Türkiyenin Güzellikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiyenin Güzellikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kızlarağası Hanı -İzmir

Gönderen Dert Ortağı 06 Ağustos 2011 4 Yorum edit post | |

http://img504.imageshack.us/img504/9075/kizlaragasihani.jpg

 KIZLARAĞASI HANI, İzmir’deki hanların en büyüğü ve en görkemlisidir. Anıtsal bir özelliğe sahip olduğu gibi, mimari özelliği bakımından tek örnek olması Osmanlı hanları arasında ona özgünlük kazandırmaktadır.

           YAKUP BEY tarafından, 1598 yılında yaptırılan ve günümüzde İzmir'in en büyük camisi olan Hisar Camisi'nin batı yanının birkaç metre yakınma inşa edilmiştir. Bu kesim Han'ın doğu tarafını oluşturmaktadır. Batı cephesi, Halimağa çarşısının karşısında, eski keresteciler, bugünkü 871. sokak üzerindedir.



           Vaktiyle deniz kenarında inşa edilen Han zamanla denizin dolması veya doldurulması sebebiyle sahilden 200 metre kadar uzak kalmıştır.

           KIZLARAĞASI HACI BEŞİR AGA'nın yaptırdığı Han'ın inşa kitabesindeki tarihe göre 1744 te bina edildiği kesin olarak anlaşılmaktadır. 1745 yılında heyelan nedeniyle Han cephesinde önemli derecede çökme ve yıkılmalar olmuşsa da Han derhal onarılmıştır. 1778 tarihinde vuku bulan yer sarsıntısından, Han büyük ölçüde hasara uğramış, 1779 yılında ikinci defa ve esaslı olarak onarılmıştır.
           Han daha sonraki yıllarda da deprem ve yangın badireleri atlatmıştır. Kızlarağası Han'ının diğer Osmanlı hanlarıyla başlıca benzerliği, çarşılı ve avlulu hanlar düzeninde olmasından ibarettir. Üst katta avluya bakan, 5 sütunlu, 6 sıra kemerli, yegâne revakı ve cephesindeki bindirme konsollar üzerindeki çıkma cumbalı şahnişinleri sebebiyle Osmanlı han mimarisi arasında sayılmaktadır. 4000 metre karelik, kareye yakın dikdörtgen planlı,2 katlı, kuzey bölümdeki bedestenleri tek katlı, yaklaşık 600 metre karelik büyük avlusu olan görkemli bir yapıdır.

           Geniş bir alana yayılan Han'ın alt katının güneyinde bir, bugünkü adıyla (Cevahir Bedesteni) kuzeyinde iki, (Bakır Bedesteni ile Çuha Bedesteni) doğusunda ise bir koridor uzanır. Bunlardan başka dükkânları eski ismiyle Çankırılı sokağına bakan, tek katlı bir ek bölümü daha vardır. Bu bölüm 1745’te “Saçmahane” olarak inşa edilmiştir. Güney koridoruna ait dış duvara yaslanan ve Han çatısı altında bulunan bu sıra mağazaların, hanın inşasından hemen sonra 1745 yılında Saçmahane olarak Han’a ilâve edildiğini vakfiyesinden öğreniyoruz. (Bu günkü 906. Sokak) Kuzeydeki birinci koridor (Bakır Bedesteni) 902. sokak, bu gün lokantaların bulunduğu sokaktır, 1746 yılında, Han’ın ön cephesinin restorasyonu esnasında inşa edilerek Han'a dahil edilmiştir. Tek kattan ibaret olan ve 26 dükkândan oluşan Bakır Bedesten’inde ilk yapıldığı yıllarda bakırcılık hakimdi, daha sonraki yıllarda özellikle İran İpeği ve ipeklileri satılmaktaydı. Bakır bedestenine bitişik ve paralel olan, kuzeydeki ikinci koridor ise bir kapısı ile Hisar Camisi avlusuna, diğer kapısı ile Halimağa Çarşısı karşısına açılan ve günümüze, Han'ın diğer kısımlarına göre en sağlam ve orijinal şekliyle ulaşan bedestendir.
           İlk yapıldığı yıllarda genellikle bedestene kofracı (hasırcı) esnafı hakimdi. Daha sonraları Han'ın üst katındaki çuhacı esnafının aşağıya inmesiyle Çuha Bedesteni ismini almış ve Han'ın en önemli bedesteni durumuna gelmiştir. Bakır Bedesteni ile tam orta yerlerindeki bir kapı ve geçit ile birbirlerine bağlanmaktadırlar. Koridorlar, (Bedestenler) doğu ve batı yönlerindeki birer kapı ile dışa açılmaktadırlar. Tam ortalarındaki geçitlerle de avlu ile irtibatları sağlanmaktadır. İç Bedesten diyebileceğimiz doğu koridoru da, diğer iki koridorla oluşturduğu U şeklinin tabanını teşkil etmektedir. Bu koridor da tam ortasından bir geçitle avluya bağlanmıştır. Restorasyondan önce; revak sıra kemerleri ile birlikte batı galerisini örten beşik tonozlar tamamiyle yıkılmış bulunuyordu. Sütunlar, onları birbirine ve binaya bağlayan gergi demirleri sayesinde restorasyon öncesine kadar ayakta kalabilmişlerdir. Sütunlar sade taş silindirlerden ibarettir. Sütun başlıkları, üçgen - baklava geometrik Türk motifleriyle tezyin edilmişlerdir. Üst katta 73 adet oda bulunmaktadır. Kuzey koridorunda bulunanların dışında diğer iki koridorda bulunan odaların önemli bir bölümü, restorasyon öncesinde tamamen veya kısmen yıkılmış, bir kısmı da niteliğini yitirmis derecede, çok harap bir durumda bulunmaktaydı.
           Cephenin ortasındaki ana kapıdan avluya girilmektedir, yüzümüzü Han'ın cephesine verdiğimizde, sol tarafta kuzeyde iki (Bakır ve Çuha Bedestenlerinin kapıları) sağ tarafta güneyde ise bir kapı (Cevahir Bedesteni kapısı) görülmektedir. Bugün binayı içten ve dıştan, kurşun örtünün bitiminden itibaren çepeçevre, tuğladan yapılmış, iki sıralı bir kirpi saçak dolanmaktadır. Çatıda oda sayısı kadar baca mevcuttu. Günümüze kadar gelmiş iki orjinal baca örnek alınarak, tüm bacalar aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır. 1740’lı yıllarda Hacı Beşir Ağa’nın İzmir’le ticari ilişkileri olması sebebiyle İzmir’de bulunması, buradaki ticari potansiyeli yakından bilmesi ve önünde Büyük Vezir Han gibi olumlu bir örneğin bulunması, KIZLARAĞASI Hanı’nın yapılmasına etken olmuştur.

           KIZLARAĞASI HANI’nın zemin katı depolama ve ticaret amacıyla kullanılmaktaydı. Han’a inen kervanların yükleri burada boşaltılır, ihraç edilmek, dükkanlarda satılmak veya depolanmak üzere ayrılır, alışverişler yapılırdı. Deve, katır, eşek, at gibi kervan hayvanları yükleriyle girdikleri Han avlusuna yüklerini indirdikten sonra burada gecelemekteydi. Mallar, han depo ve mahzenlerinde muhafaza altına alınırdı. Han’ın kapıları, bütün hanlarda olduğu gibi havanın kararmasıyla kapanırdı. Han’ın üst katında geceleme amaçlı kullanılan ocaklı, nişli, bodrumlu, ahşap tabanlı odalar bulunmaktaydı. Odaların içlerinde ihtiyaca cevap verebilecek yer döşekleri, toprak lazımlık, testi, toprak kandil ve tütün lülesi gibi araç ve gereçler de bulunmaktaydı.
           KIZLARAĞASI HANI’nın zamanında ticari açıdan İzmir’in en merkezi yerine (liman ağzına) yapılmış olması, Han’ın ne denli önemli bir işlevi yüklendiğinin göstergesidir. İzmir’in ekonomik hayatında bu derece önemli olan Han 1778 yılında ticari kapasitesinin zirvesine ulaşmış ve bu tarihten 19. yüzyılın son çeyreğine kadar yüz yıl süreyle bu parlak dönemini sürdürmüştür.

Şamanizmden Gelen Türk Adetleri

Gönderen Dert Ortağı 29 Temmuz 2010 4 Yorum edit post | |

Türkler'in Şamanizm'den İslamiyete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm'den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. İşte onlardan birkaçı:

Su dökerek uğurlama:

Gidenin arkasından su dökmek eski Türkler'deki su kültünün doğurduğu bir adettir.

Mum:

Câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir.

Tahtaya Vurmak:

Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el ile tokmak gibi üç kere vurulması da, kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına yönelik eski bir Şaman inanışıdır.
Bazısı Amerikalılar'a da geçmiş adetlerdir. geçerken Kuzey Buz Denizi'ndeki Bering Boğazını kullanmış olsa gerektir. Zira Amerikalılar da "knock on the wood" deyip 3 defa tahtaya vururlar.



Kurşun Dökme:

Kurşun Dökme de Şaman geleneklerinden kalan bir âdettir. Şamanlar bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi. İnsana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir ritüeldi.

Kırmızı kurdale:

Loğusa kadınların başına bağlanan kırmızı kurdela Şaman döneminden günümüze kadar ulaşmış bir adettir. Bu kurdelanın anneyi ve yeni doğan çocuğu, albız denen şeytana karşı koruduğuna, özelikle Alevilik'de gözlemlenen mezarın başına bağlanan kırmızı kurdelanın da ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellediğine inanılır

AY:

Anadolu'da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte, gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır. Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür. Bu olgu da Türkler'in eski Göktanrı inancından kaynaklanmaktadır.

40 Sayısı:

Eski Türk inanışına göre ruh fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer. Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikâyelerinde kırk yiğitler görülmektedir. Kırgız türeyiş efsânesinde de, Sağan Han’ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlardı. Oğuz’un verdiği şölende, diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğunda idi. Hikâyelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer. Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler. Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır. İşte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tâne kıl koparılır, ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür.

40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır. Semâvî dinler dâhil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir. İslâmiyet'te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur'an ve Mevlit okutma âdetlerinin, Musa'nın Tanrı'nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının, eski Mısır’da firavunun ölümünden kırk gün sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının, Hıristiyanlar'ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının, Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde o devirlerden kalma Şaman veya totem geleneklerine benzetilmektedir.

Mezartaşı:

Şaman âyin sırasında yardımcı ruhlarını kullanmaktadır. Ölülerin, âilenin vefat etmiş büyüklerinin, eski Şamanlar'ın ruhlarının, ormanın, suyun ve yerin yardımcı ruhlarının da Şaman'a yardım ettiği kabûl edilir. Ölen büyüklerin ruhlarının çoğalması sonucu bu ruhların en kıdemlisinin ruhların başına geçeceğine ve bunun da diğerlerinin yardımı ile Şaman'a yol göstereceğine inanılır. Kuş biçiminde düşünülen bu ruhlar Şaman'a gökyüzüne yapacağı yolculukta yardımcı olmaktadırlar. Toplumda ulu kabûl edilen kişilerin ölümünden sonra ruhlarından medet ummak mezarları kutsamış ve bu yerler medet umulan yerler hâline gelmişlerdir. Günümüzde mezar, türbe, yatır ve benzeri yerlerin ziyareti ve bunlardan medet umulması da bu inanç sisteminin devamı olarak ortaya çıkmıştır.
Eski Türkler’de mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın veya mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.


Arap dünyasında mezar taşı yoktur. Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması istenir. Kutsanması günahtır. Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın san'at eseri hâline getirilecek kadar süslenmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.

Dilek tutma:

Göktanrı inancında kanlı kurbanlardan başka bir de kansız kurbanlar vardır. Saçı, yalma, yani ağaçlara veya kamın davuluna bağlanan paçavralar, ateşe yağ atma, tözlerin ağızlarını yağlama ve kımız serpme gibi törenler bu kansız kurbanlardır.

Ölüm:

Şamanizm'de köpek ruhun yaklaştığını uzaktan acı ulumayla haber verebilmektedir. Sıradan bir kişi bu ruhu görürse bu onun pek yakında öleceğine işaret sayılır. Anadolu’da günümüzde köpek uluması uğursuz sayılmaktadır. Köpeklerin bâzı olayları önceden algıladıklarına ve bunu uluyarak anlattıklarına inanılır.

İçki:

Şamanlar (kamlar), Tanrı ve koruyucu ruhlar için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılır. Oysa İslâm’da içki içilmesi kesinlikle yasaklanmıştır. Eski Türk kültüründe içki içilmesi yaygın bir gelenektir. Özellikle düğünlerde ve mutlu günlerde müzik eşliğinde içki içilmesi geleneği vardır.

Kubbe:

Ayrıca, cami mimarisine kattığımız "kubbe" gök tanrı dini'nden taşıdığımız bir durumdur.

Nazar:

Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inançtır. Bâzı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır. Bunun önüne geçmek için “nazar boncuğu”, “deve boncuğu”, “göz boncuğu” v.s. takılır. Nazar olgusu da eski Türk inançlarındandır.

Halı Kilim Desenleri:

Şaman'ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çiyan, kunduz gibi yabanî ve zararlı hayvan şekilleri çizilerek onların kaçırılacağına inanılırdı. Bugün Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler Şaman giysilerinin izleri taşımaktadır.

Müzik:

Şamanlar âyinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Müziksiz bir âyin düşünülemez. Oysa İslam dininde Kur'an dışındaki dinî eserlerin müzikle okunması günahtır. Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz. Muhammed'in, Hz. Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve İlâhiler sâdece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır.

Marmaris'in Saklı Cenneti Turunç Beldesi

Gönderen Dert Ortağı 24 Temmuz 2010 0 Yorum edit post | |

http://img835.imageshack.us/img835/5382/rturunc29090920.jpg
Kış aylarında 2 bin civarında olan nüfusun, yazın 15 binin üzerine çıktığı Turunç'ta, konaklama tesislerinin Temmuz ayı başından itibaren yüzde 100 doluluk oranına ulaştığı belirtildi.
Beldesinin turizm potansiyeli hakkında AA muhabirine bilgi veren Turunç Belediye Başkanı Ali Fuat Fidan, doğal güzellikleri ve bu güzelliklerin halkı tarafından özenli bir şekilde korunması nedeniyle Turunç'un turizmdeki yıldızının sürekli yükselme gösterdiğine işaret etti.
Turunç beldesinin yatak kapasitesinin 2 bin 500'ü Turizm Bakanlığı belgeli olmak üzere toplam 7 bin olduğunu kaydeden Belediye Başkanı Fidan, bu sayının gelecek yıllarda artmasını beklediklerini söyledi.
10 YILDIR MAVİ BAYRAK ÖDÜLÜ ALAN HALK PLAJI
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, son 10 yılda sürekli mavi bayrak ödülünü alan marina ve plajlar arasında Turunç Halk Plajı'nın da bulunduğuna dikkati çeken Başkan Fidan, ''Bakanlığın sitesindeki açıklamayı okuduğumuzda 10 yıldır aralıksız olarak mavi bayrak ödülü alan tek halk plajının Turunç olduğunu gördük ve çok sevindik'' dedi.
Köyken altyapısını tamamlayan tek turizm beldesinin Turunç olduğunu anlatan Fidan, muhtarlık zamanından itibaren kurulan dernek çatısı altında mavi bayrak çalışmalarına başlandığını kaydetti.
Turunç halkı olarak, deniz ile kumsalın temiz ve güvenilir olduğunu kanıtlayan mavi bayrağa önem verdiklerini belirten Fidan, ''Bu işe başlarken Turunç Mavi Bayrak Geliştirme Derneği'ni kurmuştuk. Yıllarca bu dernek bünyesinde çalışmalar devam etti. Belde olduktan sonra belediyeyle bu işi yürüttük. Duyarlılığımız, altyapımızın sağlam olması, arıtma tesisimizin çok iyi çalışması bu ödülü sürekli almamızda etkili oldu. Deniz suyu tahlillerini sürekli alıp tahlil ettirerek, son durumumuzun ne olduğunu aralıksız takip ettik'' diye konuştu.
Bu konudaki en önemli başarının belde yaşayanlarına ait olduğunu ifade eden Fidan, Turunçlular olarak yıllarca mavi bayrağı bırakmayacaklarını dile getirdi.
Mavi bayrak ödüllü sahilin genişliğini 40 metreye çıkartmak için bir proje hazırladıklarını söyleyen Fidan, şunları ifade etti:
''Sahilimizin genişliğini 40 metre yapmayı hedefliyoruz. Bununla ilgili bir proje çalışması yaptık. Projeyi izin almak amacıyla ilgili bakanlığa gönderdik. Denizi doldurmadan kazıklama sistemiyle projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Geri dönüşümlü maddelerden oluşan direkleri belirli aralıklarla çakarak sahilden denize giden kumu tekrar geri almayı planlıyoruz.''
GÜNEŞİN DOĞUŞU VE BATIŞINI GÖREN ANTİK KENT ''AMOS''
Turunç'un Kumlubük koyu yakınlarında bulunan ve 4 bin yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen Amos Antik Kenti'nin gün yüzüne çıkartılarak turizme kazandırılması için başlatılan çalışmalar ise sürüyor.
Marmaris Ticaret Odası ve Marmaris Müze Müdürlüğü'nün öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında ilk olarak antik kentin çevre temizliği gerçekleştirildi.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından Amos'un gelecek yıl turistlerin uğrak yerlerinden birisi olacağının beklendiğini ifade eden yetkililer, bu sayede Turunç'un turizm potansiyelinin daha da artacağını söyledi.
Rodos birliğinin önemli ilçelerinden biri olan Amos, Helen dilinde ''Ana Tanrıça Tapınağı'' anlamına geliyor. Helenistlik dönemde ''Samnaios'' adıyla bilinen Apollon, bu kentin baş tanrısı sayılmış. Tepe üzerinde kurulan kentin etrafı 1,8 metre kalınlığında ve 3,5 metre yüksekliğinde kulelerle desteklenen surlarla çevriliymiş. Helenistlik devirden Doğu Roma dönemine kadar sürekli yerleşim gören kentin, ayakta kalan en önemli yapısı ise tiyatrosu.
Turunç beldesine 10 dakika uzaklıkta olan Amos, çevresindeki koyları görebilen hakim bir noktada kurulmuş. Güneşin doğuşu ve batışını görebilme imkanı sunan antik kentte, teraslar da bulunuyor.

Güzel İzmir'in Güzel Plajları

Gönderen Dert Ortağı 18 Temmuz 2010 1 Yorum

http://img826.imageshack.us/img826/7049/termal04.jpgÇeşme - Ilıca - Şifne
Pamfilya, Karia ve Likyalılar tarafından yapıldığı bilinen ve Türkiye'nin başlıca turizm merkezlerinden biri olarak uluslararası üne de sahip bulunan Çeşme İlçesi, plajlarının yanı sıra Şifne'deki şifalı kaplıcaları ile de bir cazibe merkezidir.
İnce ve bembeyaz kumları ile Ilıca Plajı'nın ünü ülkemiz sınırlarını aşmıştır. Şifne bölgesinde termal sular denizin içinden çıkmakta, ılıcalarda bulunan çamur, güzellik iksiri olarak kullanılmaktadır. Bölge, iç ve dış turizme hitap eden her türlü konfora sahip otel, motel ve pansiyonlarla donanmıştır. Ayrıca Aya Yorgi Koyu, Pırlanta, Paşa Limanı, Tur Site, Çiftlik gibi adlarla bilinen 20 dolayında koyla çevrili bulunan Çeşme, balığı ile ünlü Dalyan gibi doğa harikasına, özellikle yaz aylarında son derece renkli bir eğlence yaşamına da sahiptir.
Çeşme Kalesi ve burada bulunan müze ise tarih meraklıları için bulunmaz bir nimettir. Kaledeki müzede bir sualtı arkeoloji müzesi oluşturulması çalışmaları da sürdürülmektedir. Tamamlandığında yörede yapılan araştırmalarda elde edilen tarihi eserler bu müzede sergilenecektir.
http://img829.imageshack.us/img829/4657/34053794372121fb719o.jpgÇeşmealtı
Konak'tan 36 kilometre uzaklıktaki Çeşmealtı, plajlarının yanı sıra, İçmeler mevkiinde bulunan kaplıcaları ile ünlüdür. Yaz sezonunda nüfusu birkaç kat artan Çeşmealtı'nın İçmeler sahillerinden sonra ise Kıyı Bandı Karaburun'a kadar devam eder. Yolunuzun üzerindeki Urla'nın Kokar Koyu da bakir doğası ile tatilcileri çeker. 
 
 
http://img840.imageshack.us/img840/949/mordogan01.jpgBalıklıova - Mordoğan - Karaburun
Urla Yarımadası'nın kuzeyinde kurulu Karaburun'da çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda ilçenin M.Ö. 3000 yıllarında Hititler tarafından kurulduğu anlaşılmıştır. Urla'yı geçtikten sonra Teknoloji Enstitüsü önündeki kavşaktan sağa dönen kıvrımlı yola sapıldığında ilk ulaşılan yerleşim yeri Balıklıova'dır. Buradan sonra girintili çıkıntılı sahil bandı, Mordoğan'ı takiben Karaburun'a kadar uzanır. Bakir bir doğaya sahip Karaburun ve Mordoğan yöresi turistik alt yapı bakımından henüz gelişmemiş olmakla birlikte, sakin ve doğa ile başbaşa bir tatil yapmak isteyenler için idealdir. Yörede ayrıca Ege'nin en leziz balıkları da avlanmaktadır.
http://img828.imageshack.us/img828/3694/119c396zbek2020akkum20l.jpgAkkum
Seferihisar İlçesi'ne 5 kilometre mesafede ve Sığacık bölgesinde bulunan Akkum Plajları, berrak denizi, pırıl pırıl kumları ve sörf yapmaya uygun denizi ile ünlüdür. Dionysos Tapınağı, Athena Kutsal Alanı ve benzeri antik yapıların bulunduğu akeolojik özelliği bulunan antik Teos'a da bir kilometrelik bir yürüyüş ile ulaşılabilir. Akkum plajlarına günübirlik gidilebileceği gibi, buradaki turistik tesislerde de konaklanabilir. Sığacık Limanı akşam günbatımlarında eşsiz bir görünüme bürünürken, buradaki restoran ve barlarda hem eğlenebilir, hem de en taze deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz. 
 
 
http://img843.imageshack.us/img843/7325/candarli.jpgÇandarlı
İzmir'e 84 kilometre uzaklıkta bulunan ve bir yarımada şeklinde 3 taraftan denizle çevrilmiş olan Çandarlı, balığı, koyları ve Osmanlı döneminden kalma kalesi ile ünlüdür. Kale'de kullanılan taşların çoğu antik çağların izlerini taşır. Çandarlı zaten ilk Hitit yerleşimlerinden biridir ve 'Pitane' olarak da adlandırılmaktadır. Sakin ve rahat bir tatil-dinlenme yeridir.
 
http://img834.imageshack.us/img834/1074/dikili2.jpgDikili
İzmir'e 120 kilometre uzaklıktaki Dikili'nin M.Ö. 5000-4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi vardır. Yörede yapılan arkeolojik kazılarda bölgede Akaların yaşadığı ve kente Aternagus adını verdikleri ortaya çıkmıştır. Ilıcaları ile de ünlü (Nebiler, Bademli ve Kocaoba) ilçenin upuzun plajları vardır. Merkezdeki plaj boyunca uzanan sahilin birçok yerinde rahatlıkla denize girilebilir. Tatil siteleri ile dolu olan bölgede konaklama yerlerinin fiyatları da son derece uygundur
 
http://img840.imageshack.us/img840/4496/28118455.jpgFoça
Menemen'i geçtikten kısa bir süre sonra İzmir - Çanakkale karayolundan sola saparak gidilen Foça İlçesi, dünyada nesli tükenmekte olan Akdeniz Fokları, bu canlıların yaşadığı Siren Kayalıkları, barbun ve çipurası ile ünlüdür. Foça ile Yeni Foça arası birbirinden güzel ve çam ağaçları ile kucaklaşan koylarla bezenmiştir. Foça ayrıca kalesi, tarihi eserleri, muhteşem doğası ile turistleri çekmektedir. Yeni Foça'da da plajlar ve konaklama yerleri bulunmaktadır. Menemen'i geçtikten kısa bir süre sonra İzmir - Çanakkale karayolundan sola saparak gidilen Foça İlçesi, dünyada nesli tükenmekte olan Akdeniz Fokları, bu canlıların yaşadığı Siren Kayalıkları, barbun ve çipurası ile ünlüdür. Foça ile Yeni Foça arası birbirinden güzel ve çam ağaçları ile kucaklaşan koylarla bezenmiştir. Foça ayrıca kalesi, tarihi eserleri, muhteşem doğası ile turistleri çekmektedir. Yeni Foça'da da plajlar ve konaklama yerleri bulunmaktadır. 
 
http://img838.imageshack.us/img838/9633/pamucak3.jpgPamucak Plajları
Antik tiyatrosu, Celsius Kütüphanesi ve çağlar öncesinin en önemli kentlerinden biri olan Efes'ten Kuşadası istikametine 8 kilometre mesafede bulunan Pamucak, uçsuz bucaksız plajları ve kumu ile ünlüdür. Pamucak Plajı, bakir görüntüsü ile turistleri çekmektedir. Pamucak sahili "Turizm Merkezi" olarak ilan edilmiştir ve birbirinden güzel tesisler bulunmaktadır.
 
http://img830.imageshack.us/img830/1391/gc3bczelbahc3a7eklizman.jpgKlizman - Urla
Plajların yanısıra çok gezi ve piknik yeri olarak da kullanılabilen Urla Klizman sahillerine, özellikle yaz aylarında İzmirliler yoğun ilgi gösterir. Urla Klizman sahilleri, deniz, kum ve ağaç üçlüsünün bulunduğu çok sayıda koya sahiptir. 
 
 
 
 
http://img838.imageshack.us/img838/2067/dsc0392.jpgYassıca Ada
Urla açıklarında bulunan Yassıca Ada İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı tesis ve düzenlemelerle İzmirliler'in gözde tatil yerlerinden biri haline geldi. Yaz aylarında İzdeniz'in düzenlediği günü birlik vapur seferleri ile ulaşımın sağlandığı Yassıcaada, temiz mavi denizi ve sessiz ortamı ile büyük ilgi görmektedir. 
 
 
 
http://img843.imageshack.us/img843/9936/278picture01.jpgÖzdere - Gümüldür
Özdere (Kesre), İyon Uygarlığı'nın Efes'ten başlayan Teos'a kadar uzanan Ege Sahil çizgisi üzerinde yer almaktadır. Şimdiki adı Özdere olan beldenin tarihe uzantısı Kesre ismi ile başlar. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Özdere ismini alır. Geniş sahili ve alternatifli tesislerile Özdere İzmir'in önemli tatil beldelerinden biridir.
 
Kaynak: www.izmir.bel.tr

İzmir Seni Sevmem İçin Bir Nedenim daha var artık :)

Biz Türklerin Diyalog Farkı

Gönderen Dert Ortağı 07 Temmuz 2010 0 Yorum edit post | |

http://img689.imageshack.us/img689/479/komik.pngAmerikan: hey dostum burda bir problem mi var ?
Türk: noluyo lan burda ?


Amerikan: nasil gidiyor mike...?
Türk: napiyon lan?


Amerikan: korkarim seni oldurecegim!
Türk: salavat getir pez*venk!


Amerikan: oov dostum hic cool olmamissin.
Türk: bu ne lan g*tüme benzemissin.


Amerikan: hey steve, neden kendine bir icki koymuyosun?
Türk: la suleyman, kap iki bira gel bakim hemen!


Amerikan: lanet olsun sana Christine!
Türk: Allah belani versin Nalan!


Amerikan: Tanrı askina brad kes sesini artik!
Türk: Allah'ım sen bana sabir ver, sus lan yeter! Elimde kalcan...


Amerikan: aman tanrim simdi napicaz?!?
Türk: haaa xktirrrr S*çTk.!!


Amerikan: help me please...
Türk: la bi baksana la!!!


Amerikan: ne derler bilirsin jack, hayat beklenmedik surprizlerle doludur...
Türk: valla oglum bir soz var hani, kaderde varsa düzülmek neye yarar üzülmek...


2 AMERİKALININ konuşması;
Amerikan 1: dante'nin bu kitabini okudun mu micheal?
Amerikan 2: aaa evet , gercekten edebi degeri olan bir calisma.

Buna karşılık 2 TürkUN konuşması;
Türk 1: abi da vinci koduni okudum super!
Türk 2: lan birak! iyice entel dantel oldun ! Layt herif !!


Amerikan:: hey jerry gel pizza ye dostum...
Türk: sülo gel lan buraya mis gibi menemen yaptik...


Amerikan: FBI... bir kac soru sorabilir miyim?
Türk: polis! nerdeydin lan dun esek herif?


Amerikan: (ses cikarmadan el işaretiyle) sen oraya
sen buraya sessiz olun...
Türk: Dagiliyoruz. haydaaaaaaaaa! !!


Dert Ortağı'nın Yorumu:
TÜRK OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM VALLA :)

Bogazici Koprusu'nun 36 yillik tarihi‏

Gönderen Dert Ortağı 02 Şubat 2010 0 Yorum edit post | |

Kopru'nun 36 yillik tarihi
   
Cumhuriyet'in 50. yil donumu onuruna 29 Ekim 1973 yilinda hizmete acilan kopru'nun fikri yuzyillar oncesine dayanir. Bilinen en eski Bogaz gecisi M.O. 511 yilinda gerceklestirildi. Iskit seferine cikan Pers Krali Darius'un 700 bin kisilik ordusu, gemilerin yan yana getirilmesiyle olusturulan yuzer kopru ile Trakya'ya gecti.
kopru-1
Muhendisler, Bogaz'in bir kopruyle gecilmesi konusunda zaman zaman degisik projeler uretse de bunlar tasari halinde kaldi.
kopru-2
Ornek olarak 1940 yilinda Nuri Demirag'in girisimiyle, Turk muhendisler ve Amerikali uzmanlar tarafindan kopru projelendirildi ancak zamanin iktidari "Bogaza kopru olmaz, yikilir" diyerek teklifi reddetti.
kopru-3
Ancak Istanbul'un hizla gelismesi ve Avrupa-Asya arasindaki trafigin artisi bu koprunun yapimi zorunlu kildi ve Bogazici Koprusu tasarlandi.
kopru-4
Avrupa ve Asya kitalarini ayiran Bogaz'dan karsidan karsiya kolayca gecebilme fikri yuzyillar boyunca cekiciligini korudu.
kopru-5
1967'de konuda uzmanlasmis dort muhendislik firmasindan yeni bir proje hazirlamalari istendi ve en uygun oneriyi yapan Freeman Fox and Partners adli Ingiliz firmasiyla 1968'de anlasma imzalandi.
kopru-6
Insaati gerceklestirecek firmayi secmek icin acilan ihaleyi de Hochtief AG adli Alman ve Cleveland Bridge and Engineering Company adli Ingiliz firmalarinin olusturdugu konsorsiyum kazandi.
kopru-7
Bogaz koprusunun temeli 20 Subat 1970'de Beylerbeyi'nde atildi.
kopru-8
Avrupa ve Asya kitalarini ayiran, Istanbul Bogazi'ndan karsidan karsiya gecisi saglayan ilk kopru oldu.
kopru-9
1971 yilinin Mayis ayinda Ortakoy, Temmuz ayinda ise Beylerbeyi kulelerinin montajina baslandi.
kopru-10
1972'nin Ocak ayinda her iki kule de tamamlandi.
kopru-11
1970 yilinda yapimina baslanan ve maliyeti 21,774,283 dolar olan kopru, Cumhuriyet'in 50. yildonumu onuruna 29 Ekim 1973 yilinda hizmete acildi.
kopru-12
1978'de kopru, yaya trafigine kapatildi.
kopru-13
Toplam uzunlugu 1560 metre olan koprunun iki kule arasi uzunlugu 1073 metredir.
kopru-14
Koprunun deniz yuzeyinden yuksekligi 64 metredir.
kopru-15
Ortakoy ile Beylerbeyi arasindadir.
kopru-16
Koprunun ilk hizmete acildigi yil gunluk ortalama arac gecisi 32 bin iken 1987'de bu sayi 130 bine, 2004 yilinda ise 180 bine cikti.
kopru-17
Istanbul Bogazici Koprusu'nun yeni aydinlatma ve isiklandirma sistemi 22 Nisan 2007 tarihinde duzenlenen toren ve isik gosterisiyle faaliyete gecirildi.
kopru-18
Koprunun tamami 16 milyon renk degistirebilen led armaturlerle aydinlatildi.
kopru-19
Bogazici Koprusu'nun aydinlatilmasinda kullanilan renk degistirebilen led armaturler, uzun omurlu, dusuk enerji tuketimine sahip ve cevre dostu olma ozelligi tasiyor.
kopru-20
Dekoratif aydinlatma projesinin montaj isleri bircogu YTUDAK kokenli tirmaniscilardan olusan "Yuksek Isler - HighWorks" adli iple erisim cozumleri sunan sirket tarafindan gerceklestirilmistir. Aydinlatma ekipmanlarinin montaji sirasinda 236 adet V-aski halatina 2000 adet led isik modulu ve 7000 metrenin uzerinde kablo sabitlenmistir.
kopru-21
Bu calisma sirasinda 12 iple erisim teknisyeni 9000 metrenin uzerinde dikey ip inisi yapmistir ve bu montaj calismasi Turkiye'de 2007 yilina kadar gerceklestirilmis en buyuk iple erisim projesidir.
kopru-22




Kaynak:Mimdap.Org

Yeni Düşenler

Abonelik:

E-Posta Adresini Gir: