıkarmak için böyle bir yol denediler. Avukat parasının tamamının ödenmesini istediler. Bu konuda tüketicilerden yoğun şikayet aldık. Halen bu uygulama devam ediyor. Tüketici, icra takibi yüzünden ortaya çıkan avukat parasının tamamını ödemek zorunda değil. Kanunda bu açıkça belirtiliyor. Avukat parasının yüzde 75'i silinecek ve yüzde 25'i yapılandırmaya dahil edilecek.''

Kaya, bu tür sorunlar nedeniyle hedeflenen tahsilatın gerçekleşmediğini dile getirerek, ''875 bin kişiden sadece 81 bin bini başvurdu. 3 milyar 100 milyon lira tahsil edilmesi planlanan süreçte sadece 251 milyon lirası yapılandırıldı. Yani borcun sadece yüzde 8'i yeniden yapılandırılmış oldu. Hedefe şu ana kadar ulaşılmış değil'' dedi.

7 EYLÜLE KADAR MUTLAKA YAPILANDIRIN

Kaya, kredi kartı borcunun yapılandırılması için tüketicilerin acele etmesini isteyerek, şunları söyledi:

''Kredi kartı borcunu ödeyemeyen 9 milyon kişiden şanslı olan yüzde 10'luk kesim için son bir hafta kaldı. 875 bin kişi borcunu yapılandırmak için bu fırsatı değerlendirmeli. Yapılandırmaya gitmeyenler, 8 Eylülden itibaren çok ciddi borçlarla karşılaşabilir. Bankalar, 8 Eylülü bekliyor. Zaten faiz üstü faizle kredi kartı borçları beklenmedik rakamlara ulaştı. Bu borç yüzünden daha fazla mağdur olmamak için tüketicilerin bankalara giderek yapılandırmaya gitmesini istiyoruz. Ne yapıp etsinler, mutlaka borçlarını yapılandırsınlar.''

Başvuruları reddedilen tüketicilerden, bankalardan gerekçenin belirtildiği yazı almasını isteyen Kaya, bu yazının, tüketicinin lehine olacağını sözlerine ekledi.

KANUNUN KAPSAMI

Kredi kartı borçlarının yapılandırılmasına ilişkin yasal düzenleme, 31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle ödeme ihtarı çekilen, icra takibi başlatılan veya banka tarafından takip olunan tüketicileri kapsıyor.

''Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'' uyarınca, sözleşmede belirtilen asgari ödeme tutarı, dönem borcunun yüzde 20'sinden aşağı olamıyor.

Haklarında ihtar çekilenler veya icra takibi başlatılanlar ya da kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde üçüncü, dördüncü veya beşinci grup krediler ve diğer alacaklar içinde sınıflandırılmış kredi kartı borcu bulunan kart hamilleri, düzenlemeden yararlanmak için belirtilen süre içinde bankalara, avukatlarına, varlık yönetim şirketlerine veya temsilcilerine yazılı olarak başvurmaları gerekiyor.

Kart sahipleri, bunu yapması durumunda, icra takibine konu olmuş takip, dava masraf ve harçlarını ve nispi kanuni vekalet ücretinin yüzde 25'ini de kabul edilen plan çerçevesinde borçlarını ödeme hakkına sahip olacak.

AA

Guantanamo'nun en genç mahkumu özgür

Gönderen Dert Ortağı 27 Ağustos 2009 0 Yorum edit post | |

http://img188.imageshack.us/img188/7438/2708200915323742812962.jpgABD terörist olduğuna karar verip Küba'daki üssü Guantanamo'ya götürdüğünde henüz 12 yaşındaydı. O çocuk 7 yıl sonra serbest bırakıldı. Çocuğun ilk sözü ise şu oldu: Bir gün annemin yanına dönmeyi ümit ettim.

ABD'nin Guantanamo tutukevinden 3 gün önce serbest bırakarak ülkesi Afganistan'a gönderdiği Muhammed Cevad, tutuklanıp Guantanamo'ya gönderildiğinde 12 yaşında olduğunu söyledi.

Britanya'nın saygın gazetelerinden The Times'ın internet sitesinde yer alan mülakatta Cevad, tutsak olarak geçirdiği 7 senesini anlattı.

2002 yılının Aralık ayında, 12 yaşındayken, Amerikan özel kuvvetlerini Kabil'e götürmekte olan bir cipe el bombası attığı şühpesiyle gözaltına alınan Cevad, olayda iki asker ve bir çevirmeni yaralamakla suçlanıyordu.

İlk olarak Kabil'in kuzeyindeki bir hava üssüne götürülen Cevad, daha sonra ABD'nin Küba'daki tutukevi Guantanamo'ya nakledilmişti. ABD'de görülen davada hakimin, baskı altında ifade verdiğine hükmetmesinin ardından Cevad serbest bırakılmıştı.

AFGANİSTAN'DA OLMAK HAYATIMIN EN MUTLU ANI

Guantanamo'da 6 yıl olmak üzere toplam 7 yıl süren tutukluluk halinden sonra memleketinde ailesi ve arkadaşlarıyla bir araya gelen Cevad, “Bütün bunlardan sonra Afganistan'da olmak hayatımın en mutlu anı” dedi.

Cevad, “Hiçbir şey yapmadım, beni boş yere aldılar. Tek yapabildiğim bir gün özgür kalıp ülkeme, annemin yanına dönmeyi ümit etmekti” diye konuştu.

Aile dostlarının anlattığına göre Cevad, ülkesine döndüğünde, aradan geçen sürede çok değiştiği için annesi tarafından tanınmamış. Heyecandan bayılan kadın, ancak oğlunun başındaki doğum izini görünce ikna olmuş.

KARZAİ EV SÖZÜ VERDİ

Devlet Başkanı Hamid Karzai, Cevad ile görüşmesinde kendisine Kabil'de bir ev sözü verirken, Savunma Bakanı Abdürrahim Vardak da yurt dışında okumak isterse eğitim masraflarını karşılamayı önerdi.

Aile dostları Cevad'ı dokuz ay boyunca aradıklarını, başına ne geldiğini öğrenemediklerini söylüyor. Annesi onun Guantanamo'da olduğunu Uluslararası Kızılhaç Komitesinden bir yetkilinin evlerine yaptığı ziyaret sırasında öğreniyor.

Guantanamo'da mahkumlara işkence edildiğini, yemek verilmediğini ve uyutulmadıklarını anlatan Cevad, İslam'ın ve Kur'an-ı Kerim'in aşağılandığını da öne sürdü.

HERŞEYİ ANLATACAĞIM

Yaşananların tümünü Kabil'de düzenleyeceği basın toplantısında anlatacağını belirten Cavid, “Hapisteydim ve hiç mutlu değildim. Beni tehdit ettiler. Bunların hepsini anlatacağım” diye konuştu.

Avukatı Eric Montalzo, yaşına rağmen Cevad'a yetişkin gibi davranıldığının altını çizdi. Amerikalı yetkililer, Cevad'ın Guantanamo'dan bırakılan en genç tutsak olduğunu kabul ediyor, ancak Cevad'ın yakalandığında 18 yaşında olduğunu savunuyor.

Muhammed Cevad'ın geleceğe dair planlarının başında eğitim almak geliyor. Cevad, “önce ülkesinde, sonra 'belki' yurt dışında eğitim alarak doktor olmak istediğini' söylüyor. ABD'de okumak isteyip istemediği sorusuna ise “Henüz plan yapmadım” diyor.

OBAMA'nın Filistin Planı Bu mu?

Gönderen Dert Ortağı 24 Ağustos 2009 0 Yorum edit post | |

http://img197.imageshack.us/img197/3827/2408200915015123699482.jpgSuudi gazetesi el-Ukaz’a göre Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın ilerleyen günlerde açıklayacağı barış planında 2011’e kadar bir Filistin Devleti kurulması ve Kudüs’teki kutsal mekanların (Mescid-i Aksa dahil) da Müslümanların otoritesine bırakılması yer alıyor.

El-Ukaz’ın yayınladığı rapora göre Obama’nın planında şu maddeler var:

- Doğu Kudüs’teki bazı bölgeler İsrail kontrolü altına bırakılacak.

- Ürdün Vadisi’nde ve Batı Yaka’nın bazı bölgelerinde uluslararası barış gücü konuşlanacak.

- Filistin’deki ‘terör’ grupları yasaklanacak ve siyasal partilere dönüştürülecek.

- Batı Yaka’daki geniş yerleşim birimleri boşaltılmayacak.

- Küçük Yahudi yerleşim birimlerinin kaderi ise üç aylık müzakere süreci sonunda belirlenecek.

Plan Arap devletlerine sunuldu

Filistin Meclisi İkinci Başkan Vekili Hasan Harişa’dan elde edilen raporun Amerikan hükümeti tarafından Filistin otoritesi ve diğer Arap devletlerinin incelemesine sunulduğu bildirildi.

Planda ayrıca Batı Yaka’nın her türlü askeri güçten arınması ve hava yolunun İsrail kontrolü altına bırakılması fikri var. İsrail-Filistin arasında güvenlik koordinasyonunun güçlendirilmesi ve Filistin devletinin bölgedeki diğer ülkelerle askeri anlaşmalar yapmasının yasaklanması da planda yer alan maddeler arasında.

Mülteciler ve esirler de gündemde

Plana göre ‘anlaşmaya varılan sayıda’ Arap mültecilerin ise Ürdün Vadisi’ne ve Batı Yaka’daki bazı bölgelere – özellikle de Ramallah civarına – yerleştirilmesi öngörülüyor.

Uluslararası bir fonun göçmenleri desteklemesi ve diplomatik anlaşmaya varıldıktan üç yıl sonra İsrail’in Filistinli esirleri serbest bırakması da planda yer alan diğer maddeler arasında.

Obama’nın acelesi yok

Fakat uzmanlar Obama’nın Arap hükümetleri tarafından zorlanmadıkça ayrıntılı bir barış planı ortaya koymayacağı, ilk olarak Eylül sonlarında – Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun toplanacağı günlerde - karşılıklı ‘güven inşa edici’ adımların atılacağı yeni bir müzakere süreci başlatacağı görüşünde hemfikir.

Ersen Akyıldız/TIMETURK

Orucu Bozan Ve Bozmayan Haller

Gönderen Dert Ortağı 17 Ağustos 2009 2 Yorum edit post | |

(Bu Metin Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca Hazırlanmıştır)

http://img216.imageshack.us/img216/4954/oruc.jpgIII. ORUCU BOZAN-BOZMAYAN ŞEYLER
A. BAZI GENEL BİLGİLER
Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi ilişki orucu bozar. Orucu bozan şeylerin bir kısmı sadece kazayı gerektirirken, diğer bir kısmı hem kaza, hem de kefareti gerektirir. Şimdi konu ile ilgili bazı alt başlıklarla ilgili meselelere değinelim:
1. Hangi Şeyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir? 7
Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaşlılık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek; beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını gerektirir.
Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup ayrıca bundan dolayı tevbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun yerini tutamaz.
2. Oruç Kefareti Ne Demektir Ve Nasıl Ödenir?
Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması durumunda hem kefaret, hem de bozulan orucun kaza edilmesi gerekir.
Oruç kefareti iki kameri ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur.
Adet halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam ederek 60 günü tamamlarlar.
Şafii mezhebine göre mazaretsiz olarak ramazan orucunun yeme-içme ile bozulması durumunda kefaret değil sadece kaza gerekir.
3. Unutarak Yemek, İçmek Orucu Bozar mı?
Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allâh yedirmiş, içirmiştir." buyurmuştur (Buhari, Savm, 26; Müslim, Sıyâm, 17). Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra yeme-içmeye devam eden kişinin orucu bozulur.
4. Diş Fırçalamak Orucu Bozar mı?
Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.
5. Kusmakla Oruç Bozulur mu?
Kendiliğinden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kişinin kendi isteği ve müdahalesiyle meydana gelen kusma, “ağız dolusu” olması halinde, orucu bozar.
B. SAĞLIK PROBLEMLERİ VE ORUÇ
Tıbbın gelişmesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı ise bozmamaktadır. Bu yöntemlerle ilgili belli başlı sorular ve cevapları şöyledir:
1. Astım Hastalarının Oksijen Spreyi Kullanmaları Orucu Bozar mı?
Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağıza 8
sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Halbuki oruçlu, abdest alırken ağzına verdiği sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması halinde orucun bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı vardır. Hz. Peygamber'in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diğer taraftan, "kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz" kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz.
Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.
2. Göz Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?
Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz.
3. Burun Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?
Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3 tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise mideye ulaşmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte ağza su vermede olduğu gibi af kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz. 4. Kalp Hastalarının Dilaltı Hapı Kullanması Orucu Bozar mı? Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı kullanmak orucu bozmaz.
5. Her Gün Hap Kullanmak Zorunda Olan Hastaların Oruç Tutmaları Gerekir mi?
Hastalık, Ramazan'da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. İyi olunca da yalnız yediği günler sayısınca kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerimede "Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar" buyrulmuştur (Bakara, 2/184)).
Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir fidye verirler. Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır.
6. Endoskopi, Kolonoskopi Yaptırmak, Makat Veya Ferçten Ultrason Çektirmek Orucu Bozar mı?
Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbî bir 9
cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla cihaz içinden su verilmektedir.
Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten ultrason çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla cihaz içinden su verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek orucu bozmaz.
7. İdrar Kanalının Görüntülenmesi, Kanala İlaç Akıtılması Orucu Bozar mı?
İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz. 8. Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır. Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir. Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.
9. Kulak Damlası Kullanmak Ve Kulak Yıkattırmak Orucu Bozar mı?
Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulağa damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar oruçta affedilmiştir. Ancak kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması halinde oruç bozulur.
10. Fitil Kullanmak, Lavman Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar sindirim sistemine dahil olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği bulunmadığı için orucu bozmaz. Aynı şekilde kadınların da tedavi amaçlı vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.
Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da, çok az olduğu için oruç bozulmaz.
11. İğne Yaptırmak, Hastaya Serum Ve Kan Vermek Orucu Bozar mı?
İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi 10
etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme tabidir.
12.Diyaliz Uygulaması Orucu Bozar mı?
Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon aracılığı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut dışında bir makina yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir. Kan bir iğne aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinası, diyalizör denen bir filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen, gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur.
13. Anjiyo Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon, teşhise veya tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir. Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar açılması için yapılır. Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz.
14. Biyopsi Yaptırmak Orucu Bozar mı?
Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi), orucu bozmaz.
15.Kan Aldırmak Orucu Bozar mı?
Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve oruçlu bulunduğu sırada kan aldırmıştır ( Buharî, Tıb,11, Sayd, 11, Savm, 22). Ayrıca Hz. Peygamber :"Üç şey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak.'' (Tirmizi, Savm, 24 ) buyurmuştur.
16.Oruçlu Kimse Akupunktur Yaptırabilir mi? 11
Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması halinde, vücudun beslenmesi, gıda alması söz konusu olmadığından, akupunktur yaptırmak orucu bozmaz.
17.Merhem Ve İlaçlı Bant Kullanmak Orucu Bozar mı?
Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.
18.Oruçlu Kimsenin Dişlerini Tedavi Ettirmesi Orucu Bozar mı?
Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.
19.Susuz Olarak Hap Yutmak Orucu Bozar mı?
Oruçlu bir kimse gıda veya deva (ilaç) cinsinden bir şeyi ister su ile, ister susuz olarak yer veya içerse orucu bozulur. Şafiî mezhebine göre; kendisine yalnız kaza gerekir. Hanefi mezhebine göre ise; hem kaza hem de kefaret lazım gelir. Ancak oruç bozmayı mübah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç almış ise, orucu bozulur ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez.
C.ÖZEL HALLERİNDE KADINLAR VE ORUÇ
1.Kadınlar Hayız ve Nifas Hallerinde Oruç Tutabilirler mi?
Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz, 1; Müslim, Hayz, 14, 15). Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Bu konuda müçtehitler görüş birliği içindedirler.
2. Oruçlu İken Hayız/ Adet Gören Kadın Ne Yapar?
Oruçlu iken hayız olan/âdet gören kadının orucu bozulmuş olduğundan yiyip içer. Şu kadar var ki, böyle bir kadın, yiyip içebileceği gibi edeben oruçlu gibi davranmaya devam eder.
3. İmsak Vaktinden Sonra Temizlenen” Yani Âdeti Sona Eren Bir kadın oruç tutabilir mi?
İmsak vaktinden sonra temizlenen” yani âdeti sona eren bir kadın, o gün hiçbir şey yiyip içmemiş olsa bile, oruç tutmuş sayılmaz.
4. Bayanların Ramazanda Adet Geciktirici İlaç Kullanmaları Caiz midir? Ayrıca Kullandığı İlaç Sebebiyle Adeti Geciken Bir Bayanın Tuttuğu Oruçlar Geçerli midir?
Ay hali oruç tutmaya manidir. Bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz. İlaç sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından tutulan oruç sahihtir. Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dışarı atıldığından, vücudun sıhhati bakımından ay halini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.

Yeni Düşenler

Abonelik:

E-Posta Adresini Gir: